• MİLYON 6

    MİLYAR 9

    TRİLYON 12

    KATRİLYON 15

    KENTİLYON 18

    SEKSTİLYON 21

    SEPTİLYON 24

    OKTİLYON 27

    NONİLYON 30

    DESİLYON 33

    ANDESİLYON 36

    DODESİLYON 39

    TREDESİLYON 42

    KATORDESİLYON 45

    KENDESİLYON 48

    SEKSDESİLYON 51

    SEPTENDESİLYON 54

    OKTODESİLYON 57

    NOVEMDESİLYON 60

    VİCİNTİLYON 63

    ANVİCİNTİLYON 66

    DOVİCİNTİLYON 69

    TREVİCİNTİLYON 72

    KATORVİCİNTİLYON 75

    KENKAVİCİNTİLYON 78

    SESVİCİNTİLYON 81

    SEPTEMVİCİNTİLYON 84

    OKTOVİCİNTİLYON 87

    NOVEMVİCİNTİLYON 90

    TRİCİNTİLYON 93

    ANTRİCİNTİLYON 96

    DOTRİCİNTİLYON 99

    TRESCİNTİLYON 102

    KATORTRİCİNTİLYON 105

    KENKATRİCİNTİLYON 108

    SESTRİCİNTİLYON 111

    SEPTENTRİCİNTİLYON 114

    OKTOTRİCİNTİLYON 117

    NOVENTRİCİNTİLYON 120

    KATRACİNTİLYON 123

    KENKACİNTİLYON 153

    SEKSACİNTİLYON 183

    SEPTACİNTİLYON 213

    OKTOCİNTİLYON 243

    NONACİNTİLYON 273

    SENTİLYON 303

    DESİSENTİLYON 333

    ANVİCİNTİSENTİLYON 363

    TRİCİNTASENTİLYON 393

    KATRACİNTASENTİLYON 423

    KENKACİNTASENTİLYON 453

    SEKSACİNTASENTİLYON 483

    SEPTACİNTASENTİLYON 513

    OKTOCİNTASENTİLYON 543

    NONACİNTASENTİLYON 573

    DUSENTİLYON 603

    TRESENTİLYON 903

    KATRİNCENTİLYON 1203

    KENCENTİLYON 1503

    SESSENTİLYON 1803

    SEPTİNCENTİLYON 2103

    OKTİNCENTİLYON 2403

    NONCENTİLYON 2703
  • “…İnkâr edenler için ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar sular dökülür. Bununla, karınlarının içindeki (âzâları) ve derileri eritilir. Bir de (başlarına vurulmak üzere) onlar için demirden gürzler, topuzlar vardır! Iztıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve (kendilerine); «Tadın bu yakıcı azâbı!» (denilir).” (el-Hac, 19-22)[2]

    “Şüphesiz Biz, kâfirler için zincirler, (boyna ve ellere geçirilen) demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.” (el-İnsân, 4)

    İbn-i Abbâs -radıyallâhu anhumâ-, bir kişinin:

    “Hiç şüphesiz Biz’im nezdimizde (onlar için demirden hazırlanmış) ağır bağlar, prangalar ve yakıcı bir ateş vardır. Boğaza duran bir yiyecek ve elem verici bir azap vardır!” (el-Müzzemmil, 12-13) âyetlerini okuduğunu işitince, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in düşüp bayıldığını haber vermişlerdir. (Beyhakî, Şuab, I, 522/917; Ali el-Müttakî, VII, 206/18644)

    Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir hadîs-i şerîflerinde Cehennem azâbıyla ilgili olarak:

    “Cehennem ateşi, içindekileri yakarak vücutlarını yemeye başlar, kalplerine kadar varınca durur. Cehennemliklerin vücutları eski hâllerine döner. Ateş tekrar onları yakarak yemeye başlar ve kalplerine kadar ulaşır. Bu azap, ebediyyen bu şekilde devam eder. Bu hâl, Allah Teâlâ’nın; «(Hutame) Allâh’ın tutuşturulmuş bir ateşidir ki tâ kalplere kadar işleyip yakar.»[3] âyet-i kerîmelerinde haber verdiği hâldir.” buyurmuşlardır.[4]

