ÖN İNCELEME
Puan vermedi·
En iyi romanlar, yazarlarının kendi yaşadıklarından yola çıkarak kaleme aldığı romanlardır. Komutanımız Selçuk Yılmaz yıllarca hayatın içinden tecrübe ettiği olayları hayal gücüyle harmanlayıp bize bol ters köşeli müthiş bir polisiye sunuyor. Okur daha 40. sayfada beyin jimnastiği yaparak katili bulmaya çalışıyor. Komutanımız, önceki kitabına göre daha akıcı ve daha zengin bir edebî dil kullanmış. Değerli komutanımıza, "kaleminize ve yüreğinize sağlık," diyor ve hikayeye geri dönüyoruz.
Edebiyat
Geçmişi Ardında BırakamayanlarSelçuk Yılmaz · Tunç Yayıncılık · 20268 okunma
8/10
·544 syf.··
2026 25. kitabı
"Ne tuhaftı. Başkasının hikayesinde kötü olan, benim kalbime sığdırdığım en değerli insandı." Yan Karakter benzer kurguların arasında boğuşurken ilaç gibi geldi. Çok çok severek okudum. Aslında başta çok düz yazı, diyalogsuz gelmişti bana.. Dedim eyvah böyleyse bu kitap bitmez. Ama ilerledikçe bir şekilde aktı gitti. Heyecanla okudum. Aslında "kitabın içine girme" kurguları genellikle Uzak Doğu'da çok sevilen bir hikaye çeşidi. Buna benzer dizi, manga, animeye denk gelmiştim aslında.. Ama orada yan karakter olarak değil de kitaba girince kendisini genelde kötü karakter olarak buluyordu. Burada ise kızımız bir gün uyanıyor ve çok sevdiği bir kitabın içinde ana karakterin en iyi arkadaşı olan Aviva olarak, kitabın yan karakteri olarak buluyor. Uyanma anını vs okumuyoruz. Biz okumaya başladığımızda Aviva artık eğitim aldığı Akademi denilen yerde 4. senesinde.. Zaten tam da buraya gireceği zamanlarda kurguda uyanmış. Akademi'ye gelince de ana kadın ve ana erkek karakterle tanışıp arkadaş olmuş. Kurguda geçirdiği 3 yılında da okuduğu kitapla uyumlu olarak hareket etmiş. Ana karakterlere destek olmak, en iyi arkadaşın görevlerini yerine getirmek vs dışında da pek bir şey yapmamış. Hatta kitap ana kadın karakter olan Serafina'nın gözünden yazıldığı için de okumadığı yerlerde kazara bir şeyleri değiştiririm korkusuyla, kızımız bazen kütüphaneden bazen de odasından dışarı dahi çıkmamış. Biz hikayeye son sene dahil olduğumuz için ister istemez uzun uzadıya geçmiş olaylar düz yazı halinde paylaşılıyor. Yoğun bir şekilde bilgi yüklemesi var bazı yerlerde.. O yüzden de başlangıçta biraz bunaltıyor bizi okurken.. Ancak yazarın işleyişine ve diline alıştıktan sonra kitap akıp gidiyor. Zaten kötü karakterle yollarımızın gerçek anlamda kesişmesiyle daha da heyecanlı bir hal alıyor
Yan Karakter 1Sareinn · Guardian Yayınları · 2026144 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·166 syf.··
2026 100. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 21:17
Çok eğlenceli, bir o kadarda gerçekçi bir metin bu. Birinci tekil şahıs ağzından anlatılan ve metnin büyük bölümünde bu ana karakterimizin iç sesini dinlediğimiz, ‘şimdi ne olacak?’ diye merak ettiğimiz, her an bir yerlerden bir aksilik beklediğimiz bir metin. Ancak öte yandan, bir o kadar da duyguları tahlil becerisi sergileyen, bu beceriyi çok büyük bir yetkin aktaran ve müthiş bir çeviri ile de bizim elimize sunan bir metin. İnsanların duygularını farkında olmaksızın nasıl yönlendirdiklerini çok güzel sergiliyor. Özellikle genç yaşlardayken, bizi ‘beğenen’ kişilere karşı duygularımıza nasıl aktığını, durup dururken, aslında aklımızda hiç yokken, nasıl sürekli o konuyla meşgul olduğumuzu hatırlayıp durdum okurken. Tabii bu biraz ergenlik hali, bu metinde ise karşımızda olan kişiler 38-40 yaşlarında, yani ergen değiller. Peki o zaman buradaki durum ne? Muhtemelen genel erkek davranışı: bulduğu fırsatı değerlendirme çabası. Çok küçültmüş gibi görünüyor olabilirim, ama öyle hissediyorum. Keyifli bir metin, çok da hızlı okunuyor. 
