7/10
Yaklaşık 280 sayfa okudum ama artık kitap ilerlemiyor ve sarmıyor. Kitap ve hikayenin girişi çok iyi ama maalesef devamında gittikçe dahada sıkıcı olmaya başlıyor. 370 sayfa olmaya değecek bir kitap değil.
Benim Canım AcımazDavid Goggins · Pegasus Yayınları · 0164 okunma
Etkileyici
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:51
Kaan Murat Yanık Yunus Kalender'in hikayesini etkileyici ve gerçek üssü temalarla okuyucuyu romanın içine çeken, yaşatan, duyguları hissettiren, akıcı bir Türkçe ile okurlarına sunmuş. Ustaca örülen roman karakterlerin derinliği ve kolay okunan ve sürükleyen bir film tadında sunmuş. Roman 280 sayfa boyunca okuyucuyu acaba ne olacak diye heyecanlandırıyor Ancak bu sayfadan sonra geriye kalan 50 sayfada yazar kitabı artık nasıl sonlandırabilirimin arayışına girmiş ve Yumanek'in hikâyesini derinleme işlemeden ve Yunus Kalender ile tam manasıyla özgeleştirmeyen ve akıbetini açıkta bırakan, Yunus balığının karnına giren Kalender'in gerçek üssü kurtuluş hikayesini yüzeysel örguleyen bir sonla sonlandırmış. Onun dışında çok güzel bir roman. Tavsiye ederim.
Sular Üstünde Gökler AltındaKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20233,218 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
ÖLÜM DALGALARI AGATHA CHRISTIE 280 SAYFA #HERAYAGATHACHRISTIE #Ortakokuma #Okudukbitti Umutla yolculuk etmek, bazen gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir. Orta yaşlı milyoner Gordon Cloade, genç ve güzel Rosaleen ile evlendikten kısa bir süre sonra bir bombardımanda hayatını kaybeder. İkinci kez dul kalan Rosaleen, beklenmedik bir şekilde Cloade ailesinin servetinin de sahibi olmuştur. Artık çok zengin olan Rosaleen hiçte memnun değildir bu durumdan. Zira ölen eşinin tüm akrabaları bu servette hak sahibi olduklarını düşünmektedir. Hatta bu akrabalar ilk eşinin ölmediğini ve mirası kendilerine bırakması gerektiğini ima ederler her fırsatta genç kadına. Rosaleen ve abisi, bu asalak akrabalar ile mücadele ederken, kasabaya gelen bir yabancı işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Enoch Arden isimli bu adam, Rosaleen'in ilk eşinin yaşadığını hatta arkadaşı olduğunu iddia eder ve şantaj yapmaya başlar. Bu iddia gerçekse Rosaleen mirastan pay alamayacak, her şey Cloade ailesine geri dönecektir. Fakat bu gizemli yabancının, kaldığı pansiyon odasında ölü bulunması durumu daha da karmaşıklaştırır ve devreye meşhur dedektifimiz Hercule Pioret girer. II. Dünya Savaşı döneminde geçen bir hikayeyi keyifle okuduk ve bu sefer katili bulmakta hiç zorlanmadım. Sevgili Fatma ve sevgili Sevilay eşlik ettiğiniz için teşekkür ediyorum Yaz tatili sonrası yeni macerada buluşmak dileğiyle. Oldukça akıcı bir hikayeydi; aşk, intikam, gerilim ve yer yer gülümseten satırlar içeren bir Agatha eseri daha geride kaldı. Kitapta bahsi geçen "Atatürk Çiçeği" ayrıntısı çok hoşuma gitti özellikle. Her ne kadar uzun süre yaşatamasam da, ara ara evimde olan bir çiçektir. Herkese keyifli okumalar diliyorum arkadaşlar. Karakter asla aynı kalmaz. Ya kuvvetlenir ya da zayıflar. Bir insanın ne
