Yine bir Stefan Zweig klasiği. Gemi yolculuğunda bir insanın hayatına şahit olup satırlara ustalıkla aktarmış. Ben kitabı okumadan önce kitaba ismini veren Amok hastalığını araştırmıştım. Öncelikle bunun hakkında kısa bir bilgi vermek isterim. Psikiyatrik bir hastalık olan Amok hastalığı, bireylerde ani şekilde gelişerek bir anda alevlenen bir tür bilinç kaybı ve cinnet geçime durumunu ifade ediyormuş. Zweig’in bir gemi yolculuğunda karşılaştığı Avrupalı doktorun başından geçen olaya verdiği tepkileri bir amok koşucusunun ruh haline benzetmiştir. Aslında doktor kendisi de farkındadır bu durumun. Belki de öyledir, kim bilir.
Neden bilmem Zweig kitaplarını her okuduğumda kendimi farklı bir dünyanın içinde yaşıyor gibi hissediyorum. Bu kez de amok koşucusunun her hareketinde kahramanımız ile beraber utandım. Spoiler vermek istemiyorum o yüzden çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Sadece kitaptan bir alıntıyla tüm akışı özetlemek istiyorum; ''Bir Amok koşucusuysanız uzun süre cezasız kalamazsınız, eninde sonunda sizi yere sererler...''
Eminim hepimizin de farkında olmadan Amok koşucusu durumuna düştüğü anlar vardır. Umuyorum ki bir amok koşocusu gibi sonumuzu getirmeyiz.
Keyifli okumalar.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kimsenin bilmediği bir yerde, bilinmeyen bir zamanda, kimsenin bilmediği başka bir yerden gelip, herkesin hayatına girip, insanların yüreklerine dokunan bir kız çocuğuyla başlıyor hikaye. Momoyla başlayan serüvende işlenen konu zaman. İnsanların değerli zamanlarını çalan bir gruba karşı, Momo ve bu zamanı dağıtmakla görevli Hora Ustanın savaşının anlatılıyor. Yazar daha telefonunun olmadığı bir dönemden fantastik öğelerle günümüz modern yaşamını(!) ustaca eleştirmiş. Öyle ki kitabın sonunda yazar "Ben size bütün bunları olup bitmiş gibi anlattım, çünkü biri de bana böyle anlattı. Oysa gelecekte olacakmış gibi de anlatabilirdim." Diye ekleyip bi nevi bunu ne zaman okursanız okuyun duman adamlar sizinle ve siz onların zamanınızı çalmasına izin veriyorsunuz demek istemiştir.
Kitabı okurken günümüz şartları canlandı gözlerimin önünde. Anne babaların birbirlerine, çocuklarına zaman ayırmayı bırakması, çocukların sokaklardan alınıp hayal güçlerinin tüketildiği okullara verilmesi, insanların hayatın koşuşturmasında insanlığını unutması gibi her ayrıntısı günümüzü anlatıyor gibi. Sizce de öyle de öyle değil mi? Bir gün mutlu olmak için sürekli çalışıp, çalıştıkça mutsuzlaşan kocaman insan yığınları oluyoruz. Ne kadar farkındayız bu durumun. Ellerimizdeki telefonların romandaki yalnızlığa sürükleyen, insanların zamanlarını çalan duman adamlardan ne farkı var ki? Hayatımız tam da bu romandaki gibi. Tek bir farkla; bizi koşulsuz seven, kimsenin bilmediği bir yerden, bilinmeyen bir zamandan, kimsenin bilmediği başka bir yerden gelip bizleri kurtarmak için duman adamlarla savaşacak Momo yok hayatımızda. Bu hikaye de Momo bizleriz
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma