Çok düşündüm ve sonunda, o kafeye
tesadüfen girmediğimi fark ettim; en önemli karşılaşmalar,
bedenler daha birbirini görmeden ruhlar tarafından hazırlanır.
Genellikle bu karşılaşmalar, belli bir sınıra ulaştığımızda
gerçekleşir, duygusal olarak ölüp tekrar doğmaya ihtiyaç
duyduğumuzda. Buluşmalar bizi bekler, ama çoğunlukla biz
onları engelleriz. Gene de, eğer umutsuz değilsek, artık
kaybedecek hiçbir şeyimiz yoksa ya da hayat bize coşku
veriyorsa, o zaman bir yabancı ortaya çıkıverir ve dünyamız
yolundan sapar.
ve hayal kurmak,
tasarladıklarımızı hayata geçirmek zorunda olmadığımız
sürece son derece rahatlatıcıdır. Hayaller sayesinde zor anları
atlatır, tehlikeleri tanır, yaşlandığımız zaman da başkalarını -
özellikle ailemizi, eşimizi, çocuklarımızı- düşündüklerimizi
gerçekleştirmemize fırsat bırakmadıkları için suçlayabiliriz.
Çocuğun ölüp insanın bir ergen olması, sonra ergenin ölüp insanın genç olması,sonra genç adamın ölüp orta yaşlı hale gelmesi ve bu şekilde sürüp gitmesi fikri yanlıştır.Çocuk asla ölmez; hiçbir şey asla ölmez.Çocuk oradadır,her zaman başka deneyimlerle sarmalanmış-ergenlik tarafından, sonra gençlik tarafından,sonra orta yaş tarafından,sonra yaşlılık tarafından sarmalanmış olarak oradadır ama çocukluk her zaman oradadır.