Şems’in 10 öğretisi
1. Dürüst ol, dürüst insanlarla ol. 2. Sabır bir duadır: "Dikene baksan da gülü hayal et..." 3. Bil ama önce dinlemeyi bil. 4. Sitem etme: "Şükretmesini bil!" 5. İstemeyi bilmezsen alamazsın: "Allah isteyenı sever..." 6. Acele etmek isyan etmektir: "Acele eden derinliği göremez!" 7. Tövbe makamı hep açıktır: "Yine de sen günahtan korun..." 8. İyi bir kalp kötülüğe kalkan olur. 9. Marifet kendi kusurunu görmektir: "Kusurunu gördün diye aynayı yere vurma!" 10. Umutsuzluk mutsuzluk getirir: "Umut bulutunun yağış vakti elbet gelecektir..."
Bunun İçin Buradayız / 4 Haziran
"Neye alınıyoruz? Neden şikâyet ediyoruz? Bunun için buradayız." ​— Seneca, Tanrısal Öngörü, 5.7b-8 ​Kimse hayatın kolay olduğunu söylemedi. Adil olduğunu da. İnsanlık tarihi hayal dahi edemeyeceğimiz güçlüklerden, zorluklardan ve mücadelelerden sağ çıkmayı başarabilmiş uzun ve bölünmez bir bağdır, bunu unutma. Damarlarındaki kan ve seni sen yapan genler, işte atalarından sana kalan miras budur. Onlar olmasaydı bugün burada olamazdın. ​Etkileyici bir geleneğin mirasçısısın ve onların yaşayan bir evladı olarak onların yapabildiği her şeye muktedirsin. Varoluş amacın bu. Bugünlere bu yüzden geldin. ​Olur da günün birinde işler zorlaşırsa bunları hatırla.
1000Kitap
Bakara-2: ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَیْبَ ۚۛ فٖیهِ ۚۛ هُدًى لِلْمُتَّقٖینَ ۙ Meali: Bu, (öyle bir) kitaptır* ki onda (ve onun İlâhî kelâm olduğunda){2} hiç şüphe yoktur. O, muttakîlere (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak/aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere)** doğru yolu gösteren (öğreten)dir. * İkinci âyette; yüce kitap Kur’an’ın doğruluğunda hiç şüphe olmadığı ve onun muttakîlere, yani Allah’ın kulu olduğunun bilincinde ve sorumluluğunda olanlara doğru yolu gösteren ve hayata İslâmî yön veren ilâhî bir kaynak olduğu bildirilmektedir. Kur’an’ı ilâhî bir kitap olduğunu ve hayattaki insanlara indiğini bilerek ve mânası üzerinde düşünerek okuyanlar, Resûlü’nün önderliğinde O’ndan gelen ilâhî ışıkla doğru yolu bulur; Kur’an’sız bir düşünceden ve ona ters düşen bir yaşantıdan uzak kalır. Artık müslüman bilir ki Allah’ın sözünden, hükmünden ve gösterdiği yoldan daha doğrusu yoktur.{3} Bu sûrenin baş kısımlarında üç türlü insan sınıfından söz edilmektedir. 2-5. âyetlerde iman ve İslâm’ın esasları ile mü’minlerin özellikleri özetlenmektedir. 6-7. âyetlerde kâfirlerden, 8-20. âyetlerde de kâfirlerin bir çeşidi olan münâfıklardan ve hallerinden bahsedilmektedir.{4} ** Kur’an’da takvâ ile ilgili 170 kadar kelime geçmektedir. Takvâ sakınmak, korunmak anlamında olup “muttakî” de takvâ sahibi demektir. Kur’an’da ise Allah’ın azabından korunma, günahlardan sakınma anlamındadır. Netice olarak takvâ, Allah’ın emirlerine uygun yaşamaktır. Dipnotlar: Dipnot 2: bk. 32/2 Dipnot 3: bk. 5/50; 17/9 Dipnot 4: Elmalılı, I, 485
Kitap Alıntısı
Fâtiha-6: اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖیمَ ۙ Meali: Bizi doğru yola (İslâm’a) ilet (İslâm ile yaşat). Fâtiha-7: صِرَاطَ الَّذٖینَ اَنْعَمْتَ عَلَیْهِمْ ۙ غَیْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَیْهِمْ وَلَا الضَّٓالّٖینَ Meali: Kendilerine (lütfundan) nimet verdiğin kimselerin yoluna (ilet);{7} (emirlerine âsi olmuş ve) gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (Yâ Rabbi).* (Âmin...)** * Yahudiler, hıristiyanlar ve diğerleri gibi.{8} Yahudiler dinlerini merasimleştirdiler, peygamberlerini küçük düşürdüler, devre dışı bıraktılar, hakaret ettiler, hatta bazısını öldürdüler. Hıristiyanlar ise peygamberlerini ilâhlaştırdılar. “Din vicdan işidir.“ diye onu vicdanlara hapsettiler ve dini dünyevîleştirdiler. Halbuki inancın/dinin, kişinin iç dünyasına ait birşey olduğunu söyleyip onu vicdanla sınırlı bir alan içine hapsetmek ve kişiyi, dinî yaşamından engellemek yanlış ve geçersizdir. Çünkü vicdanda olan herşey her yerde var demektir. Bu yönden bunu hegemonik/baskıcı usûl ve üslupla bastırmak insan onurunu zedeleyen bir tavır olmuştur. ** Âmin, “Öyle olsun, kabul eyle” anlamındadır ve “âmin” demek sünnettir. Sesli namazlarda Hanefîler’de imam ve cemaat sessiz; Mâlikîler’de yalnız cemaat sesli; Şâfiî ve Hanbelîler’de imam ve cemaatin sesli okumaları menduptur. Besmele, İmam Şâfiî’ye göre sûreye dâhil sayıldığından sesli namazlarda açıktan okunur. İmâm-ı Âzam ve Mâlik’e göre yedinci âyet “gayri’l-magdûbi...”dir. Dipnotlar: Dipnot 7: bk. 4/69 Dipnot 8: bk. 2/90; 5/77; 58/14
Kitap Alıntısı
SEBZÎ , KANÂ'AT DAĞININ ANKASIDIR
1 Kâni' olmaz bûsene dil vaslunun şeydâsıdur Dostum ma'źûr ŧut dünyâ tama' dünyâsıdur 2 Râh-ı 'aşkunda görenler mâcerâ-yı derdümi Gözlerüm yaşına didi 'âlemün deryâsıdur 3 Ârızıdur eyleyen şermende bâğun güllerin Ar'arı hayretde koyan kâmet-i bâlâsıdur 4 Hâr-ı gamda inledür 'âşıkların bülbül gibi Nâz iderse yaraşur şehrün gül-i ra'nâsıdur 5 Sînesine lâle gibi dâğ uran 'âşıklarun Hâl-i pür-sevdâsı ile nergis-i şehlâsıdur 6 El uzatmaz ni'metine kimsenün miŝl-i meges Sebziyâ her kim kanâ'at Kâf’ınun 'ankâsıdur