Lavinia

Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Yürüme engelli bir çocuğun çantasını yakınında oturan başka bir çocuğun taşımasını öğretmeni istiyor. Hikaye de burada başlıyor. Okuldakiler “Topal” ın çantasını taşıyor diye dalga da geçiyor, kendisi top oynamaktan geri de kalıyor ama yaptığının iyilik olduğunu mahalle esnafından, engelli çocuğun annesinin sevgi ve ilgisinden hatta okulda aldığı ödülden anlıyor. Zamanla arkadaşının hayatının çanta taşımanın ötesine ne kadar zor olduğunu anlayınca onunla gerçekten arkadaş oluyor. 3. sınıfa başlayıp sınıflarının ayrı olduğunu öğrenince sırf toplum baskınından kurtulmak için çanta taşımaya gitmiyor. Arkadaşı o esnafa ameliyat olup artık sadece bastonla yürüyecek olunca ve öğrendiğine göre aynı sınıfta da olunca çanta taşımaya koşa koşa gidiyor. Engelli bireyleri anlamak ve empati duygusunu geliştirmek için çok güzel bir kitap. Alt mesajda karşılıksız iyilik yapma anlayışı da çok güzel.
Çanta Taşıyan ÇocukKo Jung Wook · Nesil Çocuk Yayınları · 202543 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İçimizdeki O Sessiz Pencere
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Algernon’a Çiçekler bitti ama o yumru gitmiyor, öylece asılı kaldı içimde. Bazı sayfalarda nefesimin daraldığını hissettim; sanki raporları yazan Charlie değil de doğrudan benim zihnimmiş gibi. En çok da o ameliyattan önceki hali dokundu bana. O saf, tertemiz umudu... "Akıllı olursam beni severler" diye kendini kandırması... O hali beni doğrudan kendi çocukluğuma, o hiçbir şeyi sorgulamadığım dönemlerime fırlattı. Annemin her dediğinin tartışılamaz bir doğru olduğunu sandığım, "o biliyorsa vardır bir hikmeti" deyip kendimi bıraktığım o zamanlar. Bir gün, yine böyle bir çocukluk anımda, tamamen ona güvenerek üzerime ne verdiyse giyip kalabalığın içine karıştığımı hatırlıyorum. Benim için "tamam" olan o görüntünün, aslında dışarıdan ne kadar eğreti ve tuhaf durduğunu anladığım o an... Herkesin bakışlarındaki o ifadeyi gördüğümde hissettiğim o sızıntı... Charlie’nin insanların neden güldüğünü anlamadığı ama bir şeylerin yanlış olduğunu sezdiği o anlar, benim o çocukluk kilitlenmemle aynı tonda. Zekası arttıkça Charlie’nin yalnızlaşması, etrafındakileri sığ bulup o kibirli kalkanın arkasına saklanması da hiç yabancı gelmedi. İtiraf etmesi zor ama bazen benim de kafamın içindeki o durmak bilmeyen analiz motoru öyle bir hızlanıyor ki, sanki kimseyle bağ kuramıyormuşum gibi bir ıssızlığa hapsediyor beni. Ama Charlie’de şunu gördüm; zeka tek başına bir işe yaramıyor. Duygularla tanışmak, o karmaşanın içinde devrilmeden ayakta kalabilmek asıl meseleymiş. O devasa IQ bile o duygusal kargaşadan çıkmaya yetmedi, sistem kapandı resmen. Ben de şimdi o duygularla yeni yeni el sıkışıyorum; bazen "geç mi kaldım" dilerken buluyorum kendimi ama sonra Charlie’nin en azından o yolu yürüdüğünü görüp susuyorum. Kitabın sonuna ise gerçekten kızdım. Charlie’yi tutup başladığı o karanlığa
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537,1bin okunma
*En çok konuşanların, en çok çalışanlar olarak algılandığı bir sirkti bu. * Başınıza ne gelirse gelsin, zaman geçtikçe şu anki genel mutluluk düzeyinize geri döneceksiniz. * Asıl önemli olan kendimizi gerçekleştirebileceğimiz bir amacı bulmak. *Umudun bitişi, umudun getirdiklerinden çok daha ağırdır.
Kitap Alıntısı
Davud'un sabrı, Süleymanın ilmi, Muhammed'in aşkı seninle olsun. İlim, inananların; zafer azmedenlerindir.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Alıntı