#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 📗Süleyman’ın ölümünü takdir edip canını aldığımızda, son derece ağır işlerde çalışan cinler, onun öldüğünü ancak üzerine dayandığı değneğini kemiren bir ağaç kurdu sayesinde fark edebildiler. Değnek kırılıp Süleyman yere yıkılınca anlaşıldı ki, eğer cinler gerçekten duyularının ötesinde olup bitenleri bilmiş olsalardı, Süleyman öldüğü halde, kendilerini böyle zelil ve perişan eden ağır işleri yapmaya devam etmezlerdi. 14 #Tefsir: 📖 📖 Hz. Süleyman, kıyamda uzun uzun durarak Allah’a ibâdet ederdi. Bir değneği vardı, ona dayanarak Rabbinin huzurunda dururdu. İşte böyle bir ibâdeti sırasında değneğe dayanmış dururken vefat etti. Değneğe dayandığı için Allah’ın bir kudret tecellisi olarak vücudu olduğu yerde kaldı. Böylece günler, belki de aylar geçti. Askerleri ve emrinde çalışan cinler onu ibâdette zannediyor, eski vazife ve hizmetlerine devam ediyorlardı. Ağaç kurdu değneği kemirip çürütünce Hz. Süleyman’ın cansız bedeni yere düştü. İşte o zaman cinler onun öldüğünü anladılar. Böylece cinlerin gaybı yâni duyularının ötesinde kalan varlık sahasını bilmedikleri ortaya çıktı. Eğer gaybı bilselerdi, Hz. Süleyman’ın öldüğünü hemen fark edecek ve yapmakta oldukları onur kırıcı angarya işleri yapmaya devam etmeyeceklerdi. Kur’an’ın beyânına göre müşrikler cinleri Allah’a ortak koşuyor, onları Allah’ın çocukları olarak kabul ediyor ve onlara sığınıyorlardı. (bk. En‘âm 6/100; Saffât 37/158; Cinn 72/6) Yine onlar, cinlerin gaybı bildiklerine inanıyor ve gayb bilgisini elde edebilmek için onlara yöneliyorlardı. İşte Allah Teâlâ, Hz. Süleyman’ın vefatı münâsebetiyle verdiği canlı bir misalle cinlerin gaybı bilmediklerini beyân ederek müşriklerin saplandıkları bu inançların tamamen asılsız ve yanlış olduğunu bildirir. Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman’ın
Gönül yârın visâlinden meğer kat-ı ümid olmaz
1. Ne ranâ yüz ki gözler perdesiz seyrinden âr eyler Ne zîbâ göz ki bir kez kanda baksa cân şikâr eyler 2. Anındır izzet-i devlet anındır mesned-i ikbâl Cihân hükmündedir her ne diler ne ihtiyâr eyler 3. Mesîh-âsâ anın her nefhâsı Rûhu'l-Kudüs'dendir Hayât istersen ey mürde gönül var hoş timâr eyler 4. Değil ayrı anın zâtına andan bilmeyen ayrı Kim anı bildi andan doldu anı yâr-ı gâr eyler 5. Hayâle gelmeden dilden tecellîsi zuhûr eyler Görünmez gözle sun'un cümle birden âşikâr eyler 6. Gönül yârın visâlinden meğer katı ümid olmaz Düşürdü hicrine ümidi kim vaslına yâr eyler 7. Hulûsî'nin yuları dergeh-i bâbında bağlıdır O bend kim her kimin boynunda olsa iftihâr eyler
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
0 ' dan başlarsın hayata 1 ' den gelir hayatına 2 ' de bir özlersin 3 ' günlük ayrılık ölüm gibi gelir 4 ' gözle beklersin onu 5 ' dakika görmen yeter onu 6 ' üstü insandır halbuki 7 ' kat göklerde hissettirir kendini 8 ' köşe olmuşsundur mutluluktan 9 ' doğurursun beklemekten ÇÜNKÜ Onu çok seversin
Esselamünaleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu canlar: Ey sadaka veren ve sadakayı yerine ulaştırma gayretinde bulunan kardeşim. Sadakayı daha içten ve daha hâlisane vermen için sana sadakanın birkaç faydasını anlatmayı niyaz ederim. 1- Sekiz kapısı olan cennetin bir kapısının adı da "bâbussadaka"dır yani sadaka kapısıdır. 2- En faziletli amellerin başında sadaka gelir, sadakanın en üstünü ise açları doyurmaktır. 3- Verilen sadaka sahibine şefaatçi olacak ve kişi kıyamet günü sadakasının gölgesinde gölgelenecektir. 4- Sadaka Allah'ın gazabından ve kabir azabından korur. 5- Ölmüş bir kimseye gönderilecek en büyük hediye sadakadır. 6- Kişinin verdiği sadaka kıyamete kadar büyür ve sahibini karşılar. 7- Sadaka nefsi emmarenin şerrinden kurtulmak ve nefsi tezkiye etmek için büyük bir vesiledir. 8- Veren kişinin sevabını kat kat arttırır ve kişinin yüzünü kıyamet günü nurlandırır. 9- Sadaka veren kişiler tüm varlığın korktuğu kıyamet gününde emniyette olacak ve herkesin "Keşke dünyada çalışıp çabalasaydık" dediği günde kalpleri mutmain olacak kişilerdir 10- Sadaka veren kişiler "Hüsnü hatime" yani mutlu son dediğimiz iman ve kelimeyişehadet üzere ölmeye ve meleklerin duasına mazhar olacak kişilerdir. 11- Sadaka veren kişiler Allah katında seçilmiş kişiler oldukları gibi, Allah tarafından hayrı cezil ve ecri kebir vaadine mazhar olacaklardır. 12- Sadaka veren kimselerin yaptığı dualar müstecap olur ve onlar muttaki yani takva ehli olanların zümresine ilhak edilirler. 13- Sadaka başa gelecek belayı def eder, dünyalık yetmiş bela kapısını kapatır.
