Edison üstümü başımı elleriyle yokladıktan sonra, "Tesla'nın kilosu 75,5." dedi ve haklı çıktı. Çıplak tartıldığımda kilom 71 geliyordu ve hâlâ da öyledir. Bay Johnson'a yaklaşıp fısıldayarak sordum:
"Edison benim kilomu nasıl bu kadar doğru tahmin edebildi?"
"Şey," dedi kısık sesle. "Sana söylerim ama aramızda kalsın. Uzun zaman önce Chicago'daki bir mezbahada çalışıyordu ve her gün binlerce domuzu tartıyordu. Bu yüzden anlıyor."
Ben düşünce adamıyım şehir kütüphanesi değil. Mevcut bilgiyi değil mevcut olması muhtemel bilgiyi arayın bende.
s.25
Bir davranışın birden fazla sebebi olamaz; davranışa sebep olan ilk düşünce o davranışın sebebiyken, diğerleri bahaneden ibarettir.
s.29
İnsanlar aynı mıknatısın ayrı birer parçası gibidirler. Bir olabilmeleri için önemli olan, birbirlerine doğru noktadan yaklaşmalarıdır.
s.32
Bir hayalim var. Gün gelecek, dört çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülke olacak. (Martin Luther King)
s.44
Velhasıl. Bilinmesi ve doğru olarak kabul edilmesi gereken yanlış; Hiphop’un bir eğlence kültürü olarak doğduğu, protest yapıda doğanın ise Rap müzik olduğudur.
s.68
Hiphop uyuşan beyinlerin değil, düşünen beyinlerin kültürüdür.
s.75
Hiphop kültürü yalnızca temellerini değil uyruğunu da Afrika’dan alıyor.
s.81
Rap, dili olanın seslendirebileceği değil, idealleri ve kültür birikimi olanın dillendirebileceği bir hitap müziğidir.
s.93
Tüklerin Hiphop Kültürü ile Tanışması
-Alpertunga Köksal’ın kurduğu ‘Karakan’ isimli Rap grubu ‘Defol Dazlak’ isimli bir single çalışması yayınladı.
Karakan:
Sence en büyük zaman kaybı nedir kendini başkalarıyla karşılaştırmak dedi köstebek
“İşin doğrusu hep resim olsun istiyorum, birer ada gibiler, sözcüklerin denizinde onlara sığınabiliriz.” (s.8)
“Tilki genellikle sessiz ve hayat onu incittiği için temkinli.” (s.9)
“Maceraları baharda, bir an kar yağarken öbür an güneşin çıktığı bir zamanda geçiyor, hayat da biraz böyle – bir anda değişebiliyor.” (s.10)
“‘Aslında herkes el yordamıyla ilerliyor.’ O yüzden ben derim ki kanatlarınızı açın ve hayallerinizin peşinden gidin.” (s.11)
“‘Başarı ne sence?’ diye sordu çocuk.
‘Sevmek,’ dedi köstebek.” (s.19)
“‘Çok sevdiğin bir söz var mı?’ diye sordu çocuk.Evet,’ dedi köstebek.Neymiş?’
‘Başta başaramazsan biraz pasta ye.’
‘Anladım, işe yarıyor mı peki?’
‘Her seferinde.'” (s.21)
“‘Sence en büyük zaman kaybı nedir?’
‘Kendini başkalarıyla karşılaştırmak,’ dedi köstebek.” (s.24)
“‘Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?'” (s.25)
“‘Tanıdığım yaşlı köstebeklerin çoğu, keşke korkularımızı daha az dinleseydik, hayallerimize daha çok kulak verseydik diyor.'” (s.27)
“‘Daha az korksak nasıl olurduk bir düşünsene.'” (s.29)
“‘Sahip olduğumuz en büyük özgürlüklerden biri, olaylara nasıl tepki verdiğimiz.'” (s.35)
“‘Anda nasıl yaşanacağını öğrendim.’
Leonardo,tarihi kayıtlara göre,Dünya'nın herkesin tahmin ettiğinden çok daha yaşlı olduğunu öne süren ilk kişidir. Onun fikirleri,Dünya'nın 75 bin yaşında olduğunu söyleyen yerine jeologlar Buffon Kontu Georges-Lucas Leclerc' den ve birkaç milyar yaşında olduğunu öne süren Charles Lyell' den üç yüz yıl öndedir.Leonardo'nun bu olağanüstü zaman dilimlerini algılayabilmesinde uzay-zaman bilinci bir rol oynamış mıdır?
• Hidrojen, sadece bir proton ve bir elektrondan oluşan çekirdeğiyle olabilecek en basit atomdur. Büyük Patlama'dan sonra oluşan ilk elementlerden biridir ve evrende en bol bulunan element olmaya devam etmektedir; sayısız yıldızda yanarak helyuma dönüşmesine rağmen gözlemlenebilir evrenin hâlâ yüzde 75'inden fazlasını oluşturmakta ve diğer elementlere kıyasla daha fazla bileşenin içinde yer almaktadır.
• Hidrojenin moleküllerin içinde oluşturduğu zayıf bağlar suya nispeten yüksek bir kaynama noktası verir ve Dünya atmosferinde sıvı halde bulunmasını sağlar. Düşük sıcaklıklarda ise hidrojen bağları birbirinden uzaklaşır ve oksijen atomlarını ayrı bir şekilde bir tür kristal kafes içinde tutar. Çoğu madde katı haldeyken sıvı halinden daha yoğundur ancak bu kafes, buzu sudan daha hafif yapar. Buzdağları bu yüzden yüzer.
• Hidrojene Yunanca "su üreticisi" anlamına gelen bugünkü adını vermek 1783'te başarılı Fransız kimyager Antoine Lavoisier'ye nasip olmuştur.