HAYVAN ÇİFTLİĞİ
Okurken herkesin bir parça içinde bulunduğu durumu gözden geçirmesine sebep olan bir kitaptı. Belki kitabın karakterleri normal bir insan olsa, çiftlik değilde bir ülkeden bahsedilse, çok eleştirilirdi. Her şey sadece hayvanların gözüyle anlatılmış bile olsa seçilen hayvanların konumu ve benzetmeler o kadar ustacaydı ki. Örneğin koyunlar sadece onlara ne söylenirse aksi söylenene kadar onu söylüyorlardı; "Dört ayaklı iyi, iki ayaklı kötü." Çünkü onlara böyle öğretilmişti (tabi sonraları tam tersini de söylediler orası da ayrı). Bir toplumda koyun olmak ne kötü olsa gerek, sürekli kendilerini güdecek bir çobana ihtiyaç duymak.
Kelimeleri ustaca seçmek o kadar önemlidir ki kelimeleri ustaca kullananlar kötü bile olsa yanlış bir düşünceyi karşısındakilere kabul ettirebilirler. Ve bunu yaparken kimse farkına bile varamazken doğrusu da unutulur. Yasalar nerede olursa olsun hayvan çiftliğinde bile (sözde onlara göre herşey insanlardan farklı olacak asla onlara benzemeyeceklerdi) eşitliğe ve koyulan temel ilkelere karşı olmayacaktı. Ama her şeye mantıklı bir bahane sunuldu. Tek bir inanca tutunuldu öncesinden daha kötü olamazdı ya her şey. Ne olacaktı ki, sonuçta öncesi gibi olmayacaktı. Diyerek bulunduğu durumu memnuniyetle karşıladılar ama bilmiyorlardı ki haklarından taviz veriyorlardı ve verdikleri her taviz onları daha içinden çıkılmaz bir bataklığa sürüyordu.
Güçlüler her zaman haklı mıdır? ya da yönetme gücüne sahip olanlar kendi dışındakileri ezme hakkına nasıl sahip olur? bu hakkı ona ne verir? Bir toplum uyanık olmalıdır. En önemlisi eğitimli ve bilinçli olmalıdır. Kulaktan dolma bilgilerle değil her doğruya pardon gerçeğe (doğru görecelidir ne de olsa) kendileri ulaşmalıdır.
Başarısızlıklardan kaçmak istiyorsan, onları her zaman bir sebebe bağlarsın
"Felsefi anlayışlar ve fikirler..ister doğru olsun ister yanlış olsun bir zaman sonra artık sadece bir şart ile maddi kuvvet tarafından ezilebilir. Bu maddi kuvvet yeni bir ateş yakan, yeni bir felsefi anlayış veya fikrin hizmetinde bulunmalıdır."
Adolf Hitler bu sözleriyle kendi ideolojisini haklı çıkarmaya çalıştı belki de.
Bir Tiranın doğuşu kendince bu haklılığında yatıyordu.