📖 Algernon'a Çiçekler'i okurken dikkatimi çeken bir detayı araştırmak istedim. Kitabın baş karakteri Charlie'nin IQ'su 68 olarak belirtiliyor. Araştırdığım kadarıyla IQ testlerinde ortalama aralık genellikle 85-115 puan kabul ediliyor. Daha düşük puanlar ise kişinin bazı bilişsel becerilerde yaşıtlarına göre daha fazla desteğe ihtiyaç duyabileceğini gösterebiliyor. Ancak IQ, insan zekâsını ve potansiyelini bütünüyle açıklayan bir ölçüt değil. Günümüzde birçok uzman; empati, yaratıcılık, duygusal farkındalık, sosyal beceriler ve yaşam deneyimlerinin de bireyin gelişiminde önemli rol oynadığını vurguluyor. Charlie'nin hikâyesini okurken aklıma şu soru geldi: Bir insanı yalnızca bir test sonucuyla ne kadar tanıyabiliriz? 📚✨ Algernon'a Çiçekler
1000Kitap
Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır. Nahl, 68/69
Din
Reklam
MEHDİ AS. AYETLERİ
​"Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde bir mecnun değilsin." (Kalem, 68/1-2) ​"Arkadaşınız asla mecnun değildir." (Tekvîr, 81/22) ​"O halde, sen hatırlatıp öğüt vermeye devam et. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne bir kâhinsin ne de bir mecnun." (Tûr, 52/29) Bu ayetler, nüzul (iniş) sebebi ve zahiri (görünen) anlamı bakımından doğrudan Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında indirilmiştir. Ancak İslam düşüncesinde, tasavvufta ve özellikle ahir zaman hadislerini yorumlayan tefsir ekollerinde (örneğin Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur külliyatında veya benzeri tecdid/mehdi analizlerinde), peygamberlerin başından geçen olayların ve onlara hitap eden ayetlerin ahir zamandaki varisleri (Müceddidler ve Mehdi) için de birer "işaret" ve "sünnetullah" (ilahi kanun) olduğu kabul edilir. ​1. "Mecnun" (Deli/Divane) İftirası Ahir Zamanda da Tekrar Edecektir ​Ayetlerin İşareti: Peygamberlerin karşılaştığı en büyük psikolojik saldırılardan biri "akıl sağlığı yerinde değil" iftirasıdır. ​Mehdi İçin Yorumu: Mehdi, yerleşik ve bozulmuş olan düzene, materyalist felsefeye ve manevi çöküşe karşı tek başına veya az bir toplulukla büyük bir fikri mücadele başlatacaktır. Toplumun genel akıntısına karşı duracağı, radikal ve ezber bozan doğruları haykıracağı için, dönemin egemen güçleri veya mevcut düzenin savunucuları onu da tıpkı peygamberler gibi "akli dengesi bozuk, hayalperest, mecnun veya marjinal" olarak nitelendirebilirler. Ayet, Mehdi’nin de bu küresel/toplumsal baskılara ve "delilik" ithamlarına maruz kalacağına, ancak davasında son derece rasyonel ve haklı olduğuna işaret eder. ​2. "Rabbinin Nimeti Sayesinde..." (İlahi Koruma ve Hidayet) ​Ayetlerin İşareti: Hz. Peygamber’in aklı, feraseti ve tebliği kendi dehasından değil,
Din
Takva sahiplerine
Ve Allah onlara,] "Ey Benim kullarım!" diyecek, "Bugün ne korkmanıza gerek var, ne de üzüleceksiniz! Zuhruf suresi 68. ayet
Bismillah.. yansımalarını keşfe çıkacağımız yeni kitabımız ' Algernon'a Çiçekler '.. hep merak ettiğim ve beklediğim bir kitaptı. Kitabın konusu; Charlie Gordon, 32 yaşında, IQ'su 68 olan ve fırında temizlikçi olarak çalışan zihinsel engelli bir gençtir. En büyük arzusu "akıllı olmak" ve böylece insanlar tarafından sevilip kabul görmektir. Bir grup bilim insanı, zekayı yapay olarak artıracak deneysel bir cerrahi operasyon geliştirir. Bu ameliyat daha önce Algernon adında bir laboratuvar faresi üzerinde başarıyla test edilmiş ve farenin zekası muazzam ölçüde artmıştır. Bilim insanları, bu deneyi ilk kez bir insan üzerinde uygulamaya karar verirler ve Charlie'yi seçerler. Ve hikaye böylelikle başlamış olur. Bakalım bizi neler bekliyor. Okudukça yapacağım alıntılarla ve yorumlarla sizin de dünyanıza renk katmaya devam edeceğim. Takipte kalın ve bol bol kitap okuyun :)
1000Kitap
2 Ağustos 1968 günü, Saygon’un barut, kan ve rutubet kokan puslu havasında, adalete pranga vuran bir ölüm tiyatrosu kuruldu. Kudretli kürsülerde oturanlar, arkalarındaki o devasa okyanus ötesi imparatorluğun çelikten gölgesine sığınmış, mülkün ve zulmün kibriyle sayıklıyorlardı. Sanık sandalyesinde ise, yirmi üç yaşında bir üniversite öğrencisi, toprağın bağrından kopmuş bir vatan kızı duruyordu: 10 Aralık 1945 günü, Long An eyaletinin vatansever bir çiftçi ailesinde, dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gözlerini açmıştı Võ Thị Thắng. Ülkesi sömürgecilerin pençesindeydi. Daha 11 yaşında küçücük bir çocukken, bahçelerindeki gizli tünellerde saklanan direnişçilere yalın ayak mektup ve aş taşıyarak başladı onun yurt sevgisi. 16'sına geldiğinde illegal gençlik hareketlerine katıldı; 17 yaşında ise öğrenci birliği saflarında bir vatan kızı olarak Saygon sokaklarındaydı. Takvimler 1968'in efsanevi Tet Taarruzu'nu gösterdiğinde, ona kritik bir görev verildi: Şehre sızıp halkın mücadelesini arkadan bıçaklayan işbirlikçi bir ajanı etkisiz hale getirmek. Görev başarılamadı; Thắng yakalandı ve ağır işkencelerden geçirildi. Fakat ne o sorgular ne de hücreler onun ruhunu teslim alabildi. Võ Thị Thắng. Suçu, çağın en azgın işgalci postallarına karşı yurdunu, namusunu ve geleceğini savunmaktı. Bu asil öfke, bu sarsılmaz duruş dünyaya yabancı değildi; tarih, emperyalizmin yedi düveliyle sarılan Anadolu topraklarında, her karışını kanıyla savunan Türk kadınının elindeki tüfekte, cepheye mermi taşıyan sırtındaki hırkada aynı ruhu görmüştü. Ha işgal altındaki Anadolu’da sömürgecilere meydan okuyan Şerife Bacılar, Halide Onbaşılar, Kara Fatmalar; ha Saygon’un ortasında zincire vurulmak istenen bu gencecik fidan... Mazlum milletlerin sömürgeci canavara karşı feryadı da, direnişi
Reklam
Reklam