    CEHENNEMLİKLERİN YİYECEĞİ
    Kâfir ve günahkârların Cehennem’deki yiyeceği ise, “zakkum ağacı”dır. Âyet-i kerîmelerin ifâdesiyle, Cehennem’in dibinde yetişen, tomurcukları şeytanların başlarına benzeyen, yendiğinde açlığı gidermediği gibi karında aynen erimiş mâden ve çok sıcak bir su gibi kaynayacağı bildirilen bu ağaç, onların yiyeceklerinden biridir.

    Sonra bu yemeğin ardından kendilerine kaynar su ile karıştırılmış bir içecek verilecektir. Onlar da içleri yandığından, susuz kalmış bir deve gibi bu sudan içeceklerdir. Lâkin içtikçe susuzlukları daha da artacaktır. Ardından da çılgın ateşe atılacaklar ve üzerlerine de yine kaynar sular dökülecektir.[5]

    İbn-i Abbâs -radıyallâhu anhumâ-:

    “Cehennem zakkumundan bir damla Dünya’ya indirilecek olsa, bütün insanların yiyecek ve içecekleri ifsâd olurdu.”[6] buyurmuştur.

    Cehennem ehlinin, ezâ ve cefâ verici bir diğer yiyeceği ise Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle tasvir edilmektedir:

    “O gün birtakım yüzler zelildir. Çalışmış fakat boşuna yorulmuşlardır. Kızışmış bir ateşe atılırlar. Onlara kaynar su kaynağından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur. O ise ne besler ne de açlığı giderir.” (el-Ğâşiye, 2-7)

    Buradan, şiddetli bir açlığın da Cehennem azâbının ayrı bir türü olduğu anlaşılmaktadır.

    CEHENNEMLİKLERİN İÇECEĞİ

    Câbir -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

    “(Yemen’in) Ceyşân (şehrin)den bir adam geldi. Nebiyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e beldelerinde içtikleri, mısırdan yapılan ve Mizr adı verilen bir içeceği sordu.

    Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

    «–O sarhoşluk veriyor mu?» diye suâl ettiler.

    Adam:

    «–Evet.» dedi.

    Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

    «–Her sarhoşluk verici şey haramdır. Allah -azze ve celle- ’nin, sarhoşluk verici şey içene “Tıynetü’l-Habâl” içireceğine dâir ahdi vardır.» buyurdular.

    Oradakiler:

    «–Ey Allâh’ın Rasûlü! “Tıynetü’l-Habâl” nedir?» diye sordular.

    Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

    «–Cehennem ehlinin teridir veya Cehennem ehlinin usâresidir (kan ve irinidir).» buyurdular.” (Müslim, Eşribe, 72; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5)[7]

    Yine Nebiyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    “Kibirli kimseler, kıyâmet günü insan sûretinde, küçük ve kırmızı karıncalar kadar haşrolunacaklardır. Zillet her taraflarından onları saracaktır. Cehennem’deki «Bûles» adı verilen bir zindana sürükleneceklerdir. Onları ateşlerin ateşi kuşatacak ve Cehennem ehlinin «Tıynetü’l-Habâl» denilen kan, irin ve pisliklerinden içirileceklerdir.” (Tirmizî, Kıyâmet, 47/2492; Ahmed, II, 179; Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, no: 557)

    {

    Hasan-ı Basrî Hazretleri:

    “Cehennemliklerden akan kan ve irinden bir kova Dünya’ya dökülse, yeryüzünde hiç kimse kalmaz, hepsi ölürdü.” buyurmuştur. (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VII, 52/34145)

    Abdurrahman bin Yezîd şöyle anlatır:

    “Atâ el-Horasânî g ile birlikte gazâya çıkardık. Gecelerini namaz ile ihyâ ederdi. Gecenin üçte biri veya yarısı geçtikten sonra çadırından bize seslenerek:

