Herkese selam. Bugün Wildcard hakkında yazacağım.
Açıkçası beni ne beklediğinden haberdar değildim. O kadar şaşırdım ki olaylar karşısında anlatamam, yediğim ters köşelerin haddi hesabı yok! Marie Lu, evren kurma ve olayları örme söz konusu olunca sen bir ustasın. Böyle elimden bırakamayacağımı hiç beklemiyordum.
Gelelim yazım diline. Onca akıcılığına rağmen, büyük ihtimalle çevirmen hatasıdır ama, betimlemeleri okumakta çok zorlandım. Bazı cümleler karmaşık, hatta düpedüz saçmaydı. Tökezleyip iki üç kez okuduğum cümleler olduğunu hatırlıyorum.
Bir de Lu'nun birçok yazar gibi düştüğü bir hata var. Başkarakterler dışındaki karakterlerin tek bir özelliği var ve o özelliği veya görevi yerine getirmek için oradalar. Mesela en çok adı geçen karakterlerin bile yaşları sanları belirsiz hem de yüzeysellikten halliceler. Yaş demişken, karakterlerin bu kadar genç olmasını da pek gerçekçi bulamadım doğrusu. Ben 17 yaşındayım, Emika ise 18. Kendimi onun yerine koyamıyorum asla. Veya Hideo'nun 21 yaşında olması da. Halen bana göre çocuklar, ister istemez 25-26 yaşlarında hayal ediyordum okurken çoğunu.
Diğer karakterlerin çok yüzeyde kalmış olmalarıyla birlikte, Emika da çok pürüzsüz. Orada burada belki birkaç hatası kusuru oluyor ama genellikle hep doğru anda doğru şeyi yapıyor. Hatta yaptığı hataları bile zaten yapması gerekiyormuş gibi, onlar da bize doğru yolun kapılarını açıyor!! (?)
Biraz da spoiler'lı konuşacağım. Warcross'un sonunda Hideo'nun bir anda okuyucunun gözünde yer değiştirebilmesi çok etkileyici. Bir yazar için yetenektir bu, her karakterin yerini öyle göz açıp kapayıncaya kadar değiştiremezsiniz aslında.
Wildcard'ın sonlarına doğru Anka Süvarileri'nin her üyesi tek tek ele geçirilirken anılarının gösterilmesini çok saçma buldum. Tamam anladık karakterlere
aşırı sevdimm çok eğlendim tam deliler ahaha ilk okuduğum çizgi roman <333 ve kesinlikle son olmayacak. Çizimleri aşırı güzel, karakterler çok komik ve mizahi bir şekilde birçok problemi ele almış.
Kadınlar AlemiAminder Dhaliwal · Yabancı Yayınları · 2021535 okunma
Kitap hakkında yazacağım tek bir olay var o da kitabın en başı;
Kadın karakter tesettürlü, müslüman ve evinde uyuyorken erkek odasına giriyor :) bakın kadın uykuda, erkeği tanımıyor, saçlar açık malum uyku yani ve n’apıyor erkek? Öpüyor efendim dudaklarından :) ‘ama kahvenin yanında bir çikolata isterim’ der gibi bir buse istiyor ve alıyor :) YUAA AMA NE KADAR TATLI DEĞİL Mİ KIZLARR <333
Kitabı yarıda bıraktım.kapağı görünce bambaşka bir hikâye bekliyorsun ama içerik sıfır heyecan.
Yani gerçekten, güçlü, karizmatik, tehlikeli bir adamı alıp “tatlı bir kıza aşık oldu” diye önümüze koyacaksanız, bari bunu mantıklı bir zemine oturtun. Adam neye, niye, nasıl vuruldu hiçbir şey hissetmedim. Resmen zekâya hakaret.
Aşırı yüzeysel, içi boş bir düşkünlük vardı sadece.
Kitap 333 sayfa, ben 250’da bıraktım. Zorla 250’ye kadar geldim, “artık bir şey olur” diye ama yok… Sürekli aynı şey: elini kızdan çek de iki cümle okuyalım Sean!
Karakter mi? Adam efsane.
Askeri geçmişi, cesareti, o karanlık tarafı, üstüne bir de düzen hastası olması… tam olaylık bir karakter. Onu bu hikâyeden alıp başka bir kitaba koysak, yeminle şaheser çıkar.
Ama bu hikâye… resmen hayal kırıklığı.
Okurken keyif almak yerine sıkıntıdan kafamı duvara vura vura ilerledim.
Merhaba, Semra ile okuduğumuz, Alfa Kitap çıkan, @akyuz_sinan kaleminden, #yağmurungelini kitabını okuduk. Öncelikle kitap 333 sayfa ve töre romanlarından biri. Yazarın kalemini çok seven biri olarak bu kitabını da çok sevdiğimi belirtmem gerek. Gerçekten duyguyu atmosferi çok güzel aktarıyor. Bazı yerlerde gerçekten oturdum ağladım diyebilirim. Beni o kadar etkileyen bir kitap oldu. Aynı zamanda tam bir dönem kitabı diyebilirim. Güneydoğu’nun içinde geçen 1959 senesini gerçekleri ile harmanlanmış bir kitaptı. Dönemin törelerini, askeri düzeni, insanların geçim şekillerini konu alıyor. Baş karakter Delal’in daha 17 yaşında aşık olup evleneceği gün kaybetmesi gerçekten yürek burkan bir konuydu. Fakat Delal çok güçlü bir karakterdi. Yazar karakterin kişiliğini çok güzel anlatmış. Kitap benim için çok başkaydı. Yazarı kalemi çok seviliyor ve kesinlikle kaçırılmayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Herkesin bir şans vermesini tavsiye ederim.
