Köy Enstitülerinin Kapatılması ve Sonrası...
46 sonrası değişmeye başlayan süreç, 50'ye geldiğimizde tahammül edilemez hal aldı. Üstüne DP'nin tek parti olarak iktidara gelmesiyle acı son yaşandı, enstitülerin fişi çekildi. Öğretmenler, yöneticiler, sistem ve müfredat değiştirilmeye başlandı. Adım adım yozlaştınldı, kendi özgün eğitim sisteminden uzaklaştınldı. İlk adım olarak iş eğitimi ilkelerine kısıtlama getirildi. Özgür okuma saatleri önce kısıtlandı, zamanla kaldırıldı. Enstitü kitaplıklarında bulunan birçok kitap yasaklandı ve yakıldı. ​Hatta yeni gelen öğretmenler, yöneticiler, “Varlık” dergisi okuyan öğrencileri, ki ben de o öğrencilerden biriydim, Türkçü “Orkun” ve Komünizmle Mücadele Derneği’nin ideolojik dergilerine zorunlu abone ettirdi. ​Öğrenciler enstitü yönetiminden dışlandı. Vazgeçilmezimiz olan haftayı değerlendirme ve eleştirme toplantıları dediğimiz, müdürü, okulu eleştirebildiğin, aynı şekilde onların da öğrenciyi eleştirebildiği, okulun ve memleketin sorunlarının konuşulduğu “Cumartesi Toplantıları” iptal edildi. Öğrenci sayılarında azaltılmaya gidildi. Bir zaman sonra sabahları topluca oynanan halk oyunları da oynanmaz oldu. ​1947’de çıkarılan iki kanunla köye giden enstitü mezunu öğretmenlere verilen geçim toprakları, dağıtılan kitaplar, aletler, hayvanlar geri alındı. Kamulaştırılarak okula bağışlanmış olan topraklar, tarım demirbaş eşyaları, pulluk ve saire satılmak üzere mal müdürlüklerine verildi. ​Üretime dönük eğitim anlayışı terk edildi. İş atölyeleri işlenmez oldu, tarım dersleri sınıf içinde, nazari olarak işlenmeye başlandı. 1949’da öğrencilerin yıllık izinleri 3 aya çıkarıldı. ​27 Aralık 1949’da imzalanan Türkiye ve ABD hükümetleri arasında eğitim komisyonu kurulması hakkındaki antlaşma, yani Fulbright Antlaşmasıyla Milli Eğitimimiz şekillenmeye başladı. Sekiz kişilik
Sayfa 360·Kitabı okudu
Köy Enstitüleri
İnsanlığın Onur Savaşı:Gazze /Halis Aydemir
Bu soru, yalnızca bir duygusal tepki ya da Merhamet duygusu değil, aynı zamanda onurumuzu ölçmeye yarayan bir tartıdır. Çünkü insan, Böylesi bir acı karşısında ya İsyan bayrağını çekecek, ‘’Ben böyle bir Rabb'e inanmam!’’ deyip haysiyetini seküler bir alana terk edecektir veya Tam aksine, kalbi titreyerek ama dili ve yüreği ‘’ Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim.’’ (En’am 79) demeye devam edecektir. GAZZE’NİN HAFIZASI KIZIL KAPI SEMBOL/ sayfa 94
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kızıl Kapı /Ramazan Yazçiçek
Gazze'de soykırım devam ediyor, siyonist istilaya karşı 100 yıldır devam eden direniş, 7 ekim 2023'te Aksa Tufanı ile yeni bir evreye girdi. insanlık tarihinin vahşet çiftlik katliamlarına şahit olduk bu süreçte, 60 bini Aşkın şehit ve 150.000 üzerinde yaralı var. kendisinden haber alınamayanların sayısı da bir o kadar… Gazze'de yangın var ve içinde evladımız yanıyor! GAZZE’NİN HAFIZASI KIZIL KAPI SEMBOL/ sayfa 211
Alıntı
Şarapnel /Taner Kamacı
‘’ Eğer Zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer Mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki Zafer yakındır. (Hazreti Ali) GAZZE’NİN HAFIZASI KIZIL KAPI SEMBOL/ sayfa 265
Alıntı
Okumaya Devam...
Kıraat kıvam içindir. Kıvam kıyama götürür. Okuyan 'ol'a gider. Eğer 'ol'a gitmemişse bu okuma değildir.
Alıntı
Fatiha 3.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Allah’ın Fatiha’da ne murad ettiğini, Fatiha’yı nasıl anlamamız gerektiğini, Kur’an’ın Fatiha’yı nasıl tefsir ettiğini anlatıyorduk, sohbetimize devam ediyoruz inşallah. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz veda hutbesinde; “size bir emanet bırakıyorum ki ona sarıldıkça asla delalete düşmezsiniz. O, Allah’ın kitabı Kur’an’dır”(İmam Malik-Muvatta: 1395 Nolu hadis. Hakim-Müstedraki sahiheyn Cilt1-sayfa 93) buyurur. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bu emaneti kendisinden sonra sahabeye, sahabeler tabiîne, tabiîn de tebe-i tabiîne emanet etmiştir. Mü’minler kıyamete kadar da bu emaneti birbirlerine emanet ederler. Evet, bu emanet Allah’ın kitabı Kur’an’dır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bu emanete; yani Allah’ın ipine sarıldı. Bunun için Allah ayet-i kerimede; “hepiniz hep beraber Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılın”(Âli İmran /103) buyurur. Allah’ın ipi; Kur’an’dır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılıp, sahabeye de; “Kur’an’a benim sarıldığım gibi sarılın, benim anladığım gibi anlayın, onunla amel ettiğim gibi amel edin” demiş, sahabe de öyle yapmaya çalışmıştır. Sahabeler bu yüzden gökteki yıldızlar gibi olmuşlardır. Mallarını, canlarını Allah yolunda feda etmiş, bununla ebedi hayatlarını, cenneti, Allah’ın rızasını kazanabilmişlerdir. Bu nedenle Allah ayet-i kerimede onlar için; “ben onlardan razıyım, onlar da benden razıdır”(Tevbe /100) buyurmuştur. Kur’an, Allah’ın ipiyse ona sarılan Allah’a gider, gitmelidir. Biri Allah’a gidemiyorsa Allah’ın ipine sarılmamış, sarılamamış demektir. Allah’ın ipinden başka ipler
Sayfa 195·Kitabı okuyor