    «‒Ey Abdurrahman, ey filân, ey falan!.. Kalkın, abdest alın, namaz kılın! Şu geceyi ibadetle değerlendirmek ve şu gündüzde oruç tutmak; Cehennem’de kan ve irin içmekten ve demirden elbiseler giymekten daha kolaydır! Acele edin, acele edin! Kendinizi kurtarın, kendinizi kurtarın!» der ve tekrar namazına devam ederdi.” (Bkz. Beyhakî, Şuab, IV, 528, V, 417; Ebû Nuaym, Hilye, V, 193; Ahmed, Zühd, s. 309)

    GÜNAHKARLARI CEHENNEMDE NE BEKLİYOR?
    Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, hadîs-i şerîflerinde Allâh’ı inkâr edenlerin, küfürlerinin çeşidine göre Cehennem’de cesetlerinin ve uzuvlarının büyütüleceğini şöyle haber vermişlerdir:

    “(Cehennem’de) kâfirin azı dişi veya köpek dişi, Uhud Dağı kadar, cildinin ka­lınlığı da üç günlük yol mesafesinde olacaktır.” (Müslim, Cennet, 44)

    “Cehennem’de kâfirin iki omuzunun arası, hızlı giden bir süvâri için üç günlük mesafedir.” (Müslim, Cennet, 45)

    Kâfirin Cehennem’de oturduğu yer, Mekke ile Medîne arası kadar olacaktır.[8]

    Hiç şüphesiz Cehennem’de kâfirlerin cesetlerinin bu şekilde büyütülmesi, onlarla Cehennem’in tamamen doldurulması ve azâbı iyice tatmaları içindir.

    Düşünmek îcâb eder ki karıncayı yaratan da fili yaratan da Cenâb-ı Hak’tır. İsteseydi karıncayı fil büyüklüğünde yaratabilir veya fili karınca kadar küçültebilirdi. Yine balinayı da hamsiyi de yaratan O’dur. Cenâb-ı Hak için hiçbir zorluk yoktur.

    Dolayısıyla Cenâb-ı Hak kıyâmet günü insanların ebatlarını daha büyük, mesafeleri de daha uzun yaratmaya elbette ki kâdirdir. Yani bu tür rivâyetler, mübâlağa değil, hakîkatin ifâdesidir. Bizlere sahih senetlerle gelen bilgileri aynen kabul etmek durumundayız. Daha evvel de ifâde ettiğimiz gibi âhireti, dünya şartlarıyla anlamaya çalışmamalıyız. Oranın farklı bir âlem olduğunu dâimâ göz önünde bulundurmalıyız.

    CEHENNEM ATEŞİ
    Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:

    “Cehennem ateşi, Cehennem ehlinin bazısının topuklarına, bazısının dizlerine, bazısının kuşak yerlerine, bazısının da köprücük kemiklerine kadar çıkar.” (Müslim, Cennet, 32, 33)

    “Kıyâmet günü Cehennem ehlinin azâbı en hafif olanı, iki ayağının altına iki kor parçası konularak bunların tesiriyle beyni kazan ve güğüm gibi kaynayan kimsedir.”[9] “…Bununla birlikte o, hiç kimsenin kendisinden daha şiddetli bir azap görmediğini zanneder. Hâlbuki kendisi, Cehennemliklerin azâbı en hafif olanıdır.” (Müslim, Îmân, 364)

    Katâde -radıyallâhu anh- şöyle demiştir:

    “Bir kimse Cehennem’e sadece bir kovanın suya daldırılıp çıkarıldığı an kadar bile girse, bu bile çok büyük bir azaptır.” (İbn-i Ebi’d-Dünyâ, Sıfatü’n-Nâr, s. 108, no: 164)

    CEHENNEMDEKİ EN BÜYÜK AZAP
    Cehennem ehlinin giriftâr olacağı en büyük azap ise, Cemâlullâh’ı temâşâ ve Allâh’ın rahmet nazarına mazhar olma nîmetlerinden mahrum bırakılmaları olacaktır.

    Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

    “Hayır! Muhakkak ki onlar o gün Rab’lerinden (O’nu görmekten) mahrum bırakılacaklardır.” (el-Mutaffifîn, 15)

    Cehennemlikler, aynı şekilde Cenâb-ı Hakk’ın rahmet nazarına da nâil olamazlar. Ebû İmrân el-Cevnî şöyle buyurur:

    “Allah Teâlâ bir insana nazar ederse, mutlakâ ona rahmet eder. Cehennem ehline de bakmış olsaydı, onlara da mutlakâ rahmet ederdi. Lâkin Cenâb-ı Hak onlara bakmayacağına hükmetmiştir.” (Ebû Nuaym, Hilye, II, 314)

    {

    Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Cehennem’de azap gören bazı günahkârların hâllerini ise şöyle haber vermişlerdir:

    “Mîrac gecesi, bir kısım insanlara uğradım ki, karınları evler gibi iri idi. Karınlarının içi yılanlarla doluydu ve bunlar dışarıdan görünüyordu.

    Ben:

    «–Ey Cibrîl! Bunlar kimlerdir?» diye sordum.

    «–Bunlar fâiz yiyenlerdir!» cevâbını verdi.” (İbn-i Mâce, Ticârât, 58)

    Yine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    “Mîrâc’a çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve sadırlarını tırmalayan bir topluluğa rastladım.

    «–Ey Cebrâil! Bunlar kimlerdir?» diye sordum.

    «–Bunlar, (gıybet ederek) insanların etlerini yiyen ve onların ırzlarına (şeref ve haysiyetlerine) dil uzatan kimselerdir.» cevâbını verdi.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4878; Ahmed, III, 224)

    “ALLAH BÜTÜN GÜNAHLARI BAĞIŞLAR”
    Kulu Allâh’ın rahmetinden uzaklaştırıp gazab-ı ilâhîye dûçâr eden günahlara dalmış olanlar, bir an evvel nedâmet gözyaşlarıyla tevbeye sarılmalı, ilâhî rahmetten aslâ ümit kesmeyip samimiyetle af dilemelidirler. Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

    “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allâh’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (ez-Zümer, 53)

    Câmilerde cenâze namazlarından önceki vakit namazının ardından müezzin efendiler ekseriyetle bu âyet-i kerîmeyi tilâvet ederek elleri duâya kaldırırlar. Evet, Allâh’ın rahmetinden ümit kesilmez, O bütün günahları affeder. Lâkin bunun bir şartı vardır. O şart da hemen peşinden gelen âyet-i kerîmede şöyle ifâde buyrulmaktadır:

    “Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O’na teslîm olun, sonra size yardım edilmez.” (ez-Zümer, 54)

    Yani vakit kaybetmeden hemen tevbe ederek Cenâb-ı Hakk’a yönelmek ve ölüme günahlar içinde yakalanmamak îcâb eder.

    Cenâb-ı Hak kullarından “tevbe-i nasûh” yani ihlâslı/samimî bir tevbe istemektedir. Kulun vazifesi, günahından nefret ederek ve ona bir daha dönmemeye azmederek pişmanlıkla tevbeye yönelmek; ardından da tevbesinin kabûlü için dâimâ Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmektir. Kulun tevbesini, Rabbimiz dilerse kabul buyurur. Zira duâların ve ibadetlerin kabûlü gibi, günahların affı da O’nun dilemesine bağlıdır.

    Diğer taraftan; “nasıl olsa tevbe ederim ve affolunur” düşüncesiyle günahlara dalmaktan da son derece sakınmak gerekir. Zira bu, nice insanın içine düştüğü şeytânî bir tuzaktır.

    Cenâb-ı Hak, kullarını bu azap tuzağına sürüklenmekten îkaz sadedinde, âyet-i kerîmelerde şöyle buyurmaktadır:

    “Ey insanlar! Allâh’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın!” (Fâtır, 5)

    “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının! Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası nâmına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin! Bilin ki, Allâh’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın! O aldatıcı şeytan da, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokmân, 33)

    Demek ki Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin sonsuz olduğu gibi, azâbının da son derece şiddetli olduğunu hiçbir zaman unutmamak lâzımdır. Zira Cenâb-ı Hak “Rahmân” olduğu gibi, aynı zamanda “Kahhâr”dır.