Delal ve Şiyar birbirine aşık iki gençtir. Aşkları herkes tarafından bilinir. Fakat Delal’in kendi güzelliği gibi kaderide güzel midir? Ne yazık ki evleneceği gün Şiyar, onun için sınırdan getirttiği eşyaları almak için kaçakçı ile buluşur. Asker ise kaçakçılığın önüne geçmek için sınıra mayın döşer ve orada bir kaçakçıya yardım etmek isterken vurulur. Düğün günü ölünce töre gereği Delal, Şiyar’ın kardeşi ile evlenmek zorundadır. Ağayı ziyarete gelen Mamo, ona bir teklifte bulunur. Onunla gelmesini törelerin uygun olduğunu söyler. Delal ise istemediği biri evlenmek yerine bu teklifi kabul eder. Mamo’nun bacağında yara olan oğluna yoldaşlık edecektir sadece. Delal’in yüreğinde her zaman Şiyar olur. Yine de Baran için elinden gelen her şeyi yapar. Onu sınırdan geçirmek ve iyileştirmenin yollarını arar. Ölüme gitmek bile olsa
Mehmet Işık 𝙏ı𝙥𝙠ı 𝙨𝙚𝙣𝙞𝙣 𝙤 𝙢𝙖𝙣𝙮𝙖ğı 𝙮𝙖𝙠𝙖𝙡𝙖𝙢𝙖𝙮𝙖 ç𝙖𝙡ış𝙩ığı𝙣𝙙𝙖𝙠𝙞 𝙙𝙚ğ𝙞ş𝙞𝙢 𝙜𝙞𝙗𝙞, 𝙗𝙞𝙧 𝙖𝙡𝙙𝙖𝙩𝙢𝙖𝙘𝙖, 𝙨ı𝙧𝙛 𝙤 𝙖𝙙𝙖𝙢ı 𝙮𝙖𝙠𝙖𝙡𝙖𝙢𝙖𝙠 𝙞ç𝙞𝙣 𝙗𝙞𝙧 𝙪𝙢𝙪𝙢𝙝𝙖𝙣𝙚 ç𝙖𝙡ış𝙖𝙣ı 𝙤𝙡𝙪𝙥 𝙤𝙣𝙡𝙖𝙧ı𝙣 𝙝𝙞𝙨𝙡𝙚𝙧𝙞𝙣𝙚, 𝙙𝙪𝙮𝙜𝙪𝙡𝙖𝙧ı𝙣𝙖 𝙨𝙖𝙝𝙞𝙥 𝙤𝙡𝙢𝙖𝙮𝙖 ç𝙖𝙡ış𝙩ı𝙣. 𝙊𝙣𝙡𝙖𝙧𝙡𝙖 𝙠𝙤𝙣𝙪ş𝙩𝙪𝙣. 𝙊𝙣𝙡𝙖𝙧𝙡𝙖 𝙙𝙚𝙧𝙩𝙡𝙚ş𝙩𝙞𝙣 𝙫𝙚 𝙨𝙤𝙣𝙪𝙣𝙙𝙖 𝙗𝙪𝙣𝙪 𝙗𝙖ş𝙖𝙧𝙙ı𝙣. 𝘼𝙡ışı𝙡𝙢ışı𝙣 𝙙ışı𝙣𝙙𝙖 𝙗𝙖ş𝙖𝙧ı 𝙨𝙖ğ𝙡𝙖𝙙ı𝙣.”
Merhaba, uzun zamandır merak ettiğim bir kitabı Semra ile okuduk. @yakayayinlari çıkan, @yazar_mehmett kaleminden, #baltalıhano kitabını okuduk. Kitap polisiye türünde ve 333 sayfadan oluşuyor. Öncelikle yazarın son sözde yazdığından bahsetmek istiyorum. Osmanlı dönemlerinde geçen bu kitap, Osmanlı zamanlarının ilk kadın mafyası Baltalı Hano ve ilk seri katili yakalayan Komiser Muharrem’in hikayesinden esinlenerek yazılan bir kitap. Birbirlerine yakın dönemde yaşayan bu iki karakterin hikayesini kendi hayal gücü ile pekiştirmiş ve ortaya yeni bir hikaye çıkmış. Akıcı ve ters köşelerle dolu bir kitaptı. İki zeki insanın kapışması gibiydi. Özellikle son 100 sayfada, acaba hangisi öne geçecek? Daha zeki bir plan yapacak diye düşünmeden edemedim. Ayrıca kitabın konusu gereği verdiği mesajda çok anlamlıydı. Ben Hanzade’nin başına gelenlere çok üzüldüm. Yaşadıklarını ve kendi ayaklarının üzerinde duruşunu takdir ettim. Kitabın sonunda Komiser Muharrem’in hikayesinin devam edeceğini düşündüm. Son gelişen olaylar bana bunu düşündürttü. Çok severek okuduğum bu eseri kesinlikle hepinize tavsiye ediyorum. Pişman olmayacaksınız. Sevgiyle kalın.
Hanzade, güzel alımlı ve zengin bir ailenin kızıyken katıldığı davette başına gelenler yüzünden kendini bir anda hapiste bulur. Üstelik öldürdüğü adamın ona yaptıklarını kanıtlayamaz ve nüfuslu bir aile olduğu için hapiste de ölmesini isterler. Yine de hayata tutunan Hanzade, hapisten çıkınca yapacaklarını düşünür. Komiser Muharrem ise