İbn Abbâs (r.a.) çok mühim bir noktaya parmak basarak şöyle der: ​“Bir adamın hatası kibir sebebiyle ise ondan ümit beslemeyin; bunun dışındaki bir günah sebebiyle ise ondan ümit besleyebilirsiniz. Hz. Âdem’in hatası günah, İblis’inki ise kibir sebebiyle idi.”²⁴ ​Âdem (a.s.) zelle işleyince hemen pişman oldu ve affedilmeyi istedi; İblis ise isyanına bahaneler aradı ve kıyamete kadar mühlet istedi. Allah Teâlâ da herkese istediğini verdi.²⁵ Demek ki kul, Allah’tan ne isteyeceğini iyi bilmelidir. ​Dipnotlar: ²⁴. Taberî, Câmi‘u’l-beyân, 15/288 (el-Kehf 18/50). ²⁵. İbn Kesîr, Tefsîr, 3/398.
Din
Gıybetin, istibranın ve mezar ahlakının önemi..
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında idik. Allah Resûlü sahipleri azap gören iki kabrin yanına vardı ve "Bu ikisi büyük bir günahtan dolayı azap görmüyorlar. Bilakis bunlardan biri insanların gıybetini yapardı, Diğeri ise idrardan sakınmazdı” buyurdu. Sonra bir veya iki tane yaş hurma dalı istedi ve onları kırdı. Ardından da her bir hurma dalının bir kabrin üzerine dikilmesini emretti. Sonra da şöyle buyurdu: "Bunlar yaş olarak kaldıkları veya kurumadıkları sürece bunların azapları hafifletilir." ( Buhârî, vudû 55, 56, Cenâiz 81, 88, Edeb 46, 49; Müslim, Tahâret 111; Ebû Davud, Tahâret il; Tirmizî, Tahâret 53; Nesâî, Tahâret 28, Cenâiz 116; İbn Mâce, Tahâret 26; Dârimî, Tahâret 60; Ahmed b. Hanbeı, ı, 225, V, 35, 39, 266; ibn Huzeyme, sahîh, ı, 32; ibn Hibbân, sahih, ili' 106, VII, 398, 399. )
Reklam
… (1) "Geri geliş, kendi kendisine atfedilen içkinliktir” (a.g.e.). c) Nakarat en çok ve en sarih şekilde yeryüzüyle ilişkisi içinde belirir ve tanımlanır; nakarat: Yeryüzünün şarkısıdır” (A 1972, s. 416). (2) "Bu önermeyi açalım. Nakarat, yeryüzünü üç kere dönüştürür. Kaostan çıkarken yeryüzünü hedef alır; kaosun kuvvetlerine karşı bir yeryüzünü düzenler; bu yeryüzünü “taşır” ve başka bir yere kaçar. Düzenleme-altı, düzenleme-içi ve düzenlemeler-arası. Kaos, yeryüzü, kozmik. Böylece, karanlıkta şarkı söyleyerek kendimizi teskin ederiz; ortalığı toplarken bir ezgi mırıldanırız; zihnimizin başıboş dolaşmasına izin vererek mırıldanırız (sırasıyla MP 1980, s. 384-397, 398-410, 411-433). Öyleyse: (3) "Nakarat, yerliyurtlu düzenlemeye doğru gider, buraya yerleşir ve buradan çıkar" (MP 1980, s. 396); ve: (4) "Belki de nakaratı yerliyurtlu veya yerliyurtlulaşmış, kendini filizlenmeye, üretmeye veren bir bileşen olarak adlandırmak gerekir” (a.g.e., s. 401). …
Sayfa 212·Kitabı okudu
Alıntı
Hz. Muhammed bir gün Zeynep’in evine gidip onu çıplak olarak görünce, dengesini kaybedip “Ey kalpleri değiştiren Al­lah” diyor. Hatta burada Zeynep, “Hz. Muhammed beni bu şe­kilde görünce, kendi kendine bir şeyler söylemeye başladı; ben onun sözlerinden ancak az önceki ifadeyi anlayabildim” diyor. (278) Evet, onun bedenini gördükten sonra, kendisine âşık oluyor. Mu­hammed, daha önce Zeynep’in bu kadar beyaz tenli, böyleşine güzel olduğunu bilseydi, onu hiçbir zaman Zeyd’le evlendirmezdi. Zaten çoğu kaynakta, “Hz. Muhammed onun bembeyaz, Arapların en güzeli, boylu poslu... biri olduğunu görünce kalbi­ ne bir şeyler doğdu” şeklinde açıklamalar var. (279) 278. Kadı Beydavi, Envarii’t-Tenzil; Beğavi, Mealimü't-Tenzil: Kasımi. Meha- sinü’t-Te’vil; Şeyhzade (Kadı Beydavi'nin şerhi): Taberi. Camiu’l Beyan... Alusi. Ruhü’l Maani...; Kurtubi. Camiu Ahkâmü’l Kur’an: İbni'l Arabi. Ahkâmü'l Kur’an ve daha birçok müfessir, Ahzâb Suresi. 37. ayetinde bu ifadeyi yazmıştır. İbni Sad, Tabakal, No:4120-8/295; Heysemi. age. 9/247: İbni İshak. Tere. age. 321; îbni Habib, Muhabber. 85; Taberi. Milletler ve Hükümdarlar Tarihi. MEB Tercemesi, 5/461; Ömer Rıda Kehhale, A’lam-i Nisa. 2/59; Askalani. Tehzib-i Tehzib. No:2800. 12/449; Taberani. age. 24/44; M. Sait Mübeyyed, Mevsuatü Hayati’s-Sahabiyat, 398 vb. 279. Örneğin; Kadı Beydavi’nin şerhi Şeyhzade, Ahzâb Suresi. 37 ve diğer tef­sirler. Bir de Kur’an’ın Kökeni adlı eserimde bu konuda çok bilgi verilmiştir.
Sayfa 151 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Adı geçen eserden iktibas edilmiştir.
Hiç kimsenin, zekam için beni övmek ya da onlar için gösterdiğim çabaları takdir etmek gibi bir ahlâki ya da yasal zorunluluğu yoktu. Dr. David Burns, (1980), “Feeling Good- The New Mood Therapy” New York, William Morrow Company, s.398
Sayfa 398 - Psikonet Yayınları·Kitabı okudu
Hz. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor ki: "Ey insanlar! Kadınların haklarına riâyet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muâmele ediniz! Onlar hakkında Al-lah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emâneti olarak aldınız; onların nâmuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz!" (Sahîh-i Buhârî Muhtasarı, X. 398)
Sayfa 33
Din
Reklam
Reklam