    Âyet-i kerîmede tavsif edildiği üzere Cenâb-ı Hak:

    “Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azâbı çetin olandır!..” (el-Mü’min, 3)

    Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın lûtfu gibi kahrının da, cemâli gibi celâlinin de her an tecellî edebileceğini düşünüp dâimâ takvâ üzere bir kulluk hayatı yaşamaya gayret etmek elzemdir.

    Birçok âyet-i kerîmede bildirildiği üzere[10] Allâhʼın rahmetinden ancak kâfirler ümit keserler. Lâkin Ferîdüddîn Attâr gʼin Pendnâme’sindeki ifâdesiyle; “Allâhʼın azâbından korkmadan yaşayanlar da müʼmin değil, mutlak kâfirdirler.”

    Dipnotlar:

    [1] Krş. el-Ankebût, 55.

    [2] Krş. es-Secde, 20; el-Mâide, 37.

    [3] el-Hutame, 6-7.

    [4] İbnü’l-Mübârek, ez-Zühd ve’r-Rekāik, II, 87; İbn-i Ebi’d-Dünyâ, Sıfatü’n-Nâr, s. 94/139; İbn-i Kesîr, en-Nihâye, II, 147.

    [5] Bkz. es-Sâffât, 62-68; ed-Duhân, 43-48; el-Vâkıa, 52-55.

    [6] İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VII, 52/34144.

    [7] Bkz. İbrâhîm, 16; el-Kehf, 29; Sâd, 57; el-Hâkka, 35-37; en-Nebe’, 25.

    [8] Tirmizî, Cehennem, 3/2578.

    [9] Buhârî, Rikāk, 51; Müslim, Îmân, 362-363; Tirmizî, Cehennem, 12.

    [10] Bkz. Yûsuf, 87; el-Ankebût, 23; el-Hicr, 56.

    Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Ebediyet Yolculuğu, Erkam Yayınları
  • Yunanistan devleti kurulduktan sonra topraklarını sürekli olarak Osmanlı devleti aleyhinde
    kuzeye doğru genişletmeye çalışmıştır. Bu gaye çerçevesinde
    1912 yılında Makedonya ve Balkanlar'da yaşanan bunalımları
    takiben ortaya çıkan Balkan savaşlarının (1912-1913)
    sonunda ilhak edilen Girit Adası dahil olmak üzere, güney Epir,
    Selanik dahil Makedonya'nın önemli bir bölümü ve bazı Ege
    Adaları Yunanistan'ın eline geçmiştir. Böylece, 65.000 km2 olan
    Yunanistan yüz ölçümü 11 8.000 km2'ye, nüfusu da 2.666.000'den
    4.363.000'e çıkmıştır. Ancak, Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu'ndan
    biraz daha toprak koparmayı başarmışsa da, bu iktidarda
    bulunan Venizelos'un hayalindeki Yunanistan için yeterli
    değildir.
  • Yüzyıllar boyu Osmanlı idaresi altında, Ortodoks kimliği ile
    gerek dini gerekse sosyal yaşantılarını özgürce yerine getirebilen
    Rumlar, 18. yy.'ın sonundan itibaren başta Rusya olmak
    üzere yabancı devletlerin müdahaleleri sonucu elde ettikleri
    ekonomik gücün yanı sıra, batı ile kurulan temaslar sonucunda
    Avrupa'da yaşanan siyasi ve sosyal gelişmelerle ortaya çıkan
    milliyetçilik ve bağımsızlık gibi yeni fikirlerle de tanışmışlardır.
    Yaşanan tüm bu gelişmelerin sonucunda ise, yine doğrudan dış
    müdahalelerin etkisiyle Osmanlı'dan ayrılarak milli bir kimlik
    ile oluşturulan ilk toprak parçası olma özelliğiyle bağımsız bir
    Yunanistan devleti ortaya çıkmıştır. Yunanistan devleti kurulduktan
    sonra topraklarını sürekli olarak Osmanlı devleti aleyhinde
    kuzeye doğru genişletmeye çalışmıştır. Bu gaye çerçevesinde
    1912 yılında Makedonya ve B alkanlar'da yaşanan bunalımları
    takiben ortaya çıkan Balkan savaşlarının (1912-1913)
    sonunda ilhak edilen Girit Adası dahil olmak üzere, güney Epir,
    Selanik dahil Makedonya'nın önemli bir bölümü ve bazı Ege
    Adaları Yunanistan'ın eline geçmiştir. Böylece, 65.000 km2 olan
    Yunanistan yüz ölçümü 11 8.000 km2'ye, nüfusu da 2.666.000'den
    4.363.000'e çıkmıştır. Ancak, Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu'ndan
    biraz daha toprak koparmayı başarmışsa da, bu iktidarda
    bulunan Venizelos'un hayalindeki Yunanistan için yeterli
    değildir.
  • 2019 Polonya Sinemalarına Bir Bakış

