Severek okuduğum ve beni içine çeken bir kitap oldu. Tolstoy , insanı anlamaya çalışan , insan sevgisini ve inanç konularınıda eserlerinde çok güzel işleyen bir yazar .Her biri kısa hikayelerden oluşan 6 hikayeden oluşmaktadır. Kitabın kendi adı olan “ İnsan neyle yaşar?”adlı hikaye , bir meleğin tanrı tarafından cezalandırılmasını konu ediniyor. Tanrı onu 3 soru ile dünyaya gönderiyor.
İnsanda ne var ?
İnsana ne verilmedi ?
İnsan neyle yaşar?
Bu soruların cevaplarını ararken fakir bir ayakkabıcı ile karşılaşır. Semyon kendi durumu kötü olmasına rağmen bu zavallı adama yardım etmeye karar verir. Böylece melek adam ve karısı ile birlikte yaşamaya başlar. Karı koca başta bu adamı istememesine rağmen ona yemek verilince ,onların yüzündeki merhameti , sevgiyi görür ve böylece ilk sorunun cevabını öğrenir. İnsanda ne var ? Semyon’ la beraber ayakkabıcılık yapan adam , kendisine deri ayakkabı diktirmeye gelen adama ayakkabı değil terlik diker . Ayakkabı diktirmeye gelen adam, bir süre sonra ölünce İnsana neyin verilmediğini de anlamış olur. Adam deri ayakkabısı isterken ölü terliğine muhtaç olduğunu bilmez . Son olarak insanın neyle yaşadığını ise çocuğunu kaybeden bir annenin , başka bir kadının çocuklarına acıyıp ağlamasını görünce öğrenir. Kitapta ifade ettiği gibi “Her insanın kendisi için kaygılanarak değil , sevgiyle yaşadığını öğrendim “ der .
Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez
Bu hikâyede ise bir hiç yüzünden başlayan bir kavganın nasıl da Çığ gibi büyüdüünü görürüz. Bu hikayeden anladığımız öfkeyle kalkan zararla oturur. İki komşu türlü anlaşmazlıklardan dolayı birbirleri ile mahkemede uğraşmaktan en güzel yıllarını kavgayla tüketirler.
Mum
Bu hikayede ise bir toprak ağasının köylülere fazla iş verip onlara cezalandırması , hatta onların ölümüne sebep olması
Hepimizin yavaşlamaya ihtiyacı var!
Neden mi? Çünkü hız kontrol edilemiyor.
Hayatın getirdiği sorumluluklar bizi hıza mecbur ediyor. İnsanlar ev, iş, okul, alışveriş ekseninde hayatlarını tüketirken düşünmeye ve sorgulamaya vakit bulamıyor. Gökyüzüne, doğaya bakacak, tefekkür edecek, en önemlisi sevdiklerinin halini hatırını soracak vakti olmuyor.
Hız bizi bir anlamda uyuşturuyor ve bizi öfkeli insanlar haline getiriyor. Hızlı ve öfkeli!
Elimizdeki telefonlardan bilgisayara bütün teknolojik aletlerde hız hakim. Sosyal medyada izlediğimiz videoların çoğu 5-10 saniye.
Kaydırabildiğimiz kadar kaydırıyoruz. Ne kadar çok bunlarla vakit geçirirsek hayata o kadar hakim olacağımızı zannediyoruz. Ama tam tersi hayatı kaçırıyoruz.
Artık yavaşa tahammülümüz kalmamış, Uzunca bir video bile izleyemiyoruz. Çünkü bütün dikkatimiz hız üzerine kurulmuş.
Kendi özümüzü, hakikatimizi hatırlamak için durmaya ve yavaşlamaya ihtiyacımız var. Bu yavaşlık bize hiçbir şey kaybettirmeyecek.
Merak etmeyin!
Hayatı kaçırmayacağız.
Ayette de geçtiği gibi
İnsanoğlu çok acelecidir. YavaşlaM. Kemal Sayar
Çoğu zaman kendini ezilmiş ,mağdur ve toplumda kendini değersiz hissetmek,toplumun ve dış etkenlerin baskısına katlanmak , aslında burda gregor samsa'nın böceğe dönüşmesi değil insanların nasıl birini ezercesine adeta o böceğe benzemesi , aslında onu ezerek kendi standartını yükseltmesi ,onun kim olduğunu düşünmeden elinin tersiyle itmesi aslında anlatılan tam olarak bu.ben bu kitabı okurken kafkanın ne hissettiğini anladım.aile baskısından ve toplumun baskısından sıkılmış onların etkisiyle ezilmiş bir karakter çıkarıyor Aslında.franz Kafka nın inanılmaz bir düşünce yapısı var DönüşümDönüşüm
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma
Aslında kibir hep var oldu.ilk insandan beri hep devam ediyor.kibrin üstadı nefs,her seferinde insanların zaafını bulup en sevdiği şeylerden ona saldırıyor,ve insana benliğini hissettiriyor.nefs çok güçlü ve çok tehlikeli.ama ondan kurtulanlara ne demeli peki ,kibrini hiçe sayanlara "ben bilmem" diyenlere . böyle insanlar çok zor bulunuyor.bunlardan biride Somuncu Baba .bir Allah dostu olduğu halde bunu bütün insanlardan saklayıp,hayatını ekmek yaparak geçiriyor.ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız bir şekilde veriyor.kibir Somuncu Baba nın karşısında aciz kalıyor ve ona yeniliyor.bizde umarım kendi nefsimizi yenen değil,nefisle savaşan oluruz. ÂmâFatih Duman
ÂmâFatih Duman · Nesil Yayınevi · 20192,853 okunma