BİZANS Altıncı asırda Bizans şarktan İran'la, Kafkas'larda Hazer Türkleriyle, Balkanlarda ise Bulgar Türkleriyle komşu idi. Bizans bir sükût hâlinde idi. Kumar masaları, hamam eğlenceleri, zevk ve safâ almış yürümüştü. Taht kavgalan bu sükûtu kolaylaştırıyordu. Bundan faydalanan Afrika Umum Valisi Herakliyūs, kuvvetli bir donanma ile İstanbul'a geldi ve tahta geçti. Bundan önce İran Şahı Nüşirevân Kadıköy havâlîsine kadar ilerlemişti. İran ve Yunan mücadeleleri pek eskidir. Her ikisi de dünyaya hâkim olmak sevdasında idiler. Bu mücadelelere en fazla Sûriye topraklanı sahne oluyordu. Milâdî 616 yılına kadar Sûriye'de katliamlar devam etmişti. Acemlerin istilälanı sırasında burada Hristiyanlardan 90 binden fazla insan öldürülmüş- Herakliyüs, Hazret-i Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicret yılı olan Milâdî 622 tarihinde kuvvetli bir ordu ile yürüyerek İranlıları Nineva civarında dehşetli bir mağlubiyete uğrattı. Herakliyüs İranlıları yenip tekrar ele geçirdiği Kudüs'e girdiği zaman, İslâm Peygamberi Hazret-i Muhammed'den kendini İslâm dinine davet mektubu aldı. Bu nâmelerden ileride ayrıca bahsedeceğiz. Herakliyüs o zaman hiç hatırına getirmiyordu ki, on sene sonra bu İslâm Peygamber'inin orduları, onun ordusunu Ecnadin maharebesinde mağlub edecekler, kendisi de ağlaya ağlaya Suriye'yi terk edecektir. Bu asırda Rumlar Avrupa'da Gotlar'ın hücumuna uğramışlardı. Hunlar da Şarktan Roma'yı tehdit ediyorlardı. Gerek İran ve gerekse Bizans'ta din ve mezhep kavgaları oluyordu. Bu din mücadelelerine Yahûdîler de karışıyor, onu körüklüyorlardı. Yahudiler Hristiyanları, Hristiyanlar da Yahudileri fırsat buldukça öldürüyorlardı. Yalnız devlet adamları değil, din adamları da ellerini kana bulamaktan çekinmiyorlardı. Her taraf kan içinde idi. "Yahudiler o devirde Rumlardan intikam
Sayfa 9
616
Saadet,zatına olmaktır ümmet yâ Rasûlullah Seni inkâr eden mecnundur elbet yâ Rasûsullah ( Ziya paşa
Sayfa 225 - Saadet senin zatına Ümmet olmanın adıdır ey Allah'ın elçisi; ve elbette seni inkar edecek kişi delinin ta kendisidir...·Kitabı yarım bıraktı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
) Dünya delilleri Nebe 6–16 “Yeri bir döşek yapmadık mı? Dağları kazıklar? Sizi çiftler hâlinde yarattık…” Açıklama: Kur’an mantık kuruyor: Düzen varsa amaç vardır. Yaratılış detaylıysa hesap da detaylıdır. Gece = dinlenme Gündüz = çalışma Yağmur = rızık Tesadüf değil; sistem.
"Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı Harplerde bir cani gibi muamele gördüm, bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilattan men'edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni men'etmeseydi belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti. " Risale-i Nur - Tarihçe-i Hayat / s.616
Sayfa 616 - Rnk·Kitabı okudu
Mezar, hasta atların da ziyaretgâhıydı. 15. yüzyılda kaleme alınmış bir Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmân’da bu durum, “Mâhân hâkimi Süleyman Şah 616 tarihinde askeriyle bilâd-ı Rûm’a intikâl urıhlet ve 621 senesi Haleb’e azîmet idüp Ca‘ber-kal‘ası kurbunda nehr-i Furât’a gark olmakla kal‘a-i mezbûre altında defn olundu. Hâlâ ol mahall Türk Mezârı dirler, ziyâretgâhdur. Menkûldür ki, at sancılansa etrâfın devr itdürmekle bi-izni’llâh sâkin olurmış” sözleriyle anlatılır. 16. yüzyılın sonlarında eserini kaleme alan Mehmed Zaim de, Anonimler’den naklen, “Faraza bir kimesnenün atı hasta olsa veyahud sancılanup bir rence mübtelâ olsa Mezâr-ı Türk’e iledup birkaç def‘a kabrini devr etdürseler fi’l-hâl ol atın renc ü dasına ilâc u devâ olur ve bi-‘inâyeti’llâhi te‘âlâ hemân ol an şifâ bulur. Ca‘berde ve Tevârîh-i Âl-i Osmân’da bu hikâyât meşhûr u ma‘sûrdur” şeklinde mezara atfedilen ruhâniyeti tasvir ve ifade eder. 17. yüzyılın müellifi Solakzâde ise “Hâlâ nurlarla dolu olan mezarı bir ziyâretgâhdır. At sancılansa, mezarın etrafını bir kere dolandırırlar, sakinleşir. Tecrübe edilmiştir.” diyerek mezarın bu şöhretini nakleder. Ca‘ber Kalesi’nin çevresi Türkmen bölgesi olduğundan böyle bir inanış ortaya çıkmış olabilir.
m.ö.625 yılında Babil'de krallığını ve bağımsızlığını ilan eden kral Nebopolaser (Nahopolassor) Medlerle ve Asurluların düşmanı bulunan bu Sisilerle ittifak kurdu ve bu gelişmeler; m.ö.616 yılında savaşların patlak vermesine neden oldu. Bu savaşların sonunda Asur Devleti nihai olarak ortadan kaldırıldı ve büyük Ninova kenti m.ö.612 yılında yerle bir edildi. Gerek Asur Devleti'nin yıkılışı sürecinde ve gerekse bu tarihten önceki olaylarla ilgili olarak birkaç kez Kürt isminden söz edilir. ¹²³
¹²³ Mr. Hall, Eski Yakın Doğu Tarihi adlı eserinin 511. sayfasında şunları söylüyor: Son Asur Kralı Asurnapal, Mani kralını hizaya getirmek amacıyla bir saldırıya geçti. Ancak Kürtlerin kahramanlıkları ve cesaretleri karşısında m.ö.626 yılında gerilemek z·Kitabı okudu