They shoot horses, don't they?
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 11:32
-Belki de bu dünya rol dağıtımı bürosundan farksız. (Filmden alıntı) Bir dans pistine gidiyoruz ve canımız çıkana kadar dans edeceğiz, öyle romantizm falan yok yalnız. Büyük Buhran dönemi, insanların karınları aç ve yarışmada 2 büyük, 4 küçük öğün yemek veriliyor. En sona kalan bir çift büyük ödülün sahibi olacak. Okurken dans pistini hayata benzettim. Bir sürü olaylar oluyor ve sen hayatına devam etmek için düşsen bile kalkıp devam etmek zorundasın. Kitap biter bitmez 1969 yapımı filmini de izledim. Kafamdaki görüntülerle pekiştirdim. Bugün 88 yaşında olan Jane Fonda filmde kısa saçlarıyla beni kendine hayran bıraktı. Kitabı ve filmi anlatmayacağım ama özellikle önce okumanızı sonra izlemenizi isterim. Zamanının açlık oyunları gibi sponsorlar, piste atılan peniler durumun vehameti...
Duygu ve Düşünce
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026442 okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200217 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şıkzade
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Şık - Hüseyin Rahmi Gürpınar - Roman - Ekim 2025 88 Sayfa Doğunun ve batının kesişmiş olduğu bu büyük başkentin kültür mozağini oluşturan birimlere baktığımızda bir çok farklı ülkelere mensup toplulukları görüyoruz. Bu topluluklar kendi kültür varlıklarının temsilcileri gibi görülürler. Doğuyu temsil eden bizim kültür katmanımızda batıda eğitim almış, batının özelliklerini tamamıyle bilen bir zümrenin olmasına karşın batıyı giyim, kuşam yeme içme ve yaşamı ile tasavvur eden insanlarımızda hayli fazla idi. Bu insanlar kılık kıyafetleri ve batının yaşam tarzını taklit ederek batılı olduklarını ya da olacaklarını sanmaktaydılar. Hüseyin Rahmi, yazdığı bu ilk "Şık" romanıyla sanatsal bir ürün ortaya çıkartmak yerine toplumun bu çelişkili yanını ortaya koyar. Hüseyin Rahmi gençtir. Şık Romanının bir kısmını bitirmiş, çekinerek Ahmet Mithad Efendi'ye okuması, gazetesi Tercuman-ı Hakikat' te yayınlanması isteğiyle gönderir, pek umutsuz olarak. Ahmet Mithad Efendi okuduğunda bir cevherle karşı karşıya olduğunu anlar ve görüşmek üzere davet eder. Romanını bitirmesini isteyerek, yayınlayacağını söyler. Şayet bir okur olarak bu toplumun batılılaşma serüvenine ilgi duyuyorsanız "Şık" sizler için önemli bir romandır. Öneririm. * Reklam değildir. . . . . . . #okudumbitti#okurönerisi#önerikitap#okumakgüzeldir#oku
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Özgür Yayınları · 20145,9bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 130. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 07:30
"Sizce güç, adaleti her zaman gömebilir mi?" Selam kitap dostlarım! Bugün sizlerle, Yiğitcan Erdoğan’ın Türk siyasi tarihinin en karanlık ve gizemli olaylarından birini merkezine alan "Ankara Cinayeti 1945" adlı çizgi romanını paylaşmak istiyorum. Ayrıca Yazar Yiğitcan Erdoğan, çizerler Gizem Malkoç, Gülenay Elif Atmaca ve Selçuk Ören'in çizimleri çok beğendim. ​Hikaye, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen bitiminde, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde yaşanan sarsıcı ve gerçek bir olaya dayanıyor. Ankara’nın en ünlü doktorlarından Neşet Naci Arzan, Samanpazarı’ndaki yazıhanesinde öldürülür. Cinayetin hemen ertesi günü Reşit Mercan adında bir genç teslim olup suçu üstlense de, olay göründüğünden çok daha karmaşıktır. ​İşin derinine inildiğinde, bağlar devletin zirvesine kadar uzanır. Katil zanlısının cinayet silahını temin ettiği kişi, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın oğlu ve aynı zamanda valinin özel kalem müdürüdür. Skandalın büyümesini engellemek isteyen Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın, genci makamına çağırarak suçu üstlenmesi için baskı yaptığı iddia edilir. Olay kısa sürede bir cinayet davası olmaktan çıkıp, perde arkasında devasa bir güç savaşına dönüşür. ​Yiğitcan Erdoğan, sadece 88 sayfada İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen dünya dengelerini, taze başkent Ankara’nın atmosferini ve tek parti döneminin bu en büyük "derin devlet" skandalını çizgilerin gücüyle anlatıyor. Tarihe ve çizgi romanlara ilgi duyanların kesinlikle göz atması gereken bir eser.
