KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... "Fatiha dahil namazda okunan sureleri/ayetleri (hadi dua ve tesbihatları bir tarafa bırakalım) Arapça okuma zorunluluğunuz yoktur, kendi dilinizde okuyabilirsiniz" diyen arkadaşlara; Hepimiz biliriz ki farklı çevrilen pek çok ayet vardır. Hatta bazı çeviriler çok kritik olup birbirinin zıddı anlamlar ortaya çıkabilmektedir. Peki namaz kıldıran bir imam (veya münferit kılan) hangi meali esas alacaktır? Edip Yüksel'i mi, Diyanet'i mi, Mustafa İslamoğlu'nu mu, Bayraktar Bayraklı'yı mı, Süleyman Ateş'i mi, Elmalılı'yı mı? Hangisini? Hadi münferiden kılan canının istediğini esas aldı ve ömür boyu onu okudu diyelim. Arkasına binlerce kişiyi alan imamın okuduğu mealde tüm cemaat ittifak edecek midir? "Sadece Fatiha ve Kevser surelerini de olsa asla ezberleyemem, manasını bilerek namazda okuyamam" diyen bir tek kişi de olmadığına göre neyi tartışıyoruz anlayamadım. Ne olur şu çok değerli vaktimizi ve nefesimizi dişe dokunur şeylere harcayalım olmaz mı? METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 59
Bu dünyadaki en büyük sorun "ben"im. Bugün kendime şöyle şeyler diyordum ve birkaç gündür de buna çıkan pek çok içsel konuşma yapmıştım. Neyse bugün de şöyle şeyler diyordum kendime ve kendimle: "Son kitap artık yayınlandı. Aradığımı buldum. Bu senenin sonuna kadar geriye dönmemek üzere gitmiş olucam. Aradığınızı da bulamayacaksınız. Artık yardımcı olmayacağım. vs. vs. gibi." Bu akşam başım çok ağrıyordu. Bu durum çok sinirlendirdi. Çok kısa süre sonra anladım hemen; Bu dünyadaki en büyük sorun "ben"im. 10 Günde Özgüven sayfa 59: "Bu dünyada sadece tek kişi sizi daha depresif, endişeli, sinirli yapabilir. Bu, sizsiniz!" Ayrıca taşın ayasına tam oturması bla bla bla... bu konu bağlamı sonraya kalır. Birkaç gün önce yeni okutman olmuş bir erkeğin sözde cesaretli, olayda maşa gibi bir davranışına maruz kalmıştım. Sonra hemen gidip yaptığı şey hakkında konuştum onunla. Devamı bugün son buldu. Neyse şimdilik bu kadar.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sayfa 59-96 aralığında Çaldıran Savaşı, Şah İsmail ve Safeviler anlatılıyor. Ayrıntılı ve akıcı bir dil kullanmış. Savaş gözümde canlandı. Güzel gidiyor☺️
Tarih
Günaydın ✿♡
Allah'ın canıydı hayvanlar, bedenlenmiş yaşamın en iyi niyetli varlıklarıydılar. Gör Beni Sayfa: 59
Alıntı
"Efendim, ne diyelim, desek söz, demesek yüreğimize köz oluyor." (Sayfa 59) Zamanın Farkında Şule Gürbüz
Alıntı
DİNİNİ DİNARA SATANLAR: MUAVİYE VE SEMURE!
Bunlar vaaz kürsülerinde, dini sohbetlerde anlatılmaz; sansüre tabidir. — "Onlar yıldızlar gibiydi; kendine hangisini rol-model alırsan al kurtulursun!" der çıkarlar. Kazara birileri ısrarla soracak olsa, tarih güzellemesi yapan bu sansürcülerin edebiyatlarına şapka çıkarırsın: — "Allah, kılıçlarımızı onların kanlarına bulaştırmadı kardeş; bari biz de dilimizi bulaştırmayalım!" Tabi bu arada "merdi kıpti" misali: — "Yıldızlarımızın birbirlerinin kanlarını nasıl döktüklerinin de itirafını" yaparlar, "şecaat arz ederken!" 😊 İşte bu kafa aslında "Asr-ı Felaket" diyebileceğimiz bir devri "Asr-ı Saadet" olarak yutturdu... hem de asırlarca. [Halife Ömer camide , Osman evinde, Ali mescidde hançerlendi...] — Böyle bir tarih anlatısından "ibret" çıkar mı? Oysa tarih, sadece kahramanların değil, kutsalı "dirhem ve dinara" tahvil edenlerin de sicil defterini tutar. — Kim gibi? — Semure b. Cündeb gibi. ➤ Muaviye, ashabtan Semure b. Cündeb'i yanına çağırarak ondan Kur'an'dan bazı ayetler bulmasını ve bu ayetlerin halk arasında Ali aleyhine, kendisi lehine kullanılmasını ister! Semure: — Bundan benim kazancım ne? ​Muaviye'nin 100 bin dirhemlik teklifine başlarda dudak büker... Ee, "herkesin bir fiyatı var" derler ya, sıkı bir pazarlık sonucunda Muaviye'nin son 400.000 dirhem teklifine "tamam" der ve bu bedel karşılığında istenen uydurmayı halka anlatmayı kabul eder. (1)