Bir kere teşebbüsünüz temelden yanlıştır. Çünkü Türk kültürünün kaynak eserlerini isterken bunun "yeni kuşakların kolayca anlayabileceği bir dilde" olmasını şart koşuyorsunuz. Yeni kuşakların seçkin bir küçük bölümü dışında kalanları 1000 kelimeyle konuşan gençler olduğu için bunların anlayacağı şekilde eser yazmak veya hazır-lamak fikir ve duygu bakımından düşmek, alçalmak mânâsına gelir. Halbuki gaye onların seviyesine inmek değil, onları yukarıya çekip çıkarmak olacaktır ki, bu da eserleri alabildiğine sadeleştirmek, yani basitleştirmekle asla sağlanamaz. Bu "Bin Kelimeli Millet", İngilizce yahut İspanyolcayı bilmediği halde İngiliz, Amerikan ve Arjantin şarkılarını mükemmelen ırlıyor. Demek ki kendisine ait olanı da öğrenecek kabiliyeti var demektir. Öğrensin!.. Kültür dizisi dip notları ve açıklamalarla onlara kılavuzluk edebilir ve "malak", "buzağı", "tay", "sıpa", "küşek", "palaz" kelimelerini bilmeyerek ayı yav-rusu, inek yavrusu, at yavrusu, eşek yavrusu, deve yav-rusu, kaz yavrusu diye işin içinden sıyrılan kültürsüz kuşaklar kendi dillerinin zenginliğini kendi kendilerini öğrenmek mecburiyetinde tutulur. Sınavlarda bunlara tümleç, özne uydurmaları yerine "kısrak neye derler?", "boz ve kumral hangi renklerdir?", "hangi hayvanların yavrusuna enik denir?", "bıkmak, usanmak ve bezmek arasındaki farklar nelerdir?" gibi sorular sorulur ve "dövüş-türülmek", "koşturulabilmek" gibi Türkçe kelimelerin Batı dillerinde, Arapça ve Acemcede kaç kelimeyle ifade edildiği öğretilir, bir cümlede "fiil"i sona getirerek konuşmanın büyük bir zihin ve muhakeme üstünlüğü olduğu anlatılır, sözün kısası, dilin kutsal nesne olduğu beyinlerine işlenir.
Sayfa 261 - Ötüken, 1 Kasım 1971, Sayı: 112·Kitabı okuyor
Asos
Assos’un çevresinde kenti besleyecek verimli Toprakları yoktu. Biraz tarım, hayvancılık, ayrıca maden Asos ekonomisinde önemli yer tutar. Burada demir ve gümüşün işlenmiş olduğu bilinmektedir. Assos’un gelir kaynaklarından biri de limanıydı. Asos, uzun yol gemileri için gerektiğinde sığınılacak tek limandı ve bir ara liman işlevi görüyordu. Uzun yıllar Asos, iç bölge mallarının dış satımı sunulduğu bir liman olma özelliğini korumuş olmasından dolayı önemini yitirmemiştir. Ticaret, Assos kentinin kentsel oluşumunu ve nüfus yoğunluğunu belirlemede etken olmuştur. Zaman zaman hareketlendiği düşünülebilirse de, nüfusu ortalama 4500-5000 kişi civarındaydı. Asos bir çok değerli kişi yetistirdigi gibi pekçok ünlü konağa kucak açmış ve ev sahipliği de yapmıştır. Zevki değil Erdem’i ve çileyi savunan stoacı felsefenin kurucularından Kleanthes Asos’luydu. Hermias ‘ın daveti üzerine Aristoteles Asos’a gelmişti, M.Ö. 348-345 yılları arasında burada üç yıl yaşamış, dersler vermiş ve ilk felsefe okulunu burada kurmuştur.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bin yıl sürüyordu ya Şubatım; geldi çattı 2000. "Milenyum" ya. İnsanlık bir bin yıl daha deviriyor ya, 14'lük çocuğun çocukluğu da devrildi, gençliği tutuklu başladı. İşte o "Milenyum" devir teslimini, 28 Şubatımız, devleti-miz, demokratik sol, milliyetçi sağ, liberal sağ koalisyonumuz "cezaevi katliamı" ile idrak etti.
Batıda Tunç Çağı İÖ 2600, Demir Çağı İÖ 1200'de başlamasına karşın; doğuda çok daha erken olmuş; tuncun İÖ 3500 ve demirin İÖ 2800'den beri kullanıldığı kanıtlanmıştır. Böylece, batıda Taş Devri yaşanırken, doğuda 1000-1500 yıl ileri Maden Devri yaşanmıştır.
Sayfa 80
Taş Devri, Avrupa bulgularına göre, dört çağa ayrılır. İÕ 8000'e kadar Paleolitik'te, taş yonga alet yerine, cilalı taş aletler kullanılır. İÖ 3000'e kadar Mezolitik'de, Avrupa'da henüz tarım öncesi avcılık dönemine karşın, doğuda metalürji başlar. İÖ 1500'e kadar Neolitik'de, doğuda metalürji çok gelişirken; batıda, tarım ve hayvancılık henüz başlar. Taş ve Maden Devri arasındaki geçiş dönemine, taş ve bakırın birlikte kullanıldığı çağ anlamında, Kalkolitik denir. Madenciliğin ortaya çıkışına göre, İÖ 5500-3500 arası, doğu için Kalkolitik çağı iken; Avrupa'da, hala karanlık Taş Devri'dir.
Sayfa 78
Katma değer/ Değer katma meselesi
Demir, ham hâlde 30 TL, dövülüp şekil verilerek nal yapıldığında 300 TL, saatin içinde bir yay olduğunda 3000 TL değerindedir. Ham olan her şey piştiğinde ve şekillendirildiğinde kıymeti artar. Buna "katma değer" denir. İnsan da başlangıçta bir bakıma hamdır. Potansiyelinin değere dönüşmesi disiplinle, deneyimle, eğitimle olur. Dönüşme yolculuğunda yapılan hatalar, insanı yavaş yavaş pişirir. Bazen okunan bir kitap, bazen gönle dokunan bir büyük, insanın iç dünyasına yön vererek onu manevî değerlerle bezer.