Alıntı
OBJEKTİF OLAYIM DERKEN DİNDEN ÇIKILIR MI?
Hikmet-i Hûda, denk geldi, bu sıralar Kur'ân'ın âyetlerini kanunlar gibi görmeye dair birçok yazı karaladım. "Kanun" derken ne kasettiğimi de bir parça açayım: Efendim, kanun derken, "her zamanda nümûneleri bulunan hükümler" demeyi azmediyorum. Sözgelimi: Yerçekimi bir kanundur değil mi? Evet. Peki neden? Çünkü yer her zamanda çeker. Ve her mekânda bu çekimden dolayı çekilen/düşen bir şeyler bulunur. (Uzayda değilseniz tabii.) Ayağı kaydığı için havada uçmaya başlayanımız hiç olmamıştır. Hep düşülmüştür. Hep çekilinmiştir. İşte buna "kanun" denir. Yâni kanunlar sonuçları tekrarlanan hükümlerdir. Saded harici girecek ama söylemeden geçemeyeceğim: Benim evrim konusundaki itirazlarım da hep bu noktadan kaynaklanır: "Bilimsellik" dediğimiz bilgi alanının dayandığı "sonuçların tekrarlanabilirliği" ilkesi evrimde bulunmaz. Yâni, hangi şartlar bu katakulliyi tetikliyorsa, onların tesbit edilip laboratuvar ortamında tekrarlanmasıyla, bu evrim denen hakikati(!) görebilmemiz lâzımdır. Peki bize gösterilen bir şeyler var mıdır? Vardır. Ama bunlar hep tür içi çeşitlenmelerdir. Tür içi çeşitlenmelere hiç kimse itiraz etmez. Çünkü zaten şu dünyada kaç milyar insan varsa hiçbirinin yüzü, sesi, parmak izi, retina kalınlığı, DNA'sı, daha bilmem neleri neleri birebir birbirini tutmaz. Evet. Bu çeşitlenmedir. Haktır. Tekrarlanmaktadır. Her zamanda görülmektedir. Tamam. Fakat evrim hakkında asıl sorunumuz şudur: Bu türden tür içi çeşitlenmelerle türden türe atlamalar mümkün olabilir mi? Kardeşlerim, dostlarım, canlarım, bu konuda bencileyin derim ki: **Evrimciler gayba imânda Müslümanlardan daha ileridedirler. Hattâ dinlerinin haphalis Mü'minidirler. Meselâ: Müslümanlar, âyette buyrulduğu gibi, bahara bakıp tekrar dirilişin mümkünlüğüne kanaat getirirler. Nümûnesini görüp,
💧 Evrendeki En Büyük Su Rezervlerinden Biri Bir Gezegende Değil! Yaklaşık 12 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan APM 08279+5255 adlı bir kuasarın çevresinde, astronomlar devasa bir su buharı bulutu keşfetti. Bu bulutun içerdiği su miktarı, Dünya’daki tüm okyanuslarda bulunan sudan yaklaşık 140 trilyon kat daha fazla. Sistemin merkezinde ise Güneş’in yaklaşık 20 milyar katı kütleye sahip süper kütleli bir kara delik bulunuyor. Bu kara delik öylesine büyük bir enerji yayıyor ki çevresindeki gaz ve toz bulutlarını milyonlarca yıl boyunca etkileyebiliyor. Buradaki su, okyanuslar veya göller halinde değil; yüzlerce ışık yılı boyunca uzanan dev bir su buharı bulutu şeklinde bulunuyor. Daha da ilginç olanı, bu buluttan gelen ışık yola çıktığında evren yalnızca yaklaşık 1,6 milyar yaşındaydı. Bu da suyun, evrenin çok erken dönemlerinde bile bol miktarda bulunduğunu gösteriyor. Bu keşif, Dünya’nın özel olmadığı anlamına gelmiyor. Ancak suyun evrende düşündüğümüzden çok daha yaygın olduğunu gösteriyor. Evrene her baktığımızda, sandığımızdan çok daha büyük ve şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz.
Bilim