Evlilik içi Tecavüz
Evlilikte kadın ve erkeğe birbirlerinin bedenleri üzerinde verilen haklar nedeniyle, erkeğin eşi olan kadını taciz etmesinin dünya çapında en yaygın şiddet biçimi olması belki de şaşırtıcı olmayacaktır (Heise 1997: 414). Evlilik içi tecavüzü ele almak özellikle zordur. Çünkü zorlama ve rıza arısındaki değişen çizgi boyunca, tacizci bir ilişkide kadınlar için eğilim teslim olmak ve taciz edildiklerinden kendilerini sorumlu görmektir. Ancak evlilikte tecavüz anlamına gelecek farklı zorlama dereceleri vardır. Bunlar, cinsel rızanın olmadığı fiziksel istismara dayalı ilişkilerde elde edilen erkek cinsel tatmininden; cinsel uyumu sağlamak için kadınların duygusal, sözlü ve zihinsel olarak zorlanmasına; herhangi bir açık istismara dayanmayan evliliklerde cinsel ilişkinin kabul edilmesine kadar uzanmaktadır. Kasıtlı olarak baskıcı unsurlar içermeyen ilişkilerde, kadınlar yine de cinsel deneyimleri yoluyla aşağılanmış veya küçük düşürülmüş hissedebilirler. O halde cinsel deneyim, kişisel değer ve saygı ile yakından ilişkilidir. Kadın bütünlüğüne yönelik ihlaller, Meksikalı kadınların erkeklerin kendilerine yönelik cinsel davranışlarına neden içerlediklerine dair gösterdikleri altı gerekçede ifade edilmiştir (Folch-Lyon ve ark. 1981). Odak gruptaki kadınlar, 'fiziksel istismar; erkeklerin sadakatsizliği; erkeklerin otoriter tutumları; cinsel taleplerin veya çocuk taleplerinin karşılanmaması halinde terk edilme tehditleri; ve kişiliksizleşme hissi; seks sırasında aşağılanma ve fiziksel tatminsizlik'ten bahsettiler (Hine 1997: 419). Bedenleri insanılıktan çıkarılmış bir mülk olarak görüldüğünden, kişiliklerinin artık kocaları tarafından görülemediğini hissetmişlerdir. Kadınların yalnızca erkeklerin üzerinde hak iddia edebilecekleri üreme araçları olarak