Zengindir, ama bir Rothschild değildir; saygın bir ailesi vardır, ama hiçbir zaman bir etkinliği olmamıştır; dış görünümü hoştur, ama neredeyse hiç ifade yoktur hoşluğunda; iyi bir öğrenim görmüştür, ama onun nerede kullanacağını bilemez; aklı vardır, ama kendi fikri yoktur; kalbi vardır, ama soyluluktan yoksundur vesaire, vesaire…Böyle insan çoktur dünyada, hem tahmin edildiğinden de çoktur. Bütün insanlar gibi onlar da iki ana gruba ayrılır: Birinci grup dar kafalılar, ikinci grup “biraz daha kafası çalışanlar”. Birinci gruptakiler daha mutludur. Dar kafalılar “sıradan” bir insan için kendini, sözgelimi, olağanüstü, sıra dışı biri olarak düşünmekten, herhangi bir kuşku duymadan bunu içtenlikle inanmaktan daha kolay bir şey yoktur. Kadınlarımızdan bazıları için saçları kısa kestirmek, mavi gözlük takmak, nihilist olduğunu söylemek, hemen o anda kendine özgü “inançları” olduğuna inanması yeterlidir. Bazılarımız için, kalbinde toplumsal, soylu birtakım duygular hissetmek, kimsenin onun hissettiklerini hissedemeyeceğine, dahası insanlığın gelişmesinde kendisinin önder olduğuna kolayca inanmak için yeterlidir. Biri bir yerden iki sözcük duysun veya sonu belli olmayan iki sayfacık bir şey okusun, hemen bunların “kendi düşünceleri” olduğuna, kendi beyninde doğduğuna inanmaya başlar. Bu durumlarda saflığın küsthlığı (böyle denebilirse kuşkusuz) inanılmaz bir düzeye çıkar.
Fyodor Dostoyevski
Budala
İş Bankası Yayınları
Sayfa:585