Bu kitaba inceleme yazmak için özellikle bekledim, bekledim ki içim soğusun, bekledim ki düzgün cümleler kurabileyim… Ancak ne kadar mümkün olacak bilemiyorum tabii. Çünkü Zeytindağı bir hatıra kitabı olmakla birlikte, Türk’e tarihinde ne kadar hırpalandığını, ezildiğini hatırlatan bir uyarı kitabı niteliğinde. Ve bu hatıralar insanın kanına dokunuyor.
Türk askeri, kendi yurdundan, kendi milletinden çok uzaklarda; kimi zaman bomboş hayaller uğruna, kimi zaman oyalayıcı bir faktör konumunda savaşmış; açlık, susuzluk, yoksulluk içinde canını hiç bilmediği amaçlar uğruna feda etmiştir. Ne kadar acı ki Türk askeri gibi şanlı bir mevkide olsan da kaderin, hayatın, birilerinin iki dudağı arasından çıkacak birkaç cümleye bağlı. Aşağıda paylaşacağım alıntı sadece bir örnek. İngilizleri Kanal’da oyalamak için Almanların planı uygulanıyor. Plan şu: Arada birkaç bin Türk feda ederek İngilizleri Kanal’da tutmak, Almanların karşısındaki ingiliz sayısını azaltmak. Dile kolay, “arada birkaç bin Türk feda etmek”…
“İngiliz raporu diyor ki: “Bu vaka üzerine muhafız kuvvet otuz bine çıkarılmıştır.”
Demek, Kanal’da Almanlar muvaffak olmuşlardır. Fakat Cemal Paşa’nın yanında bulunan Fon Kress Bey, bu kadarla doymamıştı.
O:
-Bir defa buraya gelen kuvvetin vazifesi geri dönmek değil, ölmektir, diyordu.
Cemal Paşa, kumandan ve kurmaylarına sordu:
-Muvaffak olmak mümkün müdür, değil midir?
Hepsi:
-Hayır, cevabını verdiler.
Ordu kumandanı, Fon Kress’in ısrarlarına rağmen, hemen ricat kararını verdi. Bu kadar, on beş bine yakın Türk çocuğunun canını kurtarmıştır.” Soru şu: Ya Cemal Paşa, Fon Kress’in ısrarlarına karşı koyamasaydı? İnsan düşünmeden edemiyor: Fon Kress, ‘buraya gelen kuvvetin vazifesi ölmektir’ sözünü kendi milletinin çocukları için de aynı rahatlıkla söyleyebilir miydi? Can,