Hele 28 Ekim'de İbrahim 'in kanını dava ederek ayaklanan sipahi isyanını kanlı bir şekilde bastırmasından sonra, yeniçeri rakipsiz kalmış, ağaların bıyıklarını balta kesmez olmuştu. Saltanata vâris olan darbe çetesi,devletin bütün kurumlarını ele geçirmiş, memuriyetler açık artırma ile satılır hale gelmişti.
Sonunda dünya yöneten insan haline gelebileceği umulan bu şişedeki Homunculus, 28 Nisan 1919 antlaşmasında somutlaştırıldığı şekliyle bu Milletler Cemiyeti, hiçbir şekilde bir halklar cemiyeti değildir; bu bir “eyaletler, hakimiyetler veya koloniler“ birliğiydi. Bunların “tamamen özerk“ olması şart konuşulmuştu ama bu tabirin herhangi bir tanımı yoktu.
"Hiçbir insan, hiçbir millet, hiçbir ümmet bizzat elde etmediği, kendi katılıp üretmediği bir değer olmaksızın, mutlak manada bir başkasına üstün sayılamaz. İslâm hukukundaki içtihat müessesesinin anlamı da her toplumun kendi ihtiyaçlarına çare aramasıdır"s.28