Kuvve-i şeheviye ve gazabiye ise, şeytan desiselerine hem kàbile, hem nâkile iki cihaz hükmündedirler.
Lemalar - 74
Bu cümle, Risale-i Nur’un insan mahiyetini “cephe hattı” gibi okuduğu çok kritik bir düğüm noktasıdır. Burada Üstad, şeytanın insana doğrudan hükmetmediğini, fakat bazı kuvveleri hem geçirgen hem taşıyıcı hâle getirdiğini söylüyor.
“Kuvve-i şeheviye ve gazabiye” nedir?
Risale-i Nur’da bu iki kuvve:
Şeheviye → menfaat, haz, beka, sahip olma arzusu
Gazabiye → müdafaa, öfke, izzet, hâkimiyet hissi
olarak tarif edilir.
Kuvve-i şeheviye ile Arz'da fesad hasıl olur, kuvve-i gazabiyenin tecavüzüyle katl ve kıtale mahal olur. Halbuki Arz, takva üzerine tesis edilmiş bir mescid hükmündedir.
İşarat-ül İ'caz - 203
beşerin şeheviye ve gazabiye kuvvetleri kuvve-i akliyesine münkad ve mağlub olursa, beşer mücahedesinden dolayı melaikeye tefevvuk eder. Aksi halde hayvanattan daha aşağı olur, çünki özrü yoktur.
İşarat-ül İ'caz - 205
Önemli nokta şudur,
Bu kuvveler şer değildir;
fakat sınır tanımazsa şeytana açık hâle gelir.
“Hem kàbile hem nâkile” ne demektir?
Kàbile (alıcı)
Bu kuvveler:
Vesveseyi kabul edebilir
Şeytanın telkinini hakikat gibi hissedebilir
Çünkü,
Ve insandaki kuvve-i şeheviye, selâmetli istikameti ve iffeti zayi' etse; ifratla musibetli, rezaletli fücura, fuhşa ve tefritle humuda, yani nimetlerdeki zevk ve lezzetten mahrum düşer ve o manevî hastalığın azabını çeker.