Ölüm DalgalarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2018929 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 52. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:18
الحمد لله، الحمد لله، الحمد لله، والصلاة والسلام على نبيه ﷺ، السلام عليكم ورحمة الله وبركاته. Öncelikle belirtmeliyim ki bu, hayatımda en uzun sürede bitirdiğim nadir kitaplardan biri oldu. Gerek aynı anda birçok kitap ve konuyla meşgul olmam, gerekse kitabın beni pek sarmamış olması süreci uzattı. Genel anlamda çok güzel olmasa da güzel bir kitap. Fakat okurken 3-4 kez dönüp dönüp kitap kapağına baktım ve "Ben gerçekten 'Müslüman Kadının 24 Saati' kitabını mı okuyorum?" diye kontrol ettim. Kitabın adını gördüğüm an, kafamda; beş vakit namaz öncesi ve sonrası zamanımızı uhrevî açıdan faydalı olacak şekilde nasıl değerlendirebileceğimiz, gece ibadetlerimizin nasıl olması gerektiği, 24 saatte belki 24 ibadet... hadisler, ayetler ve sahabeden örnekler ışığında anlatılan bir kitap canlandırmıştım.. Ancak 280 sayfalık kitapta 7-8, en fazla 10 kadar delile yer verilmiş. Delil yetersizliği bende maalesef bir doyumsuzluk hissi oluşturdu. (Çok zengin bir kitap olabilirdi) Eksik yönlerinden biri de bazı fikirlerin farklı ifadelerle 2-3 kez tekrar edilmesiydi. Bu durum kitaba devam etme hevesimi kırdı ve bitirme sürecini oldukça uzattı. Son olarak, kitabın adı! Eğer ben kitabın içeriğine uygun bi at seçmiş olsaydım "Kolay ve Sürdürülebilir Program Yapma Kılavuzu" ismini tercih ederdim. Artıları:𓍯 Sanırım yazarın ilk kitabı ve anlatım dili ilk olmasına göre güzel. Üç çocuk annesi olmasına rağmen programlı ve düzenli bir hayat sürmesi, İslami etkinliklerde aktif olması ve ayrıca kitap yazmış olması takdire şayan bir başarı. Maşallah, bârekallah. Ayrıca Yazarın yer, yer kendi hayatından örnekler vermesi ise kitabı daha samimi ve son sayfalarda biraz daha teşvik edici kılmış. Anlatılanların teoride kalmayıp yaşanmış tecrübelerle desteklenmesi, genellikle daha sıcak bir
Müslüman Kadının 24 SaatiBilge Arslan · Tahlil Yayınları · 2025303 okunma
8/10
·280 syf.··
2026 53. kitabı
BEN ŞEYTANIN OĞLUYUM Jean-Chrıstophe GRANGE Görselde yazarımıza ait 𝐁𝐞𝐧 Ş𝐞𝐲𝐭𝐚𝐧ı𝐧 𝐎ğ𝐥𝐮𝐲𝐮𝐦 dışında sadece üç eserini görüyor olabilirsiniz ama tüm kitaplarını heyecanla ve merakla okuyup, bazı romanlarının uyarlandığı filmlerini de çok severek izledim. Grange’ın kitaplarında genel olarak karanlık bir atmosfer, insanın içine işleyen kötülük ve geçmişten gelen yaralar hissedilir ama 𝐁𝐞𝐧 Ş𝐞𝐲𝐭𝐚𝐧ı𝐧 𝐎ğ𝐥𝐮𝐲𝐮𝐦 bambaşka bir yerde duran bir eser oldu benim için. Çünkü bu kez bir kurgu okumuyoruz; Grangé’nin kendi içindeki karanlığa, korkularına ve çocukluğuna açılan kapıdan giriyoruz ve sanırım kitabımızı bu kadar sarsıcı yapan şey de tam olarak samimiyet ile aktardığı hikâyesi. Kitabımız boyunca onun hiç tanımadığı babasının gölgesinin hayatını nasıl şekillendirdiğini görmek çok etkileyiciydi. Okurken bazı