rainer

"aşk... bu kelime, ruhumun derinliklerine dalıyor, orada kendimin de varlığını hissedemediğim mânevî arzular tenvir ediyordu. gönlümde en derin bir nokta boştu. onu ne şâşaayı dârat ne de bütün ecrâmıyla semâvât doldurabiliyordu. o nokta, mevcudiyetimin en ince zerrâtına kadar sükûnet ve haz getirecek bir varlık, bir aşk bekliyordu. bütün hislerimi, düşüncelerimi ancak bu aşkın fırçası telvin edecekti. ey hâlik-i kâinat! nerede o aşk?"
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
'böyle benim gibi seven bir vücut toprak olamaz, belki de ben vücudumu toprak olmaktan kurtarmak için bu kadar seviyorum. ben ölsem bile aşkım asırlara intikâl edecek kadar kuvvetlidir. çünkü ben de onu başkalarından intikâl ettim, bende başlayan bir şey değil bu! ben ona, gelmiş geçmiş bütün insanların, bana miras bıraktığı bir ruh zenginliği, bir ruh asâleti ile bağlıyım. bu emaneti kendi aşkımla zenginleştirip, besleyip gelecek nesillere devredeceğim.'
Din
"izinden, gözünden, sözünden, özünden allah ayırmasın. ey hakk'ı bildiren, ona götüren, perdeyi kaldırıp ona gösteren... hakk'ın var olduğunu, varlığın hak olduğunu, görünenin gösteren, gösterenin görülen olduğunu bildiren! bu dünyada, o dünyada, allah senden ayırmasın..."
Din
«Benim için her zaman yenisin ve yenileşmenin sırrına sahipsin; bununla beraber seni teşkil eden zerre ve unsurların hiçbirine yabancı değilim! Öyle ki seni ta ezelden beri tanıdığımı, güzelliğini yapan mucizeli şeylerin iştiyakını, farkına varmadan sayısız bir zaman içinde çektiğimi sanıyorum. Onlar bütün tekevvün boyunca benim kısa lezzetlerim ve uzun hasretlerim olmuşlardı. Şimdi onların hepsini sende, senin tılsımlı terkibinde teker teker buldukça şaşırıyorum. Bana gelmeden evvel neredeydin? Bütün bu mükemmel şeyler, bu emsalsiz güzellikler ve mukavemet edilmez câzibeler parça parça hangi yıldızlarda dinleniyordu? Çünkü sende onların hepsinden ve esrarengiz hasiyetlerinden bir şeyler var, dalgın ve etrafına yabancı anlarında onlara doğru uzaklaştığını, onların hülyasına büründüğünü o kadar çok sezdim ki… Söyle, seni ilk aramaya başladığım andan bugüne kadar eşyanın tenevvüünde geçirdiğin tecrübeleri anlat! Hangi zengin ve esrarlı madenlerde, hangi nâdir hassalı ve acaip pırıltılı taşlarda uyudun? Hangi muattar, göz alıcı ve kıvrak nebatlarda büyüdün, ve hangi çevik hayvan vücutlarında, hareketlerinin o keskin ve zâlim melekesini, vücudunun tehlikeli rehavetini elde ettin? Sesinin inhinalarını hangi dereler verdi? Göz yaşlarının sıcaklığını topladığın akşamlar nasıl akşamlardı? Kaç yaşayan ve şuurlu vücutta henüz tamamlanmamış hüviyetinin cazibe ve kudretlerini deneye deneye yetiştin? Teninin afif hicabını bulmak için kaç gül bahçesi, kaç şâire ilham verdi ve kaç bahar nefesinin rayihasını vücude getirmek için iflâs etti? Mevsimlerin, aydınlığın, muzlim ve sırrına erişilmez kanunların hava ve hevesten yarattığı güzel çocuk, bana bunları anlat! Sen tabiat kadar sonsuz, mütenevvi ve tezadlarla dolusun, halbuki görünüşte saf bir düşünce kadar muayyen ve bir damla suda
Nathanael, her kişinin derdi her zaman kendisinin bakmasından, gördüğünü de kendine bağlamasından gelir. Her şey bizim için değil, kendi kendisi için önemlidir. Gözün bakılan şey olsun. Nathanael! senin o güzel adını anmadan tek mısraya başlıyamaz oldum. Nathanael, yeterince anlıyor musun sözlerimin acılığını? Daha da yaklaşmak isterdim sana ! Sonra, Elisee’nin, onu dirliteyim diye, Su-namite’in oğlu üzerine kapandığı gibi - “dudakları dudaklarının üzerinde, gözleri gözlerinin, elleri ellerinin üzerinde, uzandı” - ışıklar saçan kocaman yüreğimle senin o hâlâ karanlık ruhuna karşı, tamamiyle uzanmak isterdim üstüne senin, dudaklarım dudaklarının üstünde, alnım alnının, senin o soğuk ellerin yakıcı avuçlarımda, yüreğim çarpa çarpa… (“Ve çocuğun eti ısındı”, der kitap…) çarpıntılı ve düzensiz bir ömür sürmek üzere şehvet içinde uyanasın diye - sonra beni bırakasın diye… Nathanael, işte ruhumun bütün sıcaklığı -al götür. Nathanael, coşkuyu öğretmek istiyorum sana