Tarihler 628'i gösterirken matematikçi Brahmagupta (598-660), sadece sıfır için bir sembol (bir nokta veya daire) kullanmakla kalmadı, aynı zamanda hesaplamalarda sıfırı kullanmak için "sıfırın sıfıra eklenmesi sıfır eder" gibi bir dizi kural da belirtti.
Sayfa 61 - Ketebe·Kitabı okudu
Alıntı
27 HAZİRAN 628
HAYBER FETHEDİLDİ Hudeybiye Antlaşması'ndan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hayber'e karşı sefer düzenledi. Hayber, Medine-i Münevvere'nin 150 km kuzeyinde, birbirine bağlı kalelerden oluşan bir vadiydi...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türk ve Tatar Birdir, Türkler Medeniyete Hizmet Etmiştir. Akçuraoğlu Yusuf 23 Mart 1327 [5 Nisan 1911] Çarşamba günü Fevziye Kütüphanesi'nde Akçuroğlu Yusuf Bey tarafından verilmiş konferanstır: Her şeyden önce efendiler, bugün hepinizi Osmanlı bağımsızlığının 628. yıl dönümü vesilesiyle kutlarım. Yüce Türklüğün haklarını savunmak için ilk defa toplanan bu meclisin böyle bir güne denk gelmesi sevinç vericidir. Toplanma sebeplerimizi elbette bilirsiniz; Tasvir-i Efkar'ın" geçen cumartesi sayısında, yazarının da üyesi olduğunu sandığım Türk kavmi için hakaret içeren şu yanlış ve anlamsız birkaç cümle yazılmıştı: "Zaten Moskof damarlarına ara sıra dökülmüş olan Tatar kanları, bu kavmi görünüşte ne kadar medenileşirse medenileşsin daima kan dökücülüğe sevk edecektir."
Alıntı
Allah katında başarı, mal, toprak, para üstünlüğü elde etmek değil insan kazanmaktır, insanların ebedi hayatlarının kurtulabilmesidir. Hudeybiye Antlaşması ile müşrikler ve Müslümanlar arasında o güne kadar olmayan bir yakınlaşma meydana gelmişti. Kulakları ve gözleri mühürlü müşrikler ilk kez Müslümanlarla aynı sofraya oturmaya başlamış, onları dinlemişlerdi. Ön yargılar kalkınca da grup grup İslamiyet'e girişler başlamıştı. İslamiyet'in ortaya çıkış yılı 610 ile Hudeybiye Barışı'nın meydana geldiği 628 arasındaki 18 yılda Müslüman olan insanların sayısı birkaç bini geçmez iken, iki sene sonra yani 630 yılında Mekke'nin fethine 10.000 kişiyle gidilmiş ve Peygamberimiz'in (sas) Veda Hutbesi'nde 120.000 Müslüman yer almıştır. İşte gerçek zafer, gerçek mutluluk verici hâdise budur.
Sayfa 309·Kitabı okudu
Alıntı
Çin kaynakları Türklerin tarihini 439 yılına kadar götü­rür; bu tarihte hepsinin soy adı A-şih-na olan 500'e yakın aile Ruran topraklarına yerleşmiş, devlet hesabına demir araç gereç yapmaya başlamışlardı. Ruran devleti, mutla­ka bu ailelerin de baskısıyla dağıldığında, A-şih-na'lar 552'de iktidarı ele geçirdi. Tam bu noktada "Türk" sadece bir kabile adı olmaktan çıkıp siyasi bir yafta haline geldi; yavaş yavaş bu ad asıl Türk kabilesinden gelmeyen çeşitli halklar için de kullanılacaktı. On yıl içinde Türk İmpa­ ratorluğu uzak batıya doğru yayıldı. Kurucuları Bumin ve İstemi'den birincisi doğunun, öbürü batının hükümdarı oldu. Önce çok kısa bir süre için İran Sasanileriyle, son­ra da Bizanslılarla ittifak kurdular; bunun sebebi Sogd ipek tacirlerinin Bizans'la doğrudan ticaret yapmak is­ temesiydi. Sogdlar Buhara ve Semerkand'ın çevresindeki vahalara yerleşmiş Hint-Avrupalı bir halktı, yüzyıllardır bölgeler arasındaki ticaret ve kültür alışverişinde kilit rol oynuyorlardı. Şyungnuların yaptığı gibi haraç toplamanın yanı sıra Türkler Orta Asya ticaret yollarının denetimini de tekellerine aldılar, bu hedefe varmak için de Sogdlar gibi tacirlerin işbirliğinden yararlandılar. Sonuçta ortaya çıkan refah düzeyi, 628'de Batı Türk İmparatorluğu sara­ yına giden ünlü Çinli hacı ve Budist metinler çevirmeni Xuanzang'ın [Şuanzanğ] gözünü kamaştırmıştı.
Tarih
BÜREYDE'NİN ŞAHSİYETİ VE FAZİLETİ
Hz. Büreyde (r.a.), oldukça mütevazı bir kişiliğe sahipti. O, Hayber'in fethine (7/628) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile katıldığını, kalede açılan gediklerden içeri dalarak savaştığını, üzerinde kırmızı bir elbise bulunduğu için herkesin kendini fark ettiğini söylemiş ve ardından yüksek tavazusunun bir eseri olarak "Müslüman iken şöhrete hamledilebilecek bu hâlimden daha büyük bir günah bilmiyorum." demişti.