    Polonya sinemalarında rekor bir yıl daha geride kaldı. En çok izlenen filmler hangileridir? Nasıl bir yılı arkamızda bıraktık?

    Bu yıl Polonyalı filmlerin hiçbiri Wojciech Smarzowski'nin "Din Adamları" kadar devasa bir seyirciye sahip olmamasına rağmen, yine sinemalara katılım rekoru kırıldı. 2019'da, Poles 60 milyondan fazla bilet satın aldı ve halk çoğu zaman Disney yapımlarını izledi. İlginç bir şekilde, Patryk Vega, resminin Polonyalı filmler arasında en yüksek izleyiciye sahip.

    2019'un film endüstrisi için özellikle başarılı olduğu ortaya çıktı. İzleyiciler, 5 milyon izleyicinin sinemaya gittiği Wojciech Smarzowski'nin "Kler" adlı kitlesinin son derece yüksek olması nedeniyle 2019’da Polonya'da bir önceki yıla göre rekor kırıldı. Bu yılın rekor izlenme sahibi filmi - "Aslan Kral". Klasik Disney animasyonunun yeni versiyonu 2.52 milyon izleyici tarafından izlendi. Çok fazla bilet satıldı.

    2019 - Polonya sinemasında başka bir rekor da
    Cyfrowa.rp.pl tarafından bildirildiği üzere, boxoffice.pl tarafından toplanan verilere göre, Poles 2019 yılında toplam değeri 1.13 milyar pln olan 60.2 milyon bilet satın aldı. Geçen yıl, 1,1 milyar pln değerinde 59,7 milyon bilet satılmıştı. En çok izlenen filmlere gelecek olursak, sıralama şu şekilde oluştu.

    • "Lion King" 48 milyon pln
    • "Frozen" bu prodüksiyon 2.46 milyon izleyici tarafından izlendi ve 44.1 milyon pln bilet satışı elde etti.
    • "Mishmash veya Kogel Mogel 3 " filmiydi - Polonya Film Enstitüsü'ne göre, 2.389.082 izleyici tarafından izlendi. Bilet gelirleri yaklaşık 47 milyon pln'dir.
    • "Joker" başrolde Joaquin Phoenix ile (1.96 milyon).
    • Patryk Vega'nın "Polityka" beşinci sırada yer aldı . - 1,89 milyon izleyici.

    Polonya Sinemalarında 2019'da En Çok İzlenen 10 Film

    1. "Aslan Kral" - 2,52 milyon
    https://www.youtube.com/watch?v=EQaNmoG1dhc
    2. "Buz Ülkesi 2" - 2,46 milyon
    3. "Miszmasz veya Kogel Mogel 3" - 2,39 milyon
    4. "Joker" - 1,96 milyon
    5. "Politika" - 1,89 milyon
    6. "Avengers: Oyunun Sonu" - 1.89 milyon
    7. "Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı ... 2" - 1,45 milyon
    8. "Corpus Christi" - 1,4 milyon
    9. "Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 3" - 1.27 milyon
    10. "Yıldız Savaşları: Skywalker. Yeniden Doğuş" - 1,14 milyon

    En çok izlenen Polonya yapımı filmler de şu şekilde 2019 yılını tamamladı.

