8/10
·140 syf.··
2026 48. kitabı
Yeraltıdan Notlar’ı bitirdiğimde sanki birisiyle çok uzun ve yorucu bir kavgadan çıkmış gibi hissedersiniz ya, işte bu tam olarak öyle bir deneyimdi. İlk sayfalarda o isimsiz Yeraltı Adamı ile tanışınca içimden sürekli "Amma huysuz adammışsın be abi!" dedim. Kendi karaciğerinden nefret ediyor, diş ağrısından bile felsefe çıkarıyor, sürekli birilerine bilenmiş durumda... Ama okudukça o rahatsız edici aynanın yavaş yavaş bana tutulduğunu fark ettim. Kitap aslında bize "Bakın, hepiniz o kadar rasyonel, o kadar mantıklı değilsiniz; içinizde hep o karanlık, bencil ve her şeyi yakıp yıkmak isteyen küçük çocuk var," diyor gibi. "2x2=4" meselesi beni çok düşündürdü. Adam diyor ki; her şey matematiksel bir kesinlikte olsa, insanın iradesine ne gerek kalırdı? Bazen sadece "çünkü canım öyle istiyor" demek için bile kendimize zarar verdiğimiz gerçeğiyle yüzleşmek biraz sarsıcı. Modern dünyanın bizi her şeyi en verimli şekilde yapmaya zorladığı bu dönemde, bu yeraltındaki adamın mantığa isyan etmesi garip bir şekilde tanıdık geldi. İkinci kısımdaki yemek sahnesinde ise karakter adına yerin dibine girdim resmen. Hepimizin hayatında o çok dışlandığını hissettiği, kendini kanıtlamaya çalışırken iyice rezil olduğu anlar vardır ya, Dostoyevski o anları alıp en uç noktaya taşımış. İnsanın ne kadar kırıcı ve merhametsiz olabileceğini, aslında en çok da kendi mutsuzluğunu başkasına bulaştırmaya çalıştığını o kadar çıplak anlatıyor ki... Kısacası bu kitap, "Hadi gel biraz felsefe yapalım" diyen sıkıcı bir metin değil; daha çok, gece yarısı uykun kaçtığında aklına gelen o en utanç verici anıların bir toplamı gibi. Okuması her zaman konforlu değil, bazen insanın canını sıkıyor, hatta "Yeter artık bu kadar karamsarlık," dedirtiyor. Ama bittiğinde kendinize karşı biraz daha dürüst
1000Kitap
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
139 səhifəlik böyük bir dünya
10/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 14:23
Kitabı sərgidən aldım. Əlimə aldəm ki, incə 139 səhifə. Dedim əladı ki, bir neçə saata bitər Kitabmı bitti, mənmi bittim bilmirəm Demək olar ki, bir az döyüşdüm bu kitabla. Əslində klassik əsərlər, xüsusən də fəlsəfi monoloqlarla dolu olanlar mənə həmişə ağır gəlib. Bu kitabın da ilk 44 səhifəsi, yəni o birinci hissəsi məni çox çətinə saldı. O uzun-uzadı, bitmək bilməyən cümlələr, fəlsəfi analizlər... Həqiqətən dərk etmək üçün özümü çox məcbur etdim. Cəmi 139 səhifəlik kitab olsa da, elə hiss edirəm ki, sanki 1300 səhifə oxumuşam, elə bil beynim idman eləyib yorulub. Qərara gəldim ki, klassiklərə qışa qədər ara verim. Məncə, bu cür soyuq, dumanlı və ağır atmosferli kitabların öz vaxtı var, onlar tam qışın havasına uyğundur. Üstəlik hər kitabın öz oxuma yaşı və zamanı olduğunu düşünürəm. Yazılanları başa düşsəm də, bu cür ağır fəlsəfi-psixoloji rus klassikləri üçün hələ bir az zamanım var sanki. İndi havalar isinir, ruhum daha rəngarəng, əyləncəli, sevgi dolu və ya fantastik hekayələr axtarır. Kitabı zor da olsa bitirdim və sanki, beynimdə qəribə bir boşluq yarandı. O hissə var idi e, deyir hər şeyi dərindən anlamaq əslində bir xəstəlikdir. Həyatda hər detalı analiz eləməyə çalışanda insan donub qalır, hərəkət eləyə bilmir. Kitab oxumaqdan başqa məşğuliyyətin olmadığı o anlar mənə çox tanış gəldi, amma insan bəzən real həyatdan qaçmaq üçün o səhifələrə sığınır. Bir də o məşhur 2x2=5 məsələsi... Həqiqətən azad olduğunu hiss eləmək üçün insanın bəzən özünü məhv etməyə, məntiqsiz addımlar atmağa ehtiyacı varmış. Qısası, ağır idi, yordu, amma özümlə bağlı bəzi gizli gerçəkləri də üzümə vurdu. Amma hələlik bu qədər "yeraltı" bəsdir, indi bir az günəşli hekayələrə keçmək vaxtıdır!
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Özgürlük, 2x2=1 olduğunu söyleyebilmektir.
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
“İnsan bazen zincirlerini görmez, çünkü onlara alışır. En tehlikeli esaret, düşüncelerinin sana ait olduğunu sandığın andır. Sorular sormayı bıraktığında değil, cevapların değiştirildiğini fark etmediğinde kaybedersin. Gerçek; yüksek sesle söylenen değil, susturulamayan şeydir. Ve bir gün herkes susarsa, en büyük yalan ‘gerçek’ olarak kalır.”
