Evet, gecikmiş bir incelemeyle başlayalım bakalım. Öncelikle kitap 'öteki' olarak bahsettikleri bizler hakkında. Yani Trabzonlu olmadan Trabzonspor'a gönül vermiş taraftarların röportajlarına yer verilmiş. Müzisyen Musa Eroğlu'ndan tutun, spiker Sinem Fıstıkçıoğlu'na kadar bir çok örneği mevcut. Fakat esas odaklanmamız gereken nokta bu kadar çok ünlü simanın röportajları, konuştukları, anlattıkları değil. Hisleri. Onlar da her Trabzonlu olmayan Trabzonspor taraftarları ne hissediyorlarsa onu hissediyorlar. Derleyen Yavuz Saltık, kitapta bu taraftarlar hakkında kitaba ismini veren 'Ötekiler' olarak bahsediyor. Çünkü biz, yok sayılanlar, kabul görmeyenler, varlığından bihaber olunanlar ve ötekileriz. Bu durumu bir örnekle açıklamak gerekirse;
-Hangi takımı tutuyorsun?
+Trabzonspor.
-İyi de Niğdelisin. Trabzon ne alaka?
+Sen de İzmirlisin. İstanbul'da alelade bir semt takımını tutmak ne alaka?
-İyi de Fenerbahçe tüm ülkeye mâl olmuş bir takımdır.
+... (Sessizlik)
Bu ve bunun benzeri ardı arkası kesilmeyecek akıl sır erdiremeyeceğiniz sohbetlere maruz kalmamıza sebebiyet veriyor Trabzonsporlu oluşumuz. İnsanlar bir türlü idrak veya kabul etmek istemiyorlar durumu. Ehh kendi camiamızda da pek farklı sayılmaz aslında. Trabzonlular, Trabzonspor kulübünün sadece kendilerine ait olduğunu düşünüyorlar. Biz ötekilere saygı duyup, sempati besliyorlar, pekâlâ bağrılarına da basıyorlar. Ancak biz sempati duyulanlar olmak istemiyoruz, biz Trabzonspor'un hepimize ait olduğu gerçeği kabul edilsin istiyoruz. Bu kitapta da yer aldığı gibi Trabzonlular kimliklerinde yazan Trabzon yazısından dolayı bu takımın renklerine gönül verenler, bizler ise hiç görmeden, uzaktan uzağa sevenleriz daha değerli ve kıymetli değil mi? Trabzon şehri Eren bülbüller çıkartan bir şehir, vatanla