Beyaz Leke (Abartıldığı Kadar İyi Mi?)
Puan vermedi
Özellikle Wattpad camiasına dahil olan neredeyse her okurun duyduğu bir kitaptan bahsedeceğim: Beyaz Leke... Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu yorum eleştiri amacıyla yazıldığından kaynaklı bol bol spoiler içerecektir. Gerekli uyarılar yapıldığına göre yiyeceğim muhtemel linçleri göze alarak konuşmama başlıyorum. Öncelikle Beyaz Leke distopya türüne dahil olarak satışa sunulmuş bir kitap. Ana kadın karakterimizin ismi Eftalya Atalar, ana erkek karakterimizin ismi ise Tugay Demir Çeviker. Eftalya Atalar bir avukatken, Tugay ise bir örgüt lideri. Her şeyden önce beni rahatsız eden ve kurgudan uzaklaştıran şey kitabın distopya olarak pazarlanmasına rağmen daha çok bir aşk romanı özellikleri taşıması. Elbette bir roman diğer unsurların yanında aşk içerebilir ancak bu kitabı okurken sürekli aşk fazla ön planda tutulmuş ve tamamen bir aşk romanı haline gelmiş gibi hissettim. Mesela eğer bir kurgu distopya ise ben öncelikle detaylı işlenmiş bir distopik evren bekliyorum, bu kurgu ise bu isteğimi karşılamadı. Yazılmış bir baskıcı devlet vardı fakat bu evren detaylandırılmamıştı. Sadece arka planda baskıcı bir hükümet olduğu söyleniyordu. Tek detaylandırılan yer ada hapishanesinin içi ve krallıktan kişilerdi. Onlar da Tugay ile Eftalya aşkında dram yapabilmek içindi. Yani bir distopik kitap değil, dramatik aşk kurgusu gibiydi. Başka bir hoşuma gitmeyen şeyse yazarımızın Tugay'ı mükemmel ve kusursuz bir erkek karakter olarak yazmaya çalışırken Eftalya hariç herkesi arka planda bırakmasıydı. Ben bir kitap okurken o kitapta kendimi ana kadın karakter gibi değil de orada onları izleyen görünmez bir kişi gibi hissederim. Bu sebeple de hiçbir zaman bir romanı okurken sırf erkek karakter kadın karaktere iyi davranıyor diye onu sevmem. Bir erkek karakteri sevmem için sadece müstakbel
Eleştiri
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
bunlar babadan oğula nesil herhalde.mp4
7/10
·216 syf.·
2026 19. kitabı
Kitabın en can alıcı özelliği kötülüğün kaynağına dair rahatlatıcı hiçbir açıklama sunmaması. Okuru teselli etmek yerine onu insan doğasının en huzursuz edici ihtimallerinden biriyle baş başa bırakıyor. SPOILER ALERT İnsan doğası, annelik, kalıtım ve ahlak üzerine karanlık bir düşünce deneyi diyebiliriz. "katil kim?" hikâyesi gibi başlasa da olaylar çok daha farklı bir form kazanıyor ve "sevgi koşulsuz mudur, yoksa ahlaki gerçeklik karşısında bir noktada yetersiz mi kalır?" sorusuna dönüşüyor. March, kötülüğün biyolojik olarak aktarılabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Canavarın yüzünü tanımak kolaydır; zor olan, onun son derece sevimli bir çocuğun yüzünü taşıyabileceğini kabul etmektir. Christine (anne) kabul edecek mi? banliyö yaşamının sıradanlığı içinde ilerleyen 216 sayfa.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026120 okunma
Reklam
Puan vermedi·216 syf.··
2026 32. kitabı
Elimde bu güzel çiçekleri tutarken, Kötü Tohum'un kapağındaki o sessiz canavarı ve onu yetiştiren annenin çaresizliğini düşünüyorum. Çiçeklerin kırılganlığı ile Rhoda'nın merhametsizliği arasındaki uçurum... Bir anne için, dünyadaki en büyük sevgi nesnesinin, aynı zamanda en büyük korku kaynağına dönüşmesini izlemekten daha acımasız ne olabilir? Christine'in çaresizliği, sadece kızını koruyamaması değil, onu kimden koruması gerektiğini—kendisinden—keşfettiği andır. 'Bu ateşi ben mi yaktım?' sorusu, çiçeklerin kokusunu bile kül ediyor. Ahhh canım anne bu çiçekler içindeki yangına
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026120 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Romanın merkezinde sekiz yaşındaki Rhoda Penmark var. Dışarıdan bakıldığında kusursuz, uslu ve sevimli bir çocuk gibi görünüyor. Ancak annesi Christine zamanla kızının çevresindeki bazı ölümler ve kazalar arasında rahatsız edici bağlantılar fark etmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe okur şu soruyla yüzleşiyor: İnsan doğuştan mı kötüdür, yoksa sonradan mı kötü olur? Romanın en güçlü tarafı karakterleri. Rhoda ve Christine bana göre olması gerektiği gibi yazılmış karakterlerdi. Özellikle Christine’in yaşadığı korku, şüphe ve çaresizlik romanın psikolojik gerilimini taşıyan temel unsur. Kitap boyunca yalnızca Rhoda’nın ne yapacağını değil, bir annenin çocuğuna dair korkunç bir gerçekle yüzleşme ihtimalini de takip ediyoruz. Kötülüğün doğuştan geldiği tezi romanın merkezinde yer alsa da William March’ın bu fikri güçlü bir şekilde temellendirebildiğini düşünmüyorum. Buna rağmen kitap ilgisini kaybetmiyor çünkü asıl etkisini tezinden değil, yarattığı huzursuzluk hissinden alıyor. Rhoda’nın sakin ve kusursuz görünen tavırlarıyla işlediği eylemler arasındaki çatışma romanın en rahatsız edici tarafını oluşturuyor. Kötü Tohum benim için kusursuz bir roman olmadı. Yine de güçlü karakterleri, gerilim duygusunu başarıyla kurması ve dönemine göre cesur sayılabilecek soruları nedeniyle okumaya değer bir eser olarak aklımda kaldı.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026120 okunma
10/10
·928 syf.··
2026 41. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 18:56
Aslı'nın dili inanılmaz akıcı ve sürükleyici. Bu kitabın kalınlığına bakmayın gerçekten çok güzeldi. Karakterlere insnılmaz bağlandım özellikle de Gamze ve Marco'yla ayrı bir bağım var. Ben de tabii ki herkes gibi kitaba başlamadan önce sonu ile ilgili spoiler yedim o yüzden ağlamayacağımı düşüyordum ama hıçkıra hıçkıra ağladım ve ben daha önce hiçbir kitapta ağlamamıştım. Sonunu da çok beğendiğimi söylemek istiyorum. Her kitap mutlu bitmemeli ve bu kitaba bir tek bu son yakışırdı.
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,859 okunma
7/10
·928 syf.··
2026 18. kitabı
Beyaz Leke 2 - Aslı Arslan #okudumbitti #kitapyorumu Öncelikle eline sağlık yazarım, bizi Avukat Eftalya Atalar ve Pilot Tugay Demir Çeviker ile tanıştırdığın için. İkinci kitap oldukça uzundu ve çok fazla olay vardı. Bir kısımda sıkıldığımı itiraf edeyim ama bir kısımda da kitap elimden düşmedi. Karakterlerin derinliği, hikayeleri ve olayın işleyişi çok güzeldi. TAMAMEN SPOİLER İÇERİR Tugay'ın özgür halleri gerçekten çok güzeldi. Çevresinin ona karşı empati yapmaması sinirimi bozdu, adam yeni hapisten çıktı hiç anlayışlı değillerdi. Eftalya ile bakışarak anlaşmaları çok iyiydi, ayrıca Eftalya'nın Gamze ile olan dostluğu da çok güzeldi. Tugay'ın terk edildiği kısım, dram olarak çook iyiydi. Eftalya'nın sebebini pek mantıklı bulmadım, Tugay'a söylese zaten her şeyi hallediyor ama İngiltere sahneleri harikaydı. Kitapta ana konu hain olmasına rağmen araştırma açısından önem verilmediğini düşünüyorum. Tugay çok zeki biri ama haine biraz dikkat etse bulabilirdi. Verilen ipuçları ve güvendiği kişileri çıkardığında zaten geriye tek bir isim kalıyordu. Defne'nin hikayesi kitap ortasında çok havada kalmıştı ama sonunda bir yere bağlanması iyi oldu. Giray'a üzüldüm ama savaş öncesi terk etmesi (geri dönse bile Tugay'a bunu yaşatması) beni ondan biraz soğuttu. Sinan... Belli etmese de çok acı çekti. Marco ile olan saygılı halleri, suya girmesi ve finalde olan olayla birlikte gerçekten çok derin bir karakterdi. Yer yer elbette mantık hataları vardı, bence bu kadar uzatılacak bir konu yoktu. Özellikle Tugay'ın şehri yakması ve gerçekten plansız hareket etmesi yanlıştı. Ülkeye demokrasi getirilme fikrini sonradan benimsemeseler ne yapacaklardı? Yola ilk çıktılarında hiçbir amaçları olmadığını gördük. Ses çıkarmaları bir amaca bağlanmalıydı ama bu amaç yolun ortasında
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,859 okunma
Reklam
Reklam