Fitne kelime olarak, altın ve gümüşü yabancı maddelerden arıtıp temizlemek için ateşe sokup temizlemeye denir. Madenlerdeki cevher ateşte eritilmek suretiyle elde edildiği gibi insanların kalitesi de ateş gibi yakıcı ve ağır olaylar karşısındaki tavrıyla ortaya çıkar.
"Aranızdan sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının.”
(Enfâl; 25)
Uyuyan fitneyi uyandırmak lânete muciptir. “Fitne uykudadır. Uyandırana Allah lânet etsin.”
(Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, hadis no: 1817)
Fitne başlangıçta külün içindeki kor gibidir. Fitne çıkarmak, ortalığı ateşe vermek için külün içindeki koru meydana çıkarmak, ateşe körükle gitmek gibidir. Yangın söndürmek için su kullanılır, fitne tahrikçileri ise ateşe benzin dökenlerdir.
Fitne karşısında Müslümanın tavrı, Hz. İbrahim’i yakmak için tutuşturulan Nemrut’un ateşini ağzındaki su ile söndürmeye giden güvercin tavrı olmalıdır.
Korku, kaos, kargaşa, katliam, terör, günah, inkar gibi kötülüklere yol açan fitnelere alet olmamak, bilakis izalesi için gayret göstermek her mü’minin görevidir. Elinden hiç bir şey gelmeyenler ise hiç olmazsa sabretmek ve fitneden uzak durmak durumundadırlar.
Başlangıçta bir kıvılcım gibi olan fitne söndürülmezse bütün toplumu sarar, kurunun yanında yaş, zalimin yanında mazlum da yanar.Mevla’mız fitnenin korkunçluğunu şöyle belirtiyor:
“Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür.” (Bakara, 191)
Kaynak: Ali Rıza Temel, Altınoluk Dergisi, Sayı: 339