➡️ *Alacağını veresiye satmak* *Sual: Mal veya para alacağı olan, bunu teslim almadan önce, borçlusuna veya başkasına veresiye satması caiz midir? Taşınabilen bir mal satın alındığında, bunu teslim almadan önce, her hangi bir kimseye satılabilir mi?* *Cevap:* Ödünç verileni kendisi veya vekili teslim alınca, ona malik olur. Veren, verdiğini geri isteyemez. *(Fetâvâ-i Hindiyye)* de diyor ki, (Ödünç alınanı kabzetmeden önce kullanmak caizdir). Borçlu, ödünç aldığı malın veya paranın mislini, yani benzerini ödemesi lâzımdır. Ödemeden önce, borcunu [ödünç aldığı şeyin kendisini değil] alacaklısından peşin satın alabilir ise de, veresiye satın alamaz. Ödünç aldığını alacaklısına satabilir. Bunun gibi, bir kimsenin, mal satmaktan veya ödünç vermekten veya miras, hediye, sadakadan ve ücretten ölçülebilen mal veya para alacağı olsa, bunu teslim almadan önce, borçlusuna veya başkasına veresiye satması caiz değildir, haramdır. Pazarlık ettiği yerde semenini alsa, peşin satmış olur. Bu da, yalnız borçlusuna caizdir. Para bozdururken birinin peşin kabzedilmesi lâzım olduğu buradan da anlaşılmaktadır. Yalnız, taşınabilen bir mal satın alındığı zaman, bunu teslim almadan önce, peşin de olsa, hiç kimseye satmak caiz değildir. Görülüyor ki, ödünç mal alan kimse, ödemek için bunun benzerini bulamayınca, yerine başka mal veya parasını vermek için sözleşirlerse bunu, söz kesilen yerde, hemen peşin vermesi lâzım olur. Malı veya parayı ilerde vermek için sözleşmeleri haram olur. Haramdan kurtulmak için, borçlusundan borç karşılığı az bir malı peşin satın alıp, kabzettikten sonra, bu malı ona o paraya veresiye satar. Anlaşamazlarsa, benzeri bulununcaya kadar beklenir. Buğday ödünç alsa, buğdayın fiyatı çok değişse, yine aynı hacimde buğday ödemesi lâzımdır. Bir kimsenin, birisinden yüz
Alıntı
➡️ *Muhtaç olanın faiz ile borç alması* *Sual: Muhtaç olanın faiz ile borç alması caiz midir? Köylüye ödünç verip gelecek senenin mahsulünden almak caiz midir?* *Cevap:* *(Bahr)* da diyor ki, (Muhtaç olanın faiz ile borç alması caizdir). Fakat, buna da faiz ile ödünç vermek haramdır *[Eşbâh]*. Nafakası olmayıp bulamayanlara muhtaç denir. İslamiyet, bu ihtiyacı zaruret kabul etmektedir [Eşbâh]. Böyle bir fakir faizsiz *(Karz-ı hasen)* bulamazsa, haram olduğu için faiz ile de ödünç veren bulunmazsa, bu fakiri telef olmaktan kurtarmak için, ihtiyacı kadar muamele ve Iyne yolu ile ödünç verilmesi caiz oldu. Nafakasından fazla mal, bina sahibi olmak için ve ticaretine sermaye yapmak için faiz ile ödünç almak ve buna, muamele ve Iyne yolları ile de ödünç vermek caiz değildir. Selem yolu ile ödünç vermek, yani köylüye, ödünç parayı, çok ucuza selem semeni olarak peşin verip, sonra bu para karşılığı olarak, yeni senenin mahsulünden çok fazla buğday veya pancar veya pamuk satın almak caiz değildir. Sözleşme zamanında çarşıda bulunmayan gelecek sene mahsulü selem yapılmaz. Köylüye, böyle caiz olmayan, selem yolu ile para vermek, *(Muamele)* ile ödünç vermekten ve *(Iyne)* den daha fenadır. Köylüleri ve köyleri harap etmektedir. *Tam İlmihal s. 827* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... 💙 *Osman Ünlü ile Huzura Doğru YouTube Kanalı* youtube.com/@osmanunluhuzur... ❤️ Beğen 👉 Paylaş 📣 Tavsiye Et
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Alacakaranlıkta sokak şarkıları
Abartılmış sorumlulukların tutsağı olup olmadığınız kuşkuları, barbut oynamaya koyulurlar alnınızın kırışıklarında... Çetin Altan
Alıntı
Alacakaranlıkta sokak şarkıları
Abartılmış sorumlulukların tutsağı olup olmadığımız kuşkuları, barbut oynamaya koyulurlar alnınızın kırışıklarında...Yok geçinme derdi, yok çalışma disiplini, yok konferans randevusu, yok söz verilmiş kitap, yok ödenmesi zorunlu para, yok değiştirilecek dam saçağı, yok dökülecek çöp kovası, yok alınacak yarım ekmek, yok temizletilecek pantolon, yok lastiği şişirilecek araba, yok edilecek telefon, yok gidilecek misafirlik, yok suyu tazelenecek vazo çiçekleri, yok elinin körü, yok ananın örekesi...*Tıpkı beklenmedik bir anda duruveren bir saat gibi, tıpkı tık diye dünyadan kaybolma gibi, hepsinden bir anda vazgeçip; bir istasyonda ilk gelen terene, sonra ilk gelen otobüse, sonra ilk kalkan uçağa, sonra ilk gördüğünüz vapura binerek, aklınızın yönlendire yönlendire üstünüze giydirdiği yaşam biçimini, bir ceketi çıkarırcasına sırtınızdan çıkaramaz mısınız?*Vaktiyle bir Stockholm gecesinde Afganistana gitmeye karar vermiştim.Kalkıp gitmiştim de...Dönüşte "Bir uçtan bir uca"nın iki bölümü yazılmış oldu.Çok da iyi oldu.Avareliğin de kendine göre bambaşka bir aklı vardır.Alışkanlıkları güvence çemberi içinde tutmaya çalışan aklın ise, avareliği çokçası bücür kalıyor.***Sabahları yürürken okula giden çocuklarla, işe giden büyüklerin birbirini tamamlayan parantezleri, bazen içimi bunaltır.Görünmez bir iradenin gitgelli mekanikliğinde, ekmek parası kazanmak...Yediden talime başlayıp, altmış beşine dek...Sonra emekli olmak...Sonra da ölmek...Gitgelli mekaniğin dışına düşmeme azminde, akıllı bir yaşam işte...İyi be...Geçip giden trenler başkaları için...Geçip giden uçaklar başkaları için...Geçip giden vapurlar başkaları için...Geçip giden otobüsler başkaları için...Güvenceleri bozmadan akıllı bir yaşam, gebermeden önce aç kalmamak için...Aç kalıp kalmama trapezlerinde çift
Geçip giden trenler başkaları için... Geçip giden uçaklar başkaları için... Geçip giden vapurlar başkaları için... Geçip giden otobüsler başkaları için... Güvenceleri bozmadan akıllı bir yaşam, gebermeden önce aç kalmamak için... Aç kalıp kalmama trapezlerinde çift perendeli atlayışlar yapmadan da; anılar albümü, sıçan kuyruğu kadar sıska kalıyor. Çetin Altan "bütün giden trenler başkaları için mi çetin altan" ile ilgili bu videoya göz atın share.google/c16E8hsOKuFGgGg8w
EsraSultan önerirsin de almaz mıyım? :)
İki farklı dünya, iki farklı kalem, iki farklı dönem... Ama ortak bir tutkumuz var : Okumanın büyüsü Ana Northanger Manastırı
Alıntı