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
Bir Bilincin Ruhla Savaşı
Puan vermedi·174 syf.··
2026 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 00:00
Okurken beni zorlayan kitaplar arasında yerini aldı Yeraltından Notlar. Çünkü bu kitap bir olayı değil, olayın insan ruhunda açtığı yarayı anlatıyor. Bir hikâyeyi takip etmiyoruz; bir zihnin içinde dolaşıyoruz. Ve o zihin huzursuz. Ruh hâllerini adeta anatomik bir hassasiyetle çözümleyen bir üslupla kaleme alınmış. Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde adsız anlatıcıyla tanışıyoruz: kırk yaşında, emekli bir memur. Petersburg’da tek başına yaşayan, kendini “hasta, kötü, çirkin” diye tanımlayan bir adam. Toplumu, akılcılığı ve insanın her zaman rasyonel davrandığı fikrini sert bir dille sorguluyor. Ona göre insan, çıkarına olanı değil; bazen özgürlüğünü kanıtlamak için zararına olanı seçer. İkinci bölümde ise geçmişte yaşadığı olaylar üzerinden bu kırılgan gururun nasıl şekillendiğini görüyoruz: Okul arkadaşları tarafından küçümsenmesi, bir subayla yaşadığı omuz çarpma takıntısı, bir genelevde tanıştığı Liza’ya yaptığı uzun tirat… Ve Liza gerçekten ona geldiğinde, eline geçen o nadir bağ kurma fırsatını yine kendi elleriyle yok edişi. Kitabın merkezinde gurur var. Ama bu güçlü bir gurur değil; kırılmış bir gurur. Sevilmekten korkan, aşağılanmamak için yalnız kalmayı seçen bir bilinç. Yeraltı adamı için sevgi kabul etmek, savunmasız kalmak demek. Kitapta rasyonaliteye karşı bir savaş hâli var. 2x2=4 bir kesinliktir. Ama yeraltı adamı “insan bazen 2x2=5 olsun ister” der. Çünkü 2x2=4 bir duvar gibidir. Kesinlik özgürlüğün sınırıdır. Bu yaklaşım modern varoluşçuluğun erken bir yankısı değil de nedir? Yeraltı adamı acıdan beslenir. Çünkü acı kimliği olmuştur. İyileşmek, o kimliği kaybetmek anlamına gelecektir. Bu kitabı okumak, kırılmış kalbini korumak için acıyı zırh yapan bir insanın ruhuyla dans etmek gibiydi. Hepimizin yaşadığı ama çoğu zaman dile
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Koridor Yayınları · 2021159,6bin okunma
9/10
·154 syf.··
2014 21. kitabı
·
224 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2014 00:00
Modern insanın, rasyonalizme, ilerlemeye ve "2x2=4" kesinliğine karşı o marazi başkaldırısının, yeraltındaki o karanlık odadan yükselen çığlığıdır. Dostoyevski'nin anti-kahramanı, Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı"sındaki o faydacı ve akılcı "yeni insan" tipine bir reddiye olarak, insanın irrasyonel ve çelişkili doğasını kusar. Aydınlanma aklının, insan ruhunun karanlık dehlizlerini aydınlatmaya yetmeyeceğini savunan, psikolojik derinliğiyle sarsıcı bir felsefi metin. Varoluşçuluğun kapısını tekmeleyerek açan bir huzursuzluk manifestosu.
1000Kitap
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2000159,6bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2019 51. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2019 12:22
Dostoyevski’nin 1864 yılında yayımlanan Yeraltından Notlar eseri için şunu söyleyebiliriz: Bu kitap, modern edebiyatın kapısını açan, varoluşçuluğun (Sartre, Camus, Nietzsche) temelini atan o karanlık ve huysuz başlangıçtır. Eğer Karamazov Kardeşler bir bina ise, Yeraltından Notlar o binanın altındaki rutubetli, karanlık ve rahatsız edici bodrum katıdır. Kitabın isimsiz kahramanı (Yeraltı Adamı), edebiyat tarihinin en nefret edilen ama en çok hak verilen karakterlerinden biridir. O; 40 yaşında, emekli bir memurdur ve kendini Petersburg’un altında bir delikte tecrit etmiştir. Kitap şu efsane cümleyle başlar: "Ben hasta bir adamım... Huysuz bir adamım. Gösterişsiz bir adamım." Onun trajedisi fazla zeki olmasıdır. Her şeyi o kadar çok analiz eder ki, sonunda hiçbir şey yapamaz hale gelir. 2x2=4 Eder mi? Karakter, matematiğin ve mantığın soğukluğuna isyan eder. "2 kere 2 dört eder, ama 2 kere 2 beş de çok sevimli olabilir" der. Çünkü ona göre insan, sadece mantıklı olanı değil, bazen kendisine zarar verecek olsa bile kendi özgür iradesini seçmek ister. Dönemin kusursuz toplum hayaline karşı çıkar. İnsanların her ihtiyacının karşılandığı bir Kristal Saray'da bile, insanın sadece sırf canı öyle istediği için her şeyi yakıp yıkabileceğini savunur. II.Bölümde karakterin geçmişine gideriz. Teoride çok zeki olan bu adamın, pratikte ne kadar acınası olduğunu görürüz. Sokakta kendisine çarpan bir subaydan intikam almak için haftalarca plan yapar. Sonunda subaya çarpmayı başarır ama subay onu fark etmez bile. Bir hayat kadını olan Liza'ya önce merhamet gösterip onu kurtaracakmış gibi yapar, sonra sırf kendi ezikliğini tatmin etmek için ona en aşağılık şekilde davranır. Bu kitap, insanın içindeki "irrasyonel" (akıl dışı) tarafı keşfetmiştir. Dostoyevski bize şunu söyler:
1000Kitap
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma