Firdevs Yılmaz

"Bazen. Ama çoğunlukla, hayır. Bu, başka bir yere gidip orada yaşarlarsa mutlu olacaklarına inanan ama işlerin öyle yürümediğini gören insanların durumuna benzer. Nereye gidersen git, kendini de yanında götürürsün. Ne demek istediğimi anladın mı?"
Sayfa 97·Kitabı okudu
Reklam
Aşk aramıyorum artık, çok aradım vaktiyle. Dinlemeye değer bir kadının anlatacakları, hayatın melankolik bir toplam olduğunu göstersin bana, yeter. Fazlasını kaldıramam. Ne gelir elimizden insan olmaktan başka. Büyük ağabeyim yanılıyor, deli değilim, bilerek içe döndüm, eve, ev rahimdir. Ama derinimdeki doğruyu söylemek gerekirse, hayatım acı bile vermeyen upuzun bir sıkıntıdan ibaret. Babamın babasınınki gibi. Sıkıntıyı dağıtmanın basit bir yolu bu: uygun bir arkadaş arıyorum.
Sayfa 36·Kitabı okudu
"Babam Ne yapıyor?" sorusunun cevabı yıllar boyunca hiç değişmedi. "Aynı." Ceketi eskidiğinde gidip aynı ceketi alıyordu, bulamazsa aynı renkten cok benzerini alıyordu. Kahvede aynı masada, aynı sandalyede oturuyordu. Hep aynıydı babam. Gözden kaybolmanın, kaçmanın, yok olmanın yolunu boyle bulmuştu; her şeyini aynılaştırarak.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Jülide'nin sözünü ettiği yokluk böyle bir şey olmalıydı; sahip olduğu kıymetli şeyleri bile geride bırakmak, iyi kötü, güzel çirkin demeden hafızanı boşaltmak, geçmişi bir daha hatırlamamacasına zihninden söküp atmak. Jülide'nin gözden kaçırdığı bir şey var diye düşündü İshak. İki kişinin yan yana yürüdüğü yolda yokluk olmaz, yokluk tek kişilik bir marifettir.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Hayal kırıklıklarının ruhumda açtığı büyük boşlukları zehirli bitkiler kaplıyor. Beklemek, beklemek, beklemek ve sonra hiçbir sey olmamış gibi kaldığın yerden devam etmek zorunda kalmak; umut etmek ve her seferinde incinmek, yaralanmak, yaramı sarmak, sarıp sarmalamak, saklamak, saklanmak, sarsılmak, ölesiye sarsılmak kalbimi yoruyor. Sonra aynı yerden tekrar tekrar kırılmak; bir kadının en korunmasız, kuytu yerinden, içten içe kurduğu hayallerinden.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Reklam