Ankara Cinayeti 1945Yiğitcan Erdoğan · İkinci Adam Yayınları · 20264 okunma
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:25
“İnsanı insan yapan şey gerçekten nedir?…” Daniel Keyes ~ Algernon’a Çiçekler 9/10 Mayıs ayının son kitabı yine yeni bir yazarla tanıştırdı beni. Okuru ikiye bölen Algernon’a Çiçekler, hakkında en çok yorum okuduğum kitaplardan biriydi. Ben ise kitabı seven taraftayım.. Kitap; zeka, yalnızlık, sevgi ve kabul görme ihtiyacı üzerine düşündüren etkileyici bir hikâye sunuyor. Charlie Gordon’un yaşadığı değişimi adım adım takip ederken onunla birlikte seviniyor; sorguluyor ve zaman zaman hüzünleniyorsunuz… İnsan değiştiğinde çevresindeki insanlar onunla birlikte değişiyor mu, yoksa sadece bakış açıları mı ortaya çıkıyor? Zekâ arttıkça hayat gerçekten daha anlamlı mı olur, yoksa insan bazı şeyleri fark ettikçe geri dönüşü olmayan bir yükün içine mi girer? Belki de asıl mesele ne kadar bildiğimiz değil, bildiklerimizle nasıl baş ettiğimizdir… “Herkesin senin düşündüğün gibi olmadığını öğrenince sakın üzülme.” (43) “Her şeyi sözcüklere dökmek her zaman gerekli olmayabilir.” (88) “Sevgi ve şefkat eli degmeyen zekâ ve eğitim beş para etmez.” (262) Zekânın insana her kapıyı açacağına inanıyoruz. Peki ya açtığı kapıların ardında mutluluk yoksa? . . .
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Bir kahve içtiler ve…
9/10
·192 syf.·
2020 26. kitabı
- Her şey huzursuzlukla başlıyor. Kitabı bölüm bölüm incelemek istedim. Her hikayede aslında tıpkı vahdeti vücut gibi aynı ana yola ulaşan tali yollar gibi kısa mesajlar var. I. BÖLÜM 1) Aynalı Baba ile Konuşma ilk çatışma: “Kalbimle inkâr ettiğimi aklımla, aklımla inkâr ettiğimi kalbimle kabul ediyordum.” “Yalnızca ben “var”ım. Çünkü “hiç”im ve “yok”um. Varlığım mutlaktır. Yokluk, bağımlı olan için vardır. Mutlak “varlık”tır, “var”dır.” ↳ Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) “Ben” insan egosu değil, ilahi varlığın bir yansımasıdır. Tasavvufta insan kendi başına bir varlığa sahip değildir. Bir aynanın içindeki görüntü gibidir. Ayna çekilirse görüntü yok olur. Kişi kendi benliğini yok saydığında geriye kalan tek gerçeklik Allah’tır. - Benliğimden vazgeçtiğim an, gerçek varlığın bir parçası olduğumu anlarım. - Eğer bir şey mutlak ise onun dışında bir varlıktan söz edilemez. Evrende her şey tek bir kaynaktan geliyor. Mutlak varlık için yokluk diye bir kavram yok. Eğer bir şey mutlaksa, onun zıttı yokluk imkânsızdır. Özet: ölmeden önce ölünüz. Benim bu küçük, sınırlı ve aciz benliğim aslında koca bir hiçtir. Ben bu hiçliği kabul ettiğimde aslında her şey olan o Mutlak Varlık ile birleşirim. Gerçekten var olan tek şey O’dur ve ben O’nun bir yansımasıyım. Kitabın ana felsefesi budur. Bu anlayışla yazılan diğer eserleri toparlamak gerekirse en bilinenleri: (1) Muhyiddin İbnü'l Arabî = Fususü'l Hikem (fikir babası - en büyük şeyh) (2) Mevlana = Mesnevi (3) Yunus Emre = Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm (4) Hallac-ı Mansur = “Enel Hak” - Ben Hakk'ım. Canını vermiştir. (5) Spinoza = Etika → Mantıkut Tayr (Kuşların Dili) → Hay Bin Yakzan → Dünyanın ilk felsefi romanı → Siddhartha 2) Yokluk Tepesi Filibe’yi biraz araştırınca– Bulgaristan / Plovdiv (Alimler yatağı) Meriç
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,3bin okunma