Silsile-i Sâdât’ın sekizinci halkasını teşkil eden eş-Şeyh Yûsuf Hemedânî (k.s.) Hazretleri, Hicrî 440 (M. 1048) senesinde İran’ın Hemedan şehrinde dünyaya geldi. Künyesi Ebû Yakûb’dur. İmâm-ı Âzam (rah.) Hazretlerinin torunlarındandır.
On sekiz yaşında Bağdat’a gitti. Şeyh İbrâhîm Firûzâbâdî’den (rah.), Şâfiî fıkhını öğrendi. Şeyh Ebû İshâk eş-Şîrâzî’nin (rah.) derslerine devam etti. Bütün ilimlerde, husûsiyle de münâzara ilminde akranlarını geride bıraktı. Hocası da yaşının küçük olmasına rağmen meclisinde onu, diğer talebelerinden üstün tutardı.
Zâhirî ilimleri öğrenip kemal mertebesine ulaştı. Hanefî Mezhebi’nden idi. Buhârâ, İsfahân, Horasan, Harezm ve Mâveraünnehir’de ilim tahsîline devam etti. Hatîb-i Bağdâdî (rah.) ve birçok güvenilir âlimden hadîs-i şerîf aldı. İnsanlar tarafından kabul gördü.
Yûsuf Hemedânî Hazretleri daha sonra ibadet, riyâzât ve mücâhede yolunu seçti ve Ebû Ali Fârmedî (k.s.) Hazretlerine intisâb etti, seyr u sülûkünü tamamladı.
Yaya olarak otuz yedi defa hac yapmıştı. Binlerce defa Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmişti. Gece namazının her rekâtinde bir cüz Kur’ân-ı Kerîm okurdu. Tefsir, hadîs, fıkıh, usûl ve fürûa dâir yedi yüz kitap metni ezberlemişti. Yedi bin putperestin Müslüman olmasına vesîle olmuştu. Hayatının büyük bir kısmını yolculukta geçirdi. Hayatının sonuna doğru Semerkand’a geldi. Her ayın başında Semerkand halkını ve âlimlerini davet eder, ilmî konuşmalar yapardı. Hızır aleyhisselâm ile sohbet ederdi. Güzel ok atardı. Göz hastalıklarına ve ağrılarına ilaç yapardı. Yazısı çok güzel idi. Çarşıda, pazarda pişmiş şeyleri yemezdi. Pek âbid ve zâhid bir zât olup dünyaya aslâ kıymet vermezdi. Odasında hasırdan, keçeden, iki minderden ve ibrikten başka bir şey yoktu. Ders okutur, çok nâfile namaz kılar ve çok oruç tutardı.
Son