“Takvâ sahibi kişi, günahkârdan farklı olarak kendi nefsiyle meşgul olur. İnsanların en günahkârı ise başkalarının günahları hakkında konuşanlardır.” 📖 El-Mucelesât ve Cevâhirü’l-İlm/339.
Reklam
Fitnelere Karşı Müslümanın Tavrı Nasıl Olmalıdır?
Fitne kelime olarak, altın ve gümüşü yabancı maddelerden arıtıp temizlemek için ateşe sokup temizlemeye denir. Madenlerdeki cevher ateşte eritilmek suretiyle elde edildiği gibi insanların kalitesi de ateş gibi yakıcı ve ağır olaylar karşısındaki tavrıyla ortaya çıkar. "Aranızdan sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının.” (Enfâl; 25) Uyuyan fitneyi uyandırmak lânete muciptir. “Fitne uykudadır. Uyandırana Allah lânet etsin.” (Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, hadis no: 1817) Fitne başlangıçta külün içindeki kor gibidir. Fitne çıkarmak, ortalığı ateşe vermek için külün içindeki koru meydana çıkarmak, ateşe körükle gitmek gibidir. Yangın söndürmek için su kullanılır, fitne tahrikçileri ise ateşe benzin dökenlerdir. Fitne karşısında Müslümanın tavrı, Hz. İbrahim’i yakmak için tutuşturulan Nemrut’un ateşini ağzındaki su ile söndürmeye giden güvercin tavrı olmalıdır. Korku, kaos, kargaşa, katliam, terör, günah, inkar gibi kötülüklere yol açan fitnelere alet olmamak, bilakis izalesi için gayret göstermek her mü’minin görevidir. Elinden hiç bir şey gelmeyenler ise hiç olmazsa sabretmek ve fitneden uzak durmak durumundadırlar. Başlangıçta bir kıvılcım gibi olan fitne söndürülmezse bütün toplumu sarar, kurunun yanında yaş, zalimin yanında mazlum da yanar.Mevla’mız fitnenin korkunçluğunu şöyle belirtiyor: “Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür.” (Bakara, 191) Kaynak: Ali Rıza Temel, Altınoluk Dergisi, Sayı: 339
Cihad ruhu
Bakara / 190. Ayet وَقَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ Sizinle savaşanlarla Allah yolunda siz de savaşın. Fakat Allah’ın koyduğu kuralları çiğneyerek haddi aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez. Ebû Hüreyre (r.a) der ki: Resûlullah şöyle buyurdu: “Cennette yüz derece vardır ki, Allah Teâlâ onları Allah yolunda cihat edenler için hazırlamıştır. Her derecenin arası yerle gök arası kadardır. Allah’tan istediğinizde, Firdevs’i isteyiniz! Zira o, cennetin ortası ve en yüksek yeridir.” (Buhârî, Cihat, 4; Tevhîd, 22. Ayrıca bkz. Nesâî, Cihat, 18; Ahmed, II, 335, 339)
Din
➡️ *Hac ve ömre* *Sual: Hacı kime denir ve kaç türlü hacı vardır? Ömre ne demektir ve ne zaman yapılır? Hac ayları ne zamandır?* *Cevap:* Hac yapan kimseye, hacı denir. Üç türlü hacı vardır: *1- Müfrid hacı:* İhrama girerken, yalnız hac yapmağa niyet eden kimsedir. Mekke’de oturanlar, yalnız müfrid hacı olur. *2- Karin hacı:* Hac ile ömreye birlikte niyet eden kimsedir. Önce ömre için tavaf ve sa’y edip, sonra ihramdan çıkmadan ve tıraş olmadan, hac günlerinde hac için, tekrar tavaf ve sa’y yapar. Kıran hac sevabı, diğer ikisinden fazladır. *3- Mütemetti hacı:* Hac aylarında ömre yapmak için ihrama girip ve ömre için tavaf ve sa’y yapıp ve tıraş olup ihramdan çıkar. Memleketine gitmeyerek, o sene, terviye gününde veya daha önce, hac için ihrama girerek, müfrid hacı gibi hac yapan kimsedir. Yalnız, tavaf-ı ziyaretten sonra da sa’y yapar. Temettü hac sevabı ifrat hacdan çoktur. *Hac ayları*, Şevvâl, Zilkade ayları ile, Zilhiccenin ilk on günüdür. Karin ve mütemetti hacıların şükür kurbanı kesmesi vacibtir. Kurbanı kesemeyecek ise, Zilhiccenin yedi, sekiz ve dokuzuncu günlerinde ve bayramdan sonra yedi gün daha oruç tutması lâzım olur. Hepsi on gün olur. Mekkeliler karin ve mütemetti olamaz. *Ömre*, hac zamanı olan beş günden başka, senenin her günü, ihram ile yapılan, tavaf ve sa’y yapmak ve saç kazımak veya kesmektir. Ömre, ömründe bir kere, Hanefi ve Malikide müekked sünnet, Şafii ve Hanbelide farzdır. Farz olan hacca *(Hacc-ı ekber) veya (Haccetül-İslam)* denir. Ömreye *(Hacc-ı asgar)* denir. *Tam İlmihâl s. 339* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... ❤️ Beğen 👉 Paylaş 📣 Tavsiye Et
Alıntı
➡️ *Hacca gitmek* *Sual: Hacca gitmek nedir? Ticaret yapmak ve hac etmek için giden kimse, sevab kazanır mı?* *Cevap:* İslamın beşinci şartı hacdır. Yani, ömründe bir kere, Kâbe-i muazzamaya gitmek farzdır. İkinci ve daha sonra yapılan haclar, nafile olur. Hac, lügatte, kast etmek, yapmak, istemek demektir. İslâmiyyette, belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyaret etmek demektir. Bu belli şeylere *(Menâsik)* denir. Menâsikten her birine *(Nüsük)* denir. Nüsük, ibadet demektir. Hac ve ömreye de nüsük denir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, hicretin onuncu yılında, Kusvâ adındaki devesine binerek hacca gitti. *(Dürr-ül-muhtâr)* da, Cuma namazı sonunda diyor ki, (Ticaret yapmak ve hac etmek için giden kimsenin, hac niyeti ziyade ise, sevab kazanır. [Sevabın miktarı, hac niyetinin çokluğuna göre değişir.] Ticaret niyeti çok ise veya iki niyet eşit ise, hac sevabı kazanamaz. Fakat, şartlarını yerine getirdi ise, yalnız farzı yapmış olur. Farzı yapmamak azabından kurtulur. Gösteriş için yapılan her ibadet ve hayrat ve hasenat sevabı da böyledir). *Tam İlmihâl s. 339* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... ❤️ Beğen 👉 Paylaş 📣 Tavsiye Et
Alıntı
Reklam
Reklam