    1. "Mishmash or Kogel Mogel 3" - 2.389.082 seyirci
    https://www.youtube.com/watch?v=aCcY0z-AnJU
    2. "Politika" - 1.890 172 izleyici
    3. "Tekler Gezegeni 3" - 1,436,947 izleyici
    4. "Corpus Christi" - 1.363.031 seyirci
    5. "Mafya Kadınlar 2" - 1.144.606 seyirci
    6. "Underdog" - 904785 seyirci
    7. "(Un) arkadaşlar" - 658 693 izleyici
    8. "Prosedür" - 516.269 seyirci
    9. "Courier" - 501.466 seyirci
    10. "Neyse ki" - 484 745 seyirci

    Sinemada hem yapımcılar hem de izleyiciler mutlu bir 2019 yılı geçirdiler. Bakalım 2020’de sinemaseverleri ne bekliyor?

    Dr.AA
  • 120 syf.
    ·9/10
    Kaldı 363 kitap Bu kitap kitaplığımda uzun zaman beni bekledi çünkü 2020 yılını klasiklere ve modern klasiklere bırakmıştım
    Bilimkurgu kitaplar arasında kült grubunda olmasına rağmen bu kadar geç okumuş olmaktan dolayı çok üzgünüm ve çok mutluyum iki saat içinde notlarımı alıp bitirdiğim için
    Kitabın konusunu kısaca yazayım bir bilim adamı kendi icat ettiği zaman makinasıyla 802.701 yılına gider orada bir süre kaldıktan sonra döner hikayesini arkadaş grubuna anlatır ve orada gördüklerini öyle güzel aktarır ki hayranlıkla okursunuz tabi ben okurken neden çizgi film şirinlerin dünyasına gittim bilemiyorum hatta okurken acaba dedim şirinler çizgi filmi bu kitaptan sonra mı ortaya çıktı bazı benzerlikler gördüm okuyanlar bana hakverecektir
    Kitaptaki zaman gezgini kavramı ve zamanda yolculuk sanırım bu kitaptan önce hiç gündeme gelmememiş bu nedenden olsa gerek bilimkurgu kitapların babası gibi bişey olmuş
    Neyse uzatmadan size bu kitapla bir film önerisinde bulunayım “Zaman Makinesi 1973” Türk filmi izleyin çok eğlenirsiniz Bu arada bu kitabın da çeviri filmi olduğunu öğrendim henüz izlemeye fırsat bulmadım en kısa zamanda izleyip yazacağım
    Kitap alıntılarım
    Yabancı bir dünyanın ortasında çırılçıplak hissediyordum kendimi.
    Çevresiyle tam bir uyum sağlamış bir hayvan, kusursuz bir düzenektir. Alışkanlık ve içgüdü işe yaramaz hale gelmedikçe, doğa zekaya hiçbir zaman başvurmaz. Değişimin ve değişim gereksiniminin olmadığı yerde zeka da olmaz. Ancak çok çeşitli gereksinimleri ve tehlikeleri gidermek zorunda kalan hayvanlar zekadan yararlanırlar.
    Aradan geçen bu sürede ya insan soyu insanlıktan çıkmış ve insanlıkdışı, anlayışsız ve karşı durulmaz güçte bir şeye dönüşmüşse ?
    Kitap puanım : 5 / 5
    #KitapTavsiyem #Bookstagram #kitap #kitaplarım #kitapsevgisi #kitapokumak #bookish #BookstagramAvcıları #books #Kitapyorumu #neokuyorum #kimneokudu  #OkudumBitti #OkudumOkuyun #Kitaplaryolda #kitapokufotoğrafçek #işbankasıkültüryayınları #ZamanMakinesi #HerbertGeorgeWells #hasanaliyücelklasiklerdizisi #hasanaliyücelklasikleri