Dinci despotizm ve dogmatizm vesayetinin yaşandığı Türkiye’de, din derslerinin neredeyse her yıl zorunlu olması, Felsefe derslerinin ise sadece bir yıl zorunlu olmasının nedeni iktidarların her zaman Felsefe’den ve sorgulanmaktan korkmalarıdır. Bu çarpık eğitim sistemine bağlı olarak, Türkiye’deki sözde aydınlar da Felsefe ile ilgilenmedikleri için, Tanrı ve din konusu sözde entelektüel ortamlarda bile adeta bir tabu haline dönüşmüştür. Sözde aydınların bu korkaklığı nedeniyle de, dinci despotizm ve dogmatizm Türkiye’de mutlak egemenliğini ilan etmiştir.
Felsefe kendisini Tevrat’ın,İncil’in, Kuran’ın ayetlerine sıkıştırmaz. Bırakın ateist ve agnostik filozofları, teist filozoflar bile bunu yapmazlar, ayetlerin ötesine geçerek, kendi akıl yürütmelerini ortaya koyarlar. Çünkü din kitaplarına referans yapılarak Felsefe yapılmaz. Filozof, hahamdan, papazdan ve imamdan farklı konumda bir kişidir. Felsefe açısından, bir şeyin gerçekliği, onun Tevrat’ta, İncil’de, Kuran’da yazılmış olmasından kaynaklanamaz.