Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasar yaparlardı yeryüzünde.
Uzunca ufak bardağa rakı koydu; iki yudum içti yüzünü buruşturmamaya çalışarak. Günlerdir kafasında, yüreğinde gittikçe artan ağırlığı biraz olsun azaltır mıydı bu?
Yolculuk yapmayana mutluluk yoktur Rohita!
Toplumun içinde kalınca
İnsanların en iyisi bile yolunu yitirir.
Düş yollara.
Gezginin ayaklarında çiçekler açar,
Ruhu gelişir, meyveler verir.
Kusurları yolculuğun zahmetiyle törpülenir.
Olduğu yerde duranın kaderi
O uykudaymış gibi uykuya yatar.
Ve o uyanınca uyanır.
İşte onun için düş yollara Rohita.
Hintliler için hayat sadece yaşanmak için değil, onu anlamak için vardır: Başka türlü söylersek; yaşamak için yaşanmaz. Amaç, yaşamanın anlamını keşfetmektir.