Bu kitap 2024 sonunda 33 baskı yapmış bir kitapken ben 2026'da 90. baskısını okudum. Geçen iki yılda bu kitap neden popüler oldu da bu kadar okundu bilmiyorum, bence hiç değecek bir kitap değil. Yeşilçam filmleri birleştirilerek bir kitap yapılmış gibi. Kitap bence toplumcu gerçekçi çizgiden ziyade yeşilçam penceresinden yazılmış. Kitaptaki erkek aydın karakterin kadına karşı davranışları onun aydınlığını sorgulatır türden, karakterlerin derinlikleri yok ve karakterler yazarın kendi çizdiği portreye uymayan çelişkili, tutarsız davranışlar da sergiliyorlar (Örn. Syf. 302 Hacer'in sözleri). Temel kadın karakterler ele alınırken iç dünyaları, düşünceleri hiç bilinmiyor, dolayısıyla davranışlarının anlamı bile çıkarılamıyor, kadının gözünden içeriden değil bir erkeğin gözünden dışarıdan gelen bu anlatım verilmek isteneni sığlaştırıyor. Özellikle "Nazan" karakteri çok bön bir karakter olarak verilmiş ki bence bu gerçeklikten çok uzak. Ayrıca kitaptaki temel kadın karakterlerin (Nazan, Neriman, Hacer)
varoluşu, kadına biçilen roller ve kadınların hayata tutunmasının yolu hep cinselliklerinin, "kadınlıklarının" ve bir başka erkeğin üzerinden tanımlanmış. Kadın cinsel bir nesne ve bu nesne oluşunu ne kadar "başarılı" kullanırsa o kadar iyi bir hayatı olacak. Kadının rahat ve huzur içinde onurlu bir yaşam sürmesinin yolu hep bir erkeğe bağlı olarak gelişiyor. Kadınların böylesi nesneleştirilerek değerlerinin cinselliğin nesnesi olan bu davranışlarını kullanmalarıyla ölçülmesi ve kurtuluşlarının bir erkek üzerinden tanımlanması çok rahatsız edici. O zamanlar kadınlar öyleymiş demesin kimse, o zamanlarda da çalışan, okuyan, kitap yazan kadınlar vardı... Tüm bu kötü örnekleri içinde toplayan kitap hiç de eşitlikçi bir açıdan daha "iyi" bir yol göstermemiş.
Sürprizbozan olmasın