İnsan, yaradılışı gereği, musibetler karşısında zayıf ve âcizdir. Basit bir kederle bile baş dönmesi yaşar. Küçük bir gam karşısında sersemleşir. Bir mikroba mağlup olan bedeni gibi ruhu da basit bir mesele karşısında sarsıntılar geçirir. Yaşam gidişatındaki ufak bir aksaklıktan ümitsizliğe düşer. Gerçekleşme işareti taşımayan zayıf olasılıklardan telaşa kapıldığı dahi olur. Önemsiz bir mevzuda hayal kırıklığına uğradığında hayat ona tümden acı görünür. Dünya sık sık ona dar gelir, pek çok defa zindan gibi olur.
Kalp dediğin bazen sessiz bir kor, bazen de gitarın en ince telinde titreyen bir tınıdır adeta.
İnsan ne yaşarsa yaşasın, içinde bir yerlerde yanmaya devam eden küçük bir ateş vardır.
Kimi zaman rüzgâr olur biri, körükler; kimi zaman da sessizce üfler hayat, neredeyse sönecek hale getirir…
Ama o ateş hiçbir zaman tamamen ölmez. Çünkü kalp, kendi küllerinden bile doğmayı bilen inatçı bir varlıktır.