Bu yılın açık ara okuduğum en iyi kitabı, daha üstünü okur muyum onu da zaman gösterecek.
Akıcılığı olayların bütünlüğü, kurgusu zeka üstü bir yazılımı tek kelimeyle harika.
Kitap bittikten sonra kitabı sindirmem bir gece mi aldı. Kitabı bitirip kapağını kapattıktan sonra ki ruh halimi şu an hâlâ gözümün önüne getiriyorum bu kadar güzel olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bunlar kitabın üstünde bıraktığı etkiler.
Kitaba gelecek olursak kitap dostlarım, başarılı bir ressam olan Alicia, kocası Gabriel’le aşık genç ve güzel bir kadındır eşi Gabriel ile mutlu bir evliliğe sahipdir. Ama bir gün eşini öldürme suçundan tutuklanır ve hapse atılır. Bütün deliller onun suçlu olduğunu gösterir ve sessizliğe bürünür. Polis ifadesi, mahkeme, savcılık hiçbirine olay ile ilgili hiçbir şey anlatmaz hiç konuşmaz. Sonrasında akli melikeleri kurul raporuyla da belli olunca özel bir kliniğe kapatılır burada da doktorlarla iletişim kurmayınca yüksek dozda ilaçlarla kendi haline bırakılır. Ta ki haberleri gazetelerden ve televizyonlardan takip edip kaldığı kliniğe iş için başvuran adli psikoterapist Theo Faber adlı doktorla seanslara başlayana kadar. Peki başarılı bir psikoterapist olan Faber ressam Alicia konuşturbilecek mi? Belki de asıl soru şu kimseye konuşmayan Alicia neden Faber’e konuşsun?
 Kitap hakkında ne yazsam spoiler olacağı için daha fazla yazıp kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum ama kesinlikle şiddetle tavsiye ediyorum.
Polisiye sever biri olarak bayıldığımı söyleyebilirim.
İyi okumalar