Vakit; bittiği zaman kaybolup gider ve hüküm gününe kadar bir daha ele geçmez. Eldeki saat da, geçtiği zaman dürülüp katlanır ve mahşere kadar bir daha kulun önüne gelmez. Ancak başka saat ve yeni bir vakit yaratılır. Kul, yakinen bilmelidir ki, bütün ömrü bir gün mesabesindedir, biten günü de bir saat gibidir. Saatinin tamam ise, elindeki vaktidir. Vakti; hâlini ortaya kor. Hâli ise, kalbinin o andaki durumunu yansıtır.
Öyleyse insan, hâli ve kalbi için, kendini Rabbine yaklaştıracak amelleri seçip almalıdır. İlminin gösterdiği Mevla’sının teşvik ettiği en faziletli amelleri yapmalı ve ölüm, aniden gelmeden gereken amellerin peşine düşmelidir. Böylece içinde bulunduğu amel, Mevla’sına kavuştuğu son ameli olur.
Sonra kul, vakitlerini, hâlini ıslah, kalbini takviye ve onu Rabbi için halis kılacak amellerle değerlendirir. Saatini, Rabbi katında hâlini güzelleştirecek amellerle doldurarak, vaktini kazançlı geçirmeye çalışır. Bütün zamanını, salah ve saadetine sebep olacak amellerde harcar. İçine girdiği yeni vakitten, yapacağı amellerle istifade etmeye bakar. Böylece, gününü, saatini ve vaktini de içinde bulunduğu hâli gibi korumaya, gözetip değerlendirmeye bakar. Hâlini muhafaza ve nefsini kontrol eder. Düşüncesini, gayret ve himmetini hayırda toplar. Nefeslerine varıncaya kadar, kendini devamlı kontrol eden Rabbine nazar eder, hep O’nun huzurunda bulunmaya çalışır. Her nefesinde, kendinden, ya Rabbini zikir, ya nimetlerine şükür, ya aniden gelen bir musibete sabır, yahut şiddetli bir sıkıntıya rıza gibi güzel amellerden birisi içinde bulunur. **O, bütün bu hâllerinde, kendisini kontrol eden Rabbine nazar eder ve Yüce Sevgiliye doğru yol alır, yaklaşır. Sadece Allah’a nazar eder ve O’na güvenip bağlanır. Böylece, ömrünü bir gün, günü bir saat, saatini