Sigarayı bırakmanın kolay yolu kitabı ile sigarayı gerçekten müthiş kolaylıkla bıraktığım için aynı ayarda bir kitap olacağı beklentisiyle başladım. Belki de hata bendedir bilmiyorum ancak kitap sürekli aynı şeyi tekrar ediyor, net bir anlatı sunmuyor. "Benim yolumla her şey kolaylaşacak az sonra göreceksiniz" diyor ama o az sonra bir türlü gelmiyor ve bu nerdeyse kitabın tamamında devam ediyor.
Asıl problem şurada çıkıyor ki anlattığı şeylerin çoğu zırva. Protein alımımız için illa et mi yemek gerekiyor diyor, örnek için de inekler et mi yiyor diyor, peki aslanlar ot mu yiyor? Ayrıca günümüzde baklagillerden alınan proteinle etten alınan proteinin aynı faydayı sağlamadığını da biliyoruz. Yani daha fazla yazmaya değmeyecek kadar zırva dolu.
3 puanı ise yediklerimi değerlendirmeye almamı sağladığı ve acıkma ile ilgili bakış açıma dair düşünmemi sağladığı için verdim. Bu kitabı beğenenlere zaten söylenecek söz yok ancak bu zırva bilgilerin basılmasını sağlık otoriteleri nasıl izin vermiş anlamak güç.
Devlet öyle bir binadır ki çöktüğü zaman altında sadece halk kalır. Yıkıntılarının arasından çıkan tek ceset, halka ait olandır. Devleti yönetenlerse hayatta kalmak için pazarlık yapar. Buna, can pazarlığı denir. Mide bulandıran bir alışveriştir. Tanık olanı iğrendirir. Pazarlık kokusu, yapanın üzerine öyle bir siner ki yedi sülalesi burnunu tıkar. O günlerde, Osmanlı toprağı böyle kokuyordu. Hayvan gübresinden beter. İnsanlar gazeteleri, elleri ağızlarında okuyor, kusmamak için kendilerini zor tutuyordu. Fransa’nın başbakanı Clemenceau, İstanbul’un Türklere bırakılamayacak kadar değerli bir şehir olduğunu, çünkü Türklerin tarih boyunca fethettikleri her yeri imha ettiklerini söylüyor, insanlar okuyordu. Paris Barış Konferansı’nda Sadrazam Damat Ferit, Osmanlı’nın parçalanmasının mümkün olmadığını açıkladığında, Amerikan Başkanı Wilson: “Ben bu kadar aptalca bir şey görmedim” cevabını veriyor, insanlar yine okuyordu.