(...)
Kendimi kaptırmak istemiyordum, Ege dünyanın en dalgalı denizi gibiydi, kendimi bıraktığım an sürüklene sürüklene Ege'nin kıyısında bulacaktım kendimi.
(...)
Çocuklar önem verdikleri kişilerin en acı veren davranışlarını unutmazlar; çocuğun iç dünyasını yıkan, onu ezen sözler ve davranışlar çoğu kere büyüklerin dikkatini bile çekmez. Ne var ki çocuğun belleği bu tür anıları saklar.
Gerçekle ilişkiyi kesmek amacıyla yapılan her şey bir tutkunluktur; gerçek acı verici olarak algılanır, ondan kaçılmak istenir; acı veren algılamayı değiştirecek tutkunluklar kişinin yaşamında en ön sıraya geçer. Kişi zamanla bütün enerji ve zamanımı bu tutkun davranışa harcamaya başlar ve gerçekle ilişkisini tümüyle keser. Tutkunluk türleri yeme-içme, duygu-heyecan, düşünce ve faaliyetle ilgili olabilir.
Anne ve baba yetişkin insanlar olarak kendi gereksinmelerinin, kendi amaçlarının ve arzularının farkında olmalı, çocukların gereksinmeleriyle bunları bir denge ve ahenk içinde tutabilmelidir. Unutulmamalıdır ki kendi doğal gereksinmeleri sağlıklı bir biçimde karşılanmayan bir anne ve baba, başkalarına verecek sağlıklı ilgi ve sevgiyi içinde bulamaz.