İstesem de elimden bırakadım, 2 güne bitirdim. Reading slumb dan çıkmak için çok iyi.
Merihin takıtısı çok korkunç, kızı yıllarca takip etmesi falan, normalde anında polise, psikyatriye yönlendirilmesi geren bir adam ama kitap olduğu için normal bir şekilde okudum, yıllar önce çok daha (10kat falan) kötüsünü okuduğum için okey. 1 puanı oradan, diğer 1 puanı da SPOİLER--- ilaç, deney olayını polise anlatmadıkları, anlatırlarsa onlara inanmayacaklarını düşündükleri için ve bu bana biraz absürt geldiği için kırdım. Madem her şeyi detaylı düşünüp planlar kura biliyorsunuz, polise anlatmayı da detaylı düşünüp sadece "şöyle bir olay var" deyip de sadece bu cümle üzerineden tabii ki inanmayacaklarını tahmin etmeleri gerekti. Ve her detayı büyük vazifeli birine anlatıp, kendilerinin de polisin koruması altında hastahanede yata bileceklerini düşüne bilirdiler mesela. Çünkü bu anlattıkları byüük bir iddia ola bileceğinden bence polis şaak diye basmazdı, önce aralarına kendi adamlarını sızdırıp bu cinayeti en başından çözmeye odaklana bilirlerdi. Çünkü mesela aniden kırmızı bölgeye baskın yaparlarsa onların kuklalarından başka birilerine ulaşamazlar ve galip onlar olur, ölenler ise o virüse yakalananlar
Genel olarak beğendim, yazarın daha önce okuduğum kitaplarından (3391km,kalp muhafızı) daha çok sevdim. Ama keşke psikolojiik hastalıkları daha çok okusaydık ve grubun diğer üyelerini de.
Beyza Alkoçun daha önce 3391km kitabını okumuştum filmi izleyip geldikten sonra, merak ettiğimden. Basit bir dili olduğu için çok hızlı okunuyor ama ben bu kitabı 3391km den daha hızlı okudum, 2 günde bitirdim. Çok sürükleyiciydi bana göre, sayfalar resmen uçup gidiyordu, tutamıyordum garip bir şekilde. Ama ne karakterlere ne de ortama ısınamadım, en sevdiğim karakter şu oldu falan diyemem, sadece kenardan izliyordum.
Yediğim ufak spilerden sonlarda büyük bir olay olacağını biliyordum ama yine de şaşırttı, 2.kitabı aradım hemen.
Fantastiğe yeni başlayanlar belki çok seve bilir ama alışık olanlar için reading slumb dan çıkaracak bir kitap diye bilirim
Kalp MuhafızıBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 20232,879 okunma
Kitab oxumağa Beyza Alkoçun kitabları ilə başlamışam. İlk öncə “Karantina”, sonra isə “3391km”. Kitabı oxuduqca yeri gəldi güldüm, yeri gəldi ağladım, sanki ordakı obrazlar mənmişəm kimi, onların sevincini, kədərini onlarla yaşadım. Kitab bəsit sevgi hekayəsi kimi görünə bilər, amma oxuyanlar bilər ki, əslində kitab uzaq məsafə ilişkisinin çətinlikləri, bir-birini istədiyin vaxt görə bilməmək, görüşə bilməmək, özləmək kimi hisslər o plana çəkilir. Və əsas məsələ də odur ki, bütün çətinliklərə rəğmən yenə də birlikdə olmağı bacara bilməkdir...)
Kitabın filmi də çıxıb hətta, bəzi fərqli məqamlar olsa belə, yenə də gözəl bir filmdir, tövsiyə edirəm.
Bir uzak mesafe ilişkisi nasıl daha güzel yazılır inanın hiçbir fikrim yok. Sizlere asla spoiler vermek istemiyorum. Ancak şunu belirtmeliyim ki kitabın sonunda ağlamak garanti
İki insan nasıl bunca mesafe varken çabalayabilir, ne kadar acı çekebilir, nasıl bir ümitle devam edebilir?.. Kitabı okurken bazen kendinizi ağlarken bulabilirsiniz. Ben çok ağladım. Hem kitapta yaşanan olaylara hem de asla bir Ege veya İzmir bulamayacağımızın gerçekliğinin acısına...
Keşke kurgu karakterler gerçek olsalar
Herkese merhaba, “KALP MUHAFIZI” yazarın okuduğum 6.kitabı oldu. İlk okuduğum kitabı lise son sınıfken arkadaşımdan görüp ödünç alarak okuduğum “ASANSÖR” olmuştu ki onu da bir günde bitirdim ve geri verdim. “3391KM ve 0 KM” kitapları okuduğum diğer kitaplarıydı ki benim için okuduklarım içinde en ama en özel olandır bu seri. En son ise “Kar Küresi ve Kar Tanesi” serisini okumuştum. Beyza Alkoç’un yazım dilini seviyorum genelde kurgularında olan olaylar günlük hayatta hepimizin başına gelen ya da gelebilecek şeyler oluyor. Olayları ele alışı ve yarattığı karakterlerle kurduğunuz bağ ise oldukça sağlam oluyor aynı duyguları aynı yükseklikte yaşıyorsunuz ama son kitabı “Kalp Muhafızı” bugüne kadar ele aldığı konulardan oldukça farklı ki bunu kendisi de güzelce anlatıyor zaten. Kitap yüzyıllar öncesinden doğumu ve hayatı kehanetle belirlenen prensesin doğumuyla başlıyor. Bu prenses tahta geçtiğinde bereketli, huzurlu, hükümdarlar hükümdarı olacakve kalbin sahibi :) Kehanetin bebeği öyle güçlü ki onun bulunduğu dünyada başka kraliçe olamaz bu yüzden doğumdan saatler sonra annesini kaybediyor. Doğduğu gün annesini kaybederek başlayan hikayesi babasının öldüğü gün ise tepeden tırnağa değişiyor.
Kehanetin bebeği yani Sara nerenin kraliçesi olursa oraya olumlu her şeyi getireceği için onu elde etmek isteyen düşmanlarından kızını kaçırmak isteyen kralın Sara’yı büyük halasına göndermesi ve bu yolda 7 şövalye ile başına gelen olaylar silsilesiyle devam ediyor. Ana iletişim Sara ve baş şövalye Hazar arasında geçiyor. Sara ne kadar hassas, naifse Hazar tam tersi dayanıklı, sert, ketum bir adam. Görev aşkıyla yanıp tutuşan görevini onuru kabul eden birisi :)
Hazar kitap boyunca birçok gizemi beraberinde getiriyor, cevap alsanız bile bu sefer kafanızda başka sorular oluşuyor hiçbir
Kitaba ilk başladığımda çok etkilenmiştim.. Şuan düşünüyorum da mesefaler engel değil bir insanı sevmekle başlıyor her şey seversen her şeyi yapabilirsin. 3391km değil 1468km.
3391 KilometreBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201821,4bin okunma