3/10
·109 syf.··
2026 14. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:11
Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna resmen üçüncü kez şans verdim ama yine olmadı... İlk iki okumamda hiçbir şey anlamamıştım belki bu sefer farklı olur diye zorladım ama yarıda bırakmamak için kendimi resmen paraladım. Dilinin ağırlığı bir yana kesinlikle eski Türkçeye de hakim olmak gerekiyor. Bunun haricinde kitapta o kadar çok gereksiz ve uzatılmış cümle var ki... (öznel) Peyami Safa ilk kez okuduğum bir yazardı ama bende hiç iyi bir izlenim bırakmadı uzun bir süre de Peyami Safa görmek istemiyorum sanırım.Üzgünüm. Kitapta beni gerçekten etkileyen tek bir kısım oldu çocuğun bacağının kesilme ihtimalini öğrendikten sonra “Evde bıçakla ekmek kesilmesine bakamıyorum” demesiydi... O cümle resmen içime oturdu. Zaten ön yargıyla başlamışken en azından minik bir ümit beslemiştim bu okumamda ama maalesef sarmadı. İnsanın kendi ruhuyla savaşı o yalnızlık hissi güzel düşünülmüş ama dili benim için bu hikayenin önüne geçti maalesef.Bazı incelemeleri okudum bir kısım severken bir kısım da benim gibi sıkılmış,anlamakta zorlanmış vs.Olabilir her kitap memnun etmeyebilir.Keyifli okumalar Mihriy’ Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa
İnceleme
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 22:47
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa'nın en önemli eserlerinden biri olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, hasta bir gencin yaşadığı fiziksel ve ruhsal mücadeleyi anlatır. Romanın başkahramanı bacağındaki rahatsızlık nedeniyle sürekli hastanelerde vakit geçirmek zorunda kalır ve bu durum onun iç dünyasını derinden etkiler. Eserde olaylardan çok karakterin düşünceleri, korkuları ve umutları ön plana çıkar. Kısa olmasına rağmen yoğun duygular barındıran eser, okuyucuya acının, yalnızlığın ve hayata tutunma çabasının ne kadar güçlü duygular olduğunu hissettirir. Roman bittiğinde karakterin yaşadıkları uzun süre akılda kalır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:58
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, edebiyatımızda hastalığı sadece bir konu olarak değil, bir "bakış açısı" olarak ele alan nadir eserlerdendir. Roman, insanın en savunmasız anında, yani acı çekerken, hayata nasıl tutunduğunu veya hayatın dışına nasıl itildiğini sorgular. Peyami Safa, bu eseriyle fiziksel bir sakatlığın, ruhsal bir derinliğe nasıl evrilebileceğini kanıtlayarak, Türk romanına "bireyin iç dünyası" konusunda yeni bir ufuk açmıştır. Bu eser, sadece bir hastalık günlüğü değil, insanın kendi içsel karanlığında kendi ışığını arama çabasıdır. Sonuç itibariyle eserde kahramanın ameliyat olma sürecini ve iyileşme umudunu anlatırken, aslında bir insanın kendi iç dünyasında nasıl bir "hastane" inşa ettiğini gösterir. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa
Duygu ve Düşünce
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Hastalığın Gölgesinde Umudın Işığı
Puan vermedi·112 syf.··
2026 2. kitabı
Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu eseri, yalnızca bir hastalık hikâyesi değil, aynı zamanda bir ruhun kendi varlığını sorgulama ve yeniden inşa etme çabasıdır. Safa’nın kişiliği, yaşadığı zorluklar ve bilgi birikimi bu eserde öylesine yoğun bir şekilde hissedilir ki, satır aralarında onun hem bir düşünür hem de bir gözlemci olarak varlığıyla karşılaşırız. Çocuk yaşta geçirdiği kemik hastalığı, bu romanın temelini oluştururken, Safa’nın kendi hayatındaki acıların edebiyata nasıl dönüştüğünü görmek, eseri daha da derin kılar. Bu yüzden romanı okurken yalnızca bir kahramanın değil, bizzat yazarın iç dünyasının sancılarına tanıklık ederiz. Safa’nın duruşu, Türk edebiyatında bireyin içsel çatışmalarını en gerçekçi biçimde yansıtan bir tavırdır. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda bu duruş, “Bir gün bu ağrıdan kurtulacağım, ama hangi gün?” cümlesinde olduğu gibi, umut ile umutsuzluk arasındaki ince çizgide kendini gösterir. Yazarın diğer eserlerinde de benzer bir ruh hâlini görmek mümkündür. Örneğin Fatih-Harbiye’de Doğu ile Batı arasındaki kültürel çatışma, bireyin kimlik arayışını yansıtırken; Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nda metafizik sorgulamalarla insanın içsel yolculuğu işlenir. Bu bağlamda Safa’nın eserlerinde ortak bir damar vardır: bireyin ruhunu, toplumun baskıları ve kendi içsel sancıları arasında sıkışmış hâlde resmetmek. Romanın dili ve üslubu, Safa’nın kaleminin en belirgin özelliklerinden biridir. Akışkan, sade ama aynı zamanda derinlikli bir anlatım vardır. Okur, kahramanın içsel monologlarını okurken adeta kendi zihninin kıvrımlarında dolaşır. Bu üslup, Safa’nın psikolojik çözümlemelerdeki ustalığını ortaya koyar. “İçimde bir şey kırılıyor, ama ne olduğunu bilmiyorum” gibi cümleler, hem bireysel bir sancıyı hem de evrensel bir insanlık hâlini dile
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Umudu ve hayal kırıklığı muazzam bir derinlikle işleyen eser...
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 13:44
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, küçük yaşta ağır bir kemik hastalığıyla mücadele eden isimsiz bir çocuğun yaşadıklarını anlatır. Anlatıcı olan bu çocuk, sürekli hastanelerde ve özellikle “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”nda tedavi görür. Fiziksel acılarının yanında, yalnızlık, korku ve umutsuzluk gibi duygularla da baş etmek zorundadır... Çocuk, tedavi sürecinde hem doktorlarla hem de çevresindeki insanlarla ilişkiler kurar. Bu süreçte özellikle bir paşanın kızı olan Nüzhet’e karşı duygusal bir yakınlık hisseder. Ancak hastalığı ve sosyal konumu, bu duyguların karşılıksız ve acı verici bir hale gelmesine neden olur... Roman boyunca kahramanın iç dünyası derinlemesine işlenir. Ameliyat korkusu, ölüm düşüncesi ve yaşama tutunma isteği arasında gidip gelen psikolojik bir mücadele anlatılır.
Alıntı
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Beyaz Koridorlar ve Nüzhet Sızısı Arasında
Puan vermedi·112 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 23:40
Peyami Safa'nın otobiyografik izler taşıyan bu eseri, edebiyatımızın en güçlü psikolojik tahlillerinden birini sunuyor şüphesiz. Ama inanın, sayfaları çevirirken o edebi ustalıktan çok, 15 yaşındaki bir çocuğun çaresizliği gelip boğazınıza oturuyor. Roman temelde iki zıt dünya arasında bir sarkaç gibi gidip geliyor: Hastanenin eter kokan, dürüst ve acımasız gerçekliği ile Erenköy'deki köşkün sahte, yüzeysel ve yorucu dünyası... Çocuğun bacağındaki o amansız fiziksel acı yetmezmiş gibi, Nüzhet'e duyduğu imkansız aşkın yarattığı ruhsal yıkım okurken insanı gerçekten yoruyor, içinizi sızlatıyor. Bir yandan tıbbi terimlerin soğukluğuyla yüzleşirken, diğer yandan bir insanın umudunun nasıl yavaş yavaş tükendiğine şahit oluyorsunuz. Kısacası, hem kurgusuyla zihni doyuran hem de duyguları iliklerinize kadar hissettiren sarsıcı bir klasik. Sadece bir roman okumadım; o beyaz ve soğuk koridorlarda, acı çeken o çocukla beraber sessizce yürüdüm sanki. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Alıntı
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Reklam
Reklam