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026101 okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:28
Zamanda Asılı Kalan Çocukluk: Alex Schulman’ın "17 Haziran" Romanı Üzerine Kişisel Bir Değerlendirme Alex Schulman’ın 17 Haziran romanı, ilk sayfalarından itibaren okuyucuyu içine çeken, gizemini ve temposunu belli bir noktaya kadar çok yüksek tutan, 270 sayfalık son derece akıcı bir eser. Kitabı elime aldığım ilk anlarda, daha 40-45. sayfalardayken bile hissettiğim o saf heyecan ve hayranlıkla, vaktim olsa iki günde bitirebileceğimi düşünerek çevremdeki herkese bu kitabı büyük bir coşkuyla tavsiye etmeye başlamıştım. Bir öğretmenin, çocukluğunun geçtiği eski evinin numarasını şans eseri bulup araması ve hattın ucundaki çocuk benliğiyle konuşmaya başlaması, edebiyatta eşine az rastlanır türden, çok farklı ve sarsıcı bir merak unsuru sundu bana. Yetişkin bir adamın, küçük çocuğun ne zaman üzüleceğini, ne zaman ağlayacağını saati saatine bilip, sırf onun o derin hayal kırıklığını ve acısını bir nebze olsun dindirebilmek için zamandan önce davranıp onu araması, kitabın beni en çok sarsan ve içimi acıtan yönlerinden biriydi. Ortak Hafızanın Nesnesi ve Çözülemeyen Kopukluk Romanın felsefesini sırtlayan en güçlü sembollerden biri, şüphesiz ki müzede sergilenen o eski telefon ve kahramanın onu alıp ablasına göndermesidir. Bu telefon, aslında ortak bir çocukluk hafızasının, paylaşılan acıların ve belki de en çok ablasının içini kemiren o gizli suçluluk duygusunun somut bir nesneye dönüşmüş halidir. Çağdaş dünyada ablası onun normal mesajlarına veya aramalarına muhtemelen yanıt vermeyecekti; aralarında yetişkinliğin getirdiği soğuk duvarlar vardı. Ancak o geçmişe ait nesne, donmuş bir ilişkiyi çözebilen tek anahtar oluyor ve geçmişle yeniden bağlantı kurmalarını sağlıyor. Fakat tüm bu bağ kurma çabasına rağmen, kitabı okurken temeline bir türlü inemediğim, zihnimde çözümsüz
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026847 okunma
Okuyun-Okutturun
8/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 08:44
(Spoiler içerir) 40 sayfalık bu cocuk kitabı içerisindeki hareketli sayfalarla oldukça dikkat çekici. Konusuyla da günlük hayatımızın büyük küçük herkesin hemen hergün duyduğu Filistin işgalini konu alıyor. Bu konunn özünü anlamak isteyen ufaklıklarla tahlil edilebilecek bir kitap. Mansur eşyaların anılarını görebiliyor. Hafıza askerleri de anıları yok ederek aslında kendilerine ait olmayan toprakları sahipleniyor. Mansur un canına tak edip askerlerin karargahına girdiğinde ise Mansur un infaz emri veriliyor. Pat pat.. (kitaptaki ifade) Bu kısım da Mansur un, kardesinn, kuzeninin hatta Yemen den Sam dan anılar toplanıp hafıza askerlerini yok ediyor. O topraklar da tekrar asıl sahiplerinn oluyor. Aslında Mansur ölüyor. Ama bu, küçük yaşta bir çocuğa anlatılmayacak tavmada olduğu için kitapta 'köyünde hiç unutulmadı ve Mansur orada mutluydum.' Tabiriyle ifade ediliyor. Benim bu kitaptan anladığım geçmişi unutmayıp kültürüne sahip çıkarsan bir gün kurtuluşa ereceksin. (inşalah) Düşüncesidir. Umarım Mansurlar unutulmaz. Zalimler tez zamanda malup olur..
Duygu ve Düşünce
Mansur'un AnılarıHalid Muhammed Halid · Nar Çocuk çocuk · 045 okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma