Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uyanıyorum yeni bir güne ve perdeleri açmıyorum. Güneşi, yeni bir gün vaat edişini, ışıklarını ve sıcaklığını kabul etmiyorum içeri. Çünkü ben, bu karanlık odada karanlığı benimsemiş ruhumun gözlerini kamaştırmak istemiyorum. Çünkü ben sanıyorum ki bir insan karanlıktan da ölebilir. Öyle ya hayatın ışıkları sonsuza kadar yanamaz. Elimdeki kaleme bile güvenim kalmamışken perdeleri nasıl açabilirim? Sahi ya perdelerim... Bu soluk, gri perdeler sanki ruhumun ne denli azap içinde olduğunu söylüyorlar. Annem almış bu perdeleri ben küçükken. Yıkamış, ütülemiş, özenle asmış penceremi kapatsın diye. Bana yaşam olduğunu hatırlatan hiçbir şeyi göremiyorum şimdi. Gökyüzünü, denizi, ağaçları... Ben bu odada sadece birinin bana dışarıda bir hayat olduğunu hatırlatmasını bekliyorum. Küçücük bir belirti. Belki bir ses, belki bir görüntü. Belki bir kelime. Zihnimde buz tutup katılaşmış anıları eriterek hatırlamamı sağlayacak ufacık bir gün ışığı. Biri gelse, omzuma dokunsa, bir bedenim olduğunu hatırlasam. Gözyaşımı silse biri, artık ağlamasam. Uzansa, tutsa ellerimi, buz tutmuş ellerim yeni bir sıcaklıkla tanışsa. Hiçbir şeyin geçmediği bu dünyada her şeyin ama her şeyin geçeceğini fısıldasa, beni inandırsa. Sonra pencereme yürüse, hüzünden kırış kırış olmuş perdelerimi tutup çekse. Işıksız odama ışık olsa. Oysa mutsuzluğum hepsinden çok daha gerçek. Ben asıl gerçeklikle yeni tanışıyorum. Bakıyorum, dört yanım imkansızlık. Perdeleri açmıyorum.
sönük bir sokak lambasını sandım güneş
bitmedi beklemem bir günün gelişini
bu yükü taşımak ebedi bir keşmekeş
eskitmem artık pencerede gözlerimi
denedim her seferinde bir ağaç gibi
yıkılmadan beklemek nasıl olur diye
yarama süreceğim ecza yok kimsede
çığlıksız bir yaşam bırakıldı avcuma
bağırıyorum ışıksız esrik bir yerde
şuam erişmez bu cihana erişmez asla
ne kalacaksa bunca acıdan geriye
vaktinde gelmeyen her şey kadar haindir
biniyorum beni götürecek o gemiye
o gemi her saat beklediğim gemidir
bineceğim bende fer kalmadığı vakit
çöpe atılması mutlak bir bardak gibi