Birkaç sene önce, yani 5-6 sene önce Eylül mütedeyyin camiaya hitap eden gazetelerde acilen satılık, ihtiyaçtan satılık ilanlarını pek göremezdik. Çünkü düşenin malı kimse yaramaz inceliği hala hakimiyetini koruyordu.
Bu belgeyi 1853 yılının Ocak ayında İzmir’e gelen, aynı yılın Mart ayında Merzifon'a geçen, bir yılı aşkın süreyle orada dil öğrendikten sonra, 1854 yılının Haziran ayında Kayseri'ye gelen ve yaklaşık, Türkiye'de 51, Kayseride 49,5 yıl misyonerlik görevi yaptıktan sonra Eylül 1903 tarihinde Türkiye’den ayrılan Wilson Amos Farnsworth yazmıştı. Farnsworth'ün bu belgenin 1876 yılına kadar olan kısmını Kayseri’de, sonraki kısmını da Amerikaya döndükten sonra yazdığı ve 4 Nisan 1904 tarihinde tamamladığı anlaşılıyordu.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Reklam
Bursa'ya elveda dedim, ancak şehir artık yoğun bir karanlık içinde dinleniyordu. Faytondaki yol arkadaşlarım iki Türk ve bir Ermeni'ydi. 12 Eylül 1879 sabahı artık Mudanya'daydım, bir İngiliz vapuruna bindim ve saat 5,30-6 sularında sağ salim İstanbul Galata'ya ayak bastım.
Sayfa 148 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Çok Partili dönemde kurulan ilk muhalefet Parti
Esas olarak, çok partili dönemin, Temmuz ayında İstanbullu ünlü sanayici Nuri Demirağ tarafından Milli Kalkınma Partisi adında bir muhalefet partisinin kurulmasıyla başladığını söyleyebiliriz. Parti 5 Eylül'de resmen kurulmuştu. Milli Kalkınma Partisi'nin parti programı, ekonominin libarelleşmesi ve serbest girişimin geliştirilmesi çağrısından oluşuyordu.
Alıntı
BOSNA SAVAŞI VE DAYTON BARIŞ ANTLAŞMASI
6 Nisan 1992'de başlayan Bosna Savaşı 14 Eylül 1995 tarihine kadar sürdü. Bu süre içinde yaklaşık 320 bin kişi hayatını yitirdi, 2 milyon kadar insan ise topraklarından göç etmek zorunda bırakıldı. Ölenlerin 200.000'i Müslüman Boşnaklardı ve bu savunmasız insanlar tüm dünyanın gözleri önünde sistematik bir soykırıma uğradılar. Boşnak halkına yönelik olarak yapılan Srebrenica katliamı, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olarak tarihe geçti ve Avrupa'da hukuksal olarak belgelenmiş ilk soykırım oldu. Yugoslavya 1. Dünya Savaşı'nın ardından ortaya çıkan birçok etnik grubu bir araya getiren bir devletti. Bu devletin bayrağı altında, hem Ortodoksluk, Katoliklik ve Müslümanlar gibi hak dinlerin mensupları hem de Sırp, Hırvat, Boşnak, Arnavut, Sloven, Makedonyalı gibi birçok etnik grup yaşıyordu. Yugoslavya bu karmaşık yapısına rağmen, Josip Tito'nun otoriter yönetimi altında birliğini korumayı başardı. 2. Dünya Savaşı'nın ardından Sovyet blokunda yer alan Yugoslavya 1980 yılında Tito'nun ölümü ve 1990 yılında Sovyet bloğunun parçalanmaya başlamasının ardından patlamaya hazır bir bomba haline geldi. Etnik gruplar birarada yaşamak istemiyorlardı. İlk bağımsızlık ilanı, 25 Haziran 1991'de Slovenya ve Hırvatistan'dan geldi. Birkaç ay sonra Makedonya bağımsız oldu. Bosna-Hersek devletinin durumu ise biraz daha karışıktı. 1992 yılının başında ülke çapında bağımsızlık ilan edilmesi konusunda bir referandum yapıldı. Bosnalı Sırplar tarafından boykot edilen referandum bağımsızlıktan yana sonuçlandı ve Bosna-Hersek 5 Nisan 1992'de bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlığın ertesi günü ABD ve Avrupa ülkeleri Bosna-Hersek'i tanıdılar. Hem Büyük Sırbistan hayallerinin bozulması hem de bu bağımsızlığın ana yurtları olan Sırbistan'dan kendilerini
Sayfa 128
1 Eylül 1975 tarihinde ise yine Kissinger'ın çabaları sonucunda, Sina konusunda İsrail ile Mısır arasında yeni bir antlaşma daha imzalandı. (Bu anlaşma karşılığında Amerika İsrail'e 2.1 milyar dolarlık askeri yardım ile 700 milyon dolarlık ekonomik yardım yapmayı kabul etti.) Mısır'ın bazı topraklarını geri aldığı bu antlaşmaya göre: - Mısır'ın ani saldırılarına karşı, Mısır ve İsrail kuvvetlerinin arasına 200 personelli Amerikan erken uyarı sistemi konacaktı. Böylece ABD İsrail'in güvenliğinden sorumlu bir hale geliyordu. - İsrail, Sina'daki, Mısır'ın savunması için çok önemli olan Mitla ve Gidi geçitleriyle Abu Rudeis petrol kuyularını Mısır'a terk ediyordu. - Mısır Abu Rudeis kuyularından elde edeceği petrolden her yıl 4.5 milyon tonunu İsrail'e satacaktı. -İsrail'e yük getiren diğer ülke gemilerinin Süveyş Kanalı'ndan geçmesine izin verecekti.
Sayfa 126
Reklam
Reklam