"Geçmişime, geleceğime, hayatımın bütün zamanlarına bakıyorum ve zamanın bir erozyon olduğunu düşünüyorum. Zaman üstümüzden geçiyor, bizi ve her şeyi incecik rendeliyor, her şeyi toza dönüştürüyor.." sf. 436
Kitabın arka kapağını okumuş gibi 3 kuşak kadını anlatmış, aşkını anlatmış yazar deyip geçemiyorum. Dakikalardır kitabı elimde tutup düşünüyorum. Geçmişimi, geleceğimi, olanları, olabilecekleri ve tahmin dahi edemeyeceğim şeyleri. Sindirmeye çalışıyorum okuduklarımı, izlerini, hatırlattıklarını..
E. kadar haytıma yer eden Y.yi;
Her şeyimle yaşadığım ve aynı zamanda yaşamadığım aşkı;
İş çıkışlarımda beni almaya gelecek mi, akşam acaba buluşabilecek miyiz ihtimallerini;
Tüm bunların çok eski bir geçmişte kaldığını;
Kendime yeni bir yol çizip yürümeye başladığımı;
Özenmekle, keşkelerle geçen çocukluğumu;
Annemi;
Var ama hissedemediğim babamı, babalığını;
Küçücük aklımla olduğum çemberden çıkmak isteyişimi;
Çıkışımı;
Çıktığımda bu seferde zihnimdeki çemberi fark edip, ondan kurtulamayacağımı anlayışımı;
Geçmişin hiçbir izinin peşimi bırakmayacak oluşunu;
Geleceği bu yüzden tahmin etmenin çok da zor olmayacağını;
Olan tüm kötü yaşantılara rağmen hayatın güzel olduğunu ve hatta bazen şanslı olduğumu düşündüğümü;
Bir zamanlar dünyanın en büyük aşığının ben olduğumu düşündüğümü, gerekirse herkesi karşıma almaktan hiç geri durmayacağımı;
Yanında cennette olduğumu sanıp, uzaklaşınca hayatımın cehenneme döndüğünü hissettiğimi ve bu hissin ömrüm boyunca beni bırakmayacağını düşündüğümü;
Ama öyle olmadığını anlamamın çok da bir zamanımı almadığını;
Ve daha neleri.. neleri..
Düşündüm, kitabı yaşadım..
Her satırını, her ayrıntısını keyifle okudum.
Okuduğum her kitapta kendimden bir parça bulmak ve o parçayı bir başkasının gözünden görmek beni çok mutlu ediyor ve bunu ben en çok