yerlerde gerçekten bir polisiye gerilim okuyormuş gibi hissettim çünkü Grangé kendi hayatını bile öyle güçlü ve karanlık bir dille anlatıyor ki sayfalar ilerledikçe insanın içine huzursuzluk çöküyor. Ama bu kez katilin peşinden değil, bir çocuğun korkularının peşinden gidiyoruz. En çok hoşuma giden şey ise Grangé’nin kendini saklamaması oldu. Yazdığı korkunç hikâyelerin, şeytani karakterlerin ve karanlık dünyaların aslında nereden beslendiğini açık açık anlatıyor. Yıllardır okuduğumuz o sert ve ürkütücü romanların altında korkmuş, yalnız ve cevap arayan bir çocuk olduğunu görmek kitabı çok daha dokunaklı hale getiriyor. 𝐁𝐞𝐧 Ş𝐞𝐲𝐭𝐚𝐧ı𝐧 𝐎ğ𝐥𝐮𝐲𝐮𝐦 yalnızca bir yazarın anıları değil; geçmişin insanın ruhunda nasıl iz bıraktığını anlatan oldukça kişisel bir yüzleşme hikâyesi. Biz Grangé hayranları için çok özel bir kitap olmuş bence. Onun zihninin karanlık koridorlarında dolaşmayı sevenler bu kitabı okurken hem şaşıracak hem de yazdığı her romana artık başka gözle
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0160 okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:03
Çok şükür ki sonunda kitabı bitirdim! Öncelikle 280 sayfalık bu kitabı bitirdiğim için kendimi tebrik ediyorum. Çünkü demagoji ile dolu bu kitabı okumak eziyet gibiydi. Şu ana kadar hiçbir kitap hakkında bu kadar sert bir yorum yapmamıştım ama bu çalışma bir istisna olacak gibi görünüyor. Çünkü birisinin görüşlerine katılmamak, onları eleştirmek ayrı bir şey iftiraya varacak çarpıtmalarla demagoji yapmak ayrı bir şey. Söz konusu eser bir de doktora tezi olduğu için bu durumdan daha da rahatsız oldum. Çünkü akademi dediğiniz yer kendi tezinizi akademik bir şekilde savunduğunuz veya eleştireceğiniz bir konuyu, kişiyi vb. delilleri ile beraber hakkaniyetli bir şekilde akademik olarak eleştirdiğiniz bir yerdir. Yazar ise 'bağlamcılar' diye isimlendirdiği bir grubu eleştirirken birçok kişiyi ve fikirlerini aynı kefeye koyup görüşlerine objektif ve geniş bir yer vermeden kendi ön kabulleri ile okuyucuya sunup sonra da acımasızca eleştiriyor. Kitapta bu duruma çok fazla rastlasak da en fazla dikkatimi çeken bir örnek üzerinden anlatmak istiyorum. 67. sayfada yazar diyor ki: ''Nitekim bunun sonucu olarak Cabiri Kur'an'ın sarih beyanlarına rağmen kimi çelişkili rivayetlerden yola çıkarak elimizdeki mushafta bazı ayet ve surelerin bulunmadığını iddia etmekte, hatta Hz. Osman dönemi Kur'an tedvini sırasında bazı yanlışların yapılmış olabileceğini söylemektedir.'' Öncelikle şunu söyleyelim ki söz konusu pasajda Cabiri'den hiçbir alıntı yapmadan kullandığı kaynakların çelişkili olduğunu söylemek akademik bir yaklaşım değildir. Kendi fikrini doğrudan okuyucuya genel geçer bir olgu gibi sunuyor. Bu zaten kitap boyunca çok gördüğümüz bir şey. İkinci olarak bu cümlenin dipnotunda belirtilen kaynak bende var ve daha önce okudum. Merak edip söz konusu sayfayı açıp baktım ve kesinlikle
Kuran Yorumunda Bağlamın SınırlayıcılığıMehmet Bağçivan · Diyanet İşleri Başkanlığı · 20221 okunma