O esnada sakallarımın uzamaya başladığını fark ettim. Simsiyah rengiyle beni daha da sert ve korkulası bir adam haline getiriyordu. En azından ben öyle olduğumu düşündüm. Belki de öyle biri olmak isteyip olamadığımdandı. Seyrek saçlarımın gürleştiğini aynada gördüm. Bakışlarım değişik bir hal aldı. Gençleştim. Sanırım genç olmayı özlemiştim. "Allah yaşlılığın belasını versin!" dedim içimden. Beni acayip bir güç ele geçirmiş vaziyetteydi ve ben ona karşı koyamıyordum. Avuçlarım kaşınıyor, birilerini pataklamak, bir kavgaya girişmek, sebepsiz yere içimdeki enerjiyi dışarı atmak için dövüşmek güdüsü beni sarmalamıştı. Kasketimi giyip kendimi sokağa attım. Tanıdık bir sokaktı ancak kendi oturduğum yer değildi. Üstüme geçirdiğim yelekli takım elbise koyu renkti, yeleğin çizgileri görülmeyecek kadar soluktu. Şükür ki ayaklarım aynı numara kalmış, kendi tanıdık ayakkabılarımın içindeydim. Acaba bu yeni ben kavgacı biri miydi? Bunu sormadan edemiyordum. Sokağa çıktığımda beni tanıyanlar olacak mıydı? Beni sevmeyen hatta nefret boyutunda benden intikam almak isteyenlere denk gelecek miydim? Geçmişimi bilmeden kendimi ortaya çıkarmam delilik değilse neydi? Ben kendimi bilmezken, ne yaptığımı hatırlamazken geçmişi olmayan biri değil de mazisini hatırlamayan yeni bir kişi olarak sokaktaydım. İlla beni tanıyanlar olacak ve ne yaptığımı bilen kişilerden oluşacaktı bunlar. Biraz tedirgindim. Belki de korkuyordum. Nereden kimin saldıracağını bilmediğimden olsa gerekti. Bacak kaslarım çok güçlü, pazılarım epeyce genişti. Bayağı kuvvetli olmalıydım. Gücümü sınamak için biriyle dövüşmem lazımdı. Aslında kavga çıkarmak istiyordum. Gelişigüzel sadece içimden geldiği için, canım çektiğinden dolayı... Amma da anlamsızdı aslında. Durduk yerde sebepsiz bir şey için birine dayılanmak
Sayfa 144·Kitabı okuyor
İlk geldiğimiz günlerdeydi. Artık tamamen yerleşmiş, evdeki eksikleri tamamlamıştık. Evimiz bundan sonra, Şam'a yeni gelen arkadaşların uğrak yerine dönmüştü. Grup grup geliyorlar, bizim evde kalıyorlar, sonra da işlerini düzene koyuyorlardı. Marmara İlahiyat'tan birkaç arkadaş da gelmişti. Bir tanesi, saçı üç numara tıraşlı olduğu için, bir bez şapka takıyordu. Bu halde, Mustafa Hoca'nın, caminin hemen altında bulunan bakkal dükkânına gitmiş. Hoca, arkadaşımızı bir güzel azarladıktan sonra, başındaki şapka için şunu söylemiş: "Çıkar onu başından! Biz şapka giymemek için buraya hicret ettik!"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sadece insanların değil, paraların da hayalleri vardır. Bir ihtiyaç doğrultusunda harcandığımızda yeniden şekil alır ve mutlu oluruz. Bizim öyle dinle inançla işimiz olmaz. Haram para falan derler ya, yoktur öyle bir şey. Kimin eline geçersek helaliyle iş görürüz. Türkiye'nin tek sevilen dinsizleriyizdir. Para mutluluk getirmez diye bir laf da vardır ya hani, bu cümle parası olmayanlar tarafından uydurulmuş bir züğürt tesellisinden ibarettir. Biz on numara mutluluk getiririz. "Hesabınıza para geldi" telefonunuza düşen en sevdiğiniz bildirim değilse ben de hiçbir şey bilmiyorum.
Ayakkabılarım yeniydi ama onlar da bir numara büyüktü. Annem, büyüdükçe de giyebileyim diye hep bir numara büyük alır. Ayak parmaklarım içinde oynamasın diye uçlarını pamukla doldururdu.
Sayfa 150·Kitabı okuyor
Alıntı
Ayrıca ihtiyatlı olmalı; insan, kafasındaki meseleyi durmadan düşünmeli ki sonuçla birdenbire karşılaşmasın. Yalnızlığa dayanmanın en önemli şartı, her şeye karşı hazırlıklı bulunmaktır. Gene de telefon birdenbire çaldı ve ben şaşırdım. Beklediğim bir haber yoktu. Yanlış numara çevirmiş olmalılar. Kimler? Münasebetsizler.
Alıntı
“Numara yapmadığın sürece her şey yolunda.”
Sayfa 215·Kitabı okudu
Edebiyat