işte yaşam bu dedim kendi kendime. en azından benimki öyle. sevdiğimiz varlıklar gidiyor, bizden uzaklaşıyorlar. ben onlardan uzaklaşıyorum. onları gözden yitiriyoruz. mutlu olduğumuz yerlerde şimdi başkaları yerleşmişler. belleğimiz olarak adlandırdığımız ancak hayaletlerle dolu. ama dolu; bizim için önemli olan hiçbir şeyin, hiçbir insanın kaybolmadığının kanıtı. ya zaman geçmeseydi?
sürekli bir şeyler yapmak ya da yapacak bir şeyler icat etmek zorunda olduğumuz fikri içimize işlemiş. insanın bir meşguliyetinin olması bir bakıma iyi bir şey, uğraştığımız şey çok aptalca olsa bile. ne pahasına olursa olsun sıkılmak istemiyoruz ancak ben, sıkılmaktan hoşlandığımı fark ettim. sıkıntının hakkı yeniliyor.