Çin kaynakları Türklerin tarihini 439 yılına kadar götürür; bu tarihte hepsinin soy adı A-şih-na olan 500'e yakın aile Ruran topraklarına yerleşmiş, devlet hesabına demir araç gereç yapmaya başlamışlardı. Ruran devleti, mutlaka bu ailelerin de baskısıyla dağıldığında, A-şih-na'lar 552'de iktidarı ele geçirdi. Tam bu noktada "Türk" sadece bir kabile adı olmaktan çıkıp siyasi bir yafta haline geldi; yavaş yavaş bu ad asıl Türk kabilesinden gelmeyen çeşitli halklar için de kullanılacaktı. On yıl içinde Türk İmpa ratorluğu uzak batıya doğru yayıldı. Kurucuları Bumin ve İstemi'den birincisi doğunun, öbürü batının hükümdarı oldu. Önce çok kısa bir süre için İran Sasanileriyle, sonra da Bizanslılarla ittifak kurdular; bunun sebebi Sogd ipek tacirlerinin Bizans'la doğrudan ticaret yapmak is temesiydi. Sogdlar Buhara ve Semerkand'ın çevresindeki vahalara yerleşmiş Hint-Avrupalı bir halktı, yüzyıllardır bölgeler arasındaki ticaret ve kültür alışverişinde kilit rol oynuyorlardı. Şyungnuların yaptığı gibi haraç toplamanın yanı sıra Türkler Orta Asya ticaret yollarının denetimini de tekellerine aldılar, bu hedefe varmak için de Sogdlar gibi tacirlerin işbirliğinden yararlandılar. Sonuçta ortaya çıkan refah düzeyi, 628'de Batı Türk İmparatorluğu sara yına giden ünlü Çinli hacı ve Budist metinler çevirmeni Xuanzang'ın [Şuanzanğ] gözünü kamaştırmıştı.