Asîmanê bê sitûn wî kir bedîd. Mevlid-i Nebî (Aleyhisselâtuvesselâm)
Din
Uzun zamandır uzun yazı yazmıyorum dedim buna bir son vermeliyim Bugün ne hakkında konuşmalıyız bilmiyorum içimden ne geliyorsa onu yazicam Ben 2026ya müzik dinleyerek girdim(omg ciddi misin) Ama bunu kasıtlı olarak rastgele bir playlistimi açarak yaptım HERRR NEYSE BUGUN 2026'DA DİNLEDİGİM İLK 3 SARKİYİ İFSA EDEBİLİRİM 1 NUMARAYA KESİN SASİRMAYACAKSİNİZ AQ 1)V-Friends❤️‍🔥🔥 ya bu..varya çok güzel aq, normalde bu tarz ilgimi çok çekmez ama bu şarkı bir başka 2)Enhypen-Drunk Dazed😋 bayilirimmm bu da çok güzel, çaldığında direkt bu sene güzel gecicek abii diye düşünmüştüm🥹🎀🤏🏻 3)Closer to you-JungkooK😻✨😝 AQQQ TAEKOOK MOMENT SAYARİM BEN BUNU ki zaten öyle de yapmıştım akwnekjeekjrk off rezillik aq hani denk gelişi moment diye düşünerek evde kendi kendime delirmistim puahagahgwhshejrhf😰 BU KADARDİ, BUNLARİ NOT ETMEK BİLE BENİ COK HEYECANLANDİRMİSTİ SİMDİ BÖYLE YAZİNCA YİNE DUYGULANDİM WTF..🥹NEYSE YETER BU KADAR BBY SİZİ SEVİYORUM
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kamuoyunda geniş yankı uyandıran "Ahmetler makama" çıkışı, bir "normalleşme" veya "hak teslimi" sinyali olarak algılanmış olsa da, sahadaki idari kararlar bu beklentiyi boşa çıkarmaktadır. Bahçeli’nin "Ahmetler makama" ifadesi, siyasi literatürde bir "yumuşama sinyali" (signaling) olarak kodlanmıştı. Ancak İçişleri Bakanlığı’nın kayyım süresini Temmuz 2026’ya kadar uzatması, bu söylemin bir devlet politikasına dönüşmediğini, aksine geçici bir siyasi manevra veya taktiksel bir söylem olarak kaldığını göstermektedir. Ahmet Türk ve Ahmet Özer (Esenyurt Belediye Başkanı) özelindeki bu belirsizlik, seçmen iradesinin yargısal/idari tasarruflarla uzun süreli askıya alınması anlamına geliyor. Temmuz 2026 tarihinin hedef alınması, sürecin "kısa vadeli bir önlem" olmaktan çıkıp, yerel yönetim döneminin önemli bir kısmını kapsayan kalıcı bir yönetim modeline dönüştüğünü teyit ediyor. Bu durum, metnimizde belirttiğimiz "muğlak takvim" eleştirisini haklı çıkarıyor; zira "yakın zamanda iade" beklentisi, resmi belgelerle bir yıl sonrasına ötelenmiş durumda. Bu uzatma kararı, sadece ilgili belediye başkanlarını değil, demokratik çözüm beklentisi içinde olan geniş kitleleri de hayal kırıklığına uğratmaktadır. İktidar ortağından gelen "olumlu" mesajların hemen ardından gelen bu "idari kısıtlama", devlet içindeki farklı odakların uzlaşmazlığına mı yoksa planlı bir "iyi polis - kötü polis" stratejisine mi işaret ettiği sorusunu derinleştiriyor. Kayyım süresinin uzatılması, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun demokratik bir açılımla değil, katı bir güvenlikçi denetimle yürütüleceğinin ilanıdır. Ahmet Türk gibi sembol isimlerin görevlerine iade edilmemesi, muhalefetin "samimiyet testi" olarak sunduğu kriterlerin iktidar nezdinde henüz bir karşılığı olmadığını
Siyaset
Nisan Ayı Okuduklarım
Perfect Blue – Mükemmel Başkalaşım Şok içinde okuduğum bir kitaptı, gerilimi fazla fazla hissettim. Kerem İle Aslı Tek oturuşta bitirdiğim bir kitaptı güzeldi bence Haçlı Katil Abartılmış kitaplardan biri daha. Beklentimi karşılamadı. 2026ya rs ile girdim hala çıkamadım umarım düzelir artık bu durum😞
Recep Zühtü (Soyak) vakası aslında bugün tartıştığımız "etkin soruşturma" ve "nüfuz" meselelerinin ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. ​Gülistan Doku meselesiyle Recep Zühtü vakası arasındaki benzerlikleri detaylarla derinleştirebiliriz: ​1. "Deli Raporu" ve Hukuki Zırh ​Recep Zühtü, 1935'te sevgilisi Fatma Medine'yi vurduğunda, yargılanmaktan Fahrettin Kerim Gökay'dan aldığı "akıl sağlığı yerinde değildir" raporuyla kurtulmuştur. İşin en absürt tarafı, "cinayet işleyecek kadar deli" sayılan birinin milletvekilliği görevine devam etmesidir. ​Paralellik: Gülistan Doku dosyasında da şüphelilerin ifadelerindeki çelişkiler veya dijital delillerdeki "teknik arızalar", tıpkı o dönemdeki "deli raporu" gibi, adaletin önünde aşılamaz birer idari/teknik duvara dönüşmüş durumda. ​2. "Mutat Zevat" ve Koruma Kalkanı Recep Zühtü'nün Atatürk'ün "nöbet defterinde" cinayetten sonra bile defalarca yer alması, onun "yakın halkada" kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Kamuoyundaki "yanından bile geçemedi" algısının aksine, resmî belgeler temasın sürdüğünü kanıtlıyor. ​Paralellik: Doku dosyasında da kamuoyu, şüphelilerin arkasında bir "görünmez el" veya "bürokratik koruma" olup olmadığını sorguluyor. Bir tarafta "gereken yapılıyor" denilen resmî açıklamalar, diğer tarafta ise (tıpkı Recep Zühtü olayında olduğu gibi) sürecin tıkanmış olması bu şüpheyi besliyor. ​3. Toplumsal Hafıza vs. Resmî Kayıtlar Cemal Granda'nın anıları (halkın bildiği hikaye) ile Başbakanlık arşivindeki belgeler (resmî gerçeklik) arasında büyük farklar var. ​Paralellik: Gülistan Doku davasında da "sosyal medyada yansıyanlar" ile "savcılık dosyasındakiler" arasında devasa bir uçurum var. "İki katmanlı bakış" tam olarak bu noktada devreye giriyor: Halkın adaleti beklediği yer ile hukukun işletildiği yer
1000Kitap
Toplamak en zorudur,sadece parçalananı değil;inancını ve umut kırıklarını da…Bugün toparlıyorum;hepsini olmasa da beni tekrar yola çıkartmaya yeteri olacak kadarını. BAŞARACAĞIM! Hemen değil ama kesinlikle… -9 Şubat 2026’ya notumdur-
Duygu ve Düşünce