Montaigne için kitaplar, sıkıntı veren, gevezelik eden, kurtulması zor insanlar gibi
değildir. Çağrılmadıkları sürece gelmezler; insan canı hangisini çekiyorsa, onun kapağinı açabilir. "Kitaplığım, benim krallığimdir ve burada mutlak bir kral gibi saltanat sürmeye çalışıyorum." Kitaplar ona düşündüklerini söylerler, Montaigne de onları kendi düşünceleriyle yanıtlar. Kitaplar düșündüklerini dile getirirler ve onda yeni düşüncelerin üremesine neden olurlar. Montaigne sustuğunda, onu rahatsız etmezler; ancak sorulduklarında karşılık verirler. Evet, Montaigne'in krallığı burasıdır
Ve kitaplar da ona hizmet etmekle yükümlüdürler.
Okulda öğretmenler, öğrencileri, kendi görüşlerini üretken bir biçimde geliştirmeye alıştıracak yerde, bu öğrencilerin belleklerini ölü konularla doldurmaktadırlar. "Bu yüzden aklımız ve bilincimiz bomboş kalıyor, " diye yakınır Montaigne ve sonra da acı acı şunu sorar: "Midemizi, sindiremeyeceğimiz, bizi güçlendiremeyecek bir etle doldurmanın